Orta Doğu’da dengeleri sarsan ABD-İsrail ve İran arasındaki savaşta benzer tutum alan Türkiye ile İngiltere arasında Stratejik Ortaklık Çerçeve Anlaşması imzalandı. Peki, “yeni bir dönemi başlatmak üzere” imzalandığı duyurulan bu anlaşma ile iki ülke neyi hedefliyor?
HABER MERKEZİ – ABD-İsrail ve İran arasında 28 Şubat’ta başlayan savaş ve ardından 8 Nisan’dan ilan edilen ateşkes ve sürdürülen görüşmeler gündemdeki yerini korurken, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 23 Nisan’da İngiltere’ye kritik bir ziyarette bulundu. Bu ziyaret, aynı zamanda NATO ve ABD arasında yaşanan gerilimlerin sürdüğü, Avrupa Birliği (AB) liderlerinin Güney Kıbrıs’ta Orta Doğu’yu yakından ilgilendiren toplantısının yapıldığı bir dönemde gerçekleşti.
İngiltere ile ABD arasında İran savaşı sonrasında görüş farklılıkları ortaya çıktı. İngiltere, daha önce Irak ve Afganistan başta olmak üzere pek çok konuda ortak hareket ettiği ABD ile İran’da ayrı düştü. Savaşa fiilen dahil olmadığı gibi ABD’nin Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz nedeniyle yaptığı destek çağrısına da olumlu yanıt vermedi. Bu tutum farklılığının sadece İran savaşıyla sınırlı olmadığı, Orta Doğu’ya yönelik kapsamlı stratejiler konusunda da yaşandığı belirtiliyor.
İngiltere’nin İran’ın bölgesel gücünün sınırlanmasını istemekle birlikte rejimin yıkılmasına yol açabilecek olası bir değişikliğe sıcak bakmadığı ve bu nedenle İsrail’den yana tutum alan ABD yönetimiyle farklı düştüğü ileri sürülüyor. Türkiye’nin İran’daki savaşa yönelik tutumunun da benzer olduğuna dikkat çekiliyor.
NATO üyeliği tartışıldı | Pentagon e-postasında İspanya detayı
İngiltere AB üyesi değil, 2020’den itibaren resmen birlikten ayrıldı. AB ülkeleri de İran’daki savaşta ABD’den yana tutum almadı ve ABD Başkanı Donald Trump’ın destek çağrılarına olumlu yanıt vermedi. Bunun üzerine AB ve İngiltere ile ABD arasında NATO konusunda bir süreden beri devam eden gerilim yeni bir boyut kazandı. Trump, ABD’nin NATO’dan ayrılmasını düşündüğünü dile getirdi.
AB ülkeleri, ABD’nin başta NATO konusunda olmak üzere benzer konulardaki farklı tutumundan hareketle kendi güvenliğine yönelik arayışlarını sürdürüyor. ABD’ye olan bağımlılığın azaltılması ile izah edilen yeni dönemdeki arayışlar çerçevesinde AB ülkeleri geçen hafta Güney Kıbrıs’ta dikkat çekici bir toplantı düzenledi. Toplantıya AB ülkelerinin liderlerinin yanı sıra Lübnan, Suriye, Ürdün yetkilileri de katıldı. Ancak NATO üyesi ve AB’ye aday statüsü bulunan Türkiye toplantıya katılmadı. AB Dönem Başkanı Güney Kıbrıs, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı davet ettiklerini, ancak Erdoğan’ın toplantıya katılmadığını duyurdu. Bununla birlikte AB Komisyonu Ursula von der Leyen’in toplantıdan kısa süre önce AB’nin Rusya ve Çin’in yanı sıra Türkiye’nin de etkisinden korunması gerektiğine yönelik açıklamaları dikkat çekiciydi ve bu hususlar, AB’nin Türkiye’yi içermeyen yeni stratejik arayışlara giriştiği yorumlarına yol açtı. Bu hususa doğrudan işaret eden göstergeler henüz güçlü olmamakla birlikte, Türkiye’nin AB üyeliğinin artık geçmişte kalmış bir arayış olduğu kosunuda genel bir kabul bulunuyor.
Hürmüz Boğazı ablukası | NATO ülkelerinden Trump’a yine destek yok
TÜRKİYE İLE İNGİLTERE ARASINDA STRATEJİK ORTAKLIK ÇERÇEVE ANLAŞMASI İMZALANDI
Kritik bölgesel gelişmelerin yaşandığı son iki haftada Dışişleri Bakanı Hakan Fidan İngiltere’yi ziyaret etti ve ardından iki ülke arasında “Stratejik Ortaklık Çerçeve Anlaşması”nın imzalandığı duyuruldu. Özellikle İran ve Suriye’de İngiltere ile Türkiye’nin benzer politikalara sahip olduğuna dikkat çekilirken, bu belgeyle iki ülke arasında “yeni bir dönemin başlatılmasının hedeflendiği” kaydediliyor.
İngiltere hükümetinin resmi internet sayfasında yapılan açıklamada da ikili ilişkilerde “yeni bir dönemi başlatmak üzere yeni bir Stratejik Ortaklık Çerçeve Anlaşması imzaladığı” duyuruldu. Açıklamada imzalanan belgenin önemine ve amacına ilişkin şu hususlara yer verildi:
דİngiltere-Türkiye Stratejik Ortaklık Çerçeve Anlaşması, NATO müttefiki ve stratejik ortak olarak iki ülke arasında diyaloğu ve iş birliğini güçlendirmek için sağlam bir temel oluşturmaktadır. İki ülke, mükemmel ikili ilişkileri ve Ortadoğu’da güvenlik ve istikrara yönelik güçlü bir arzu da dahil olmak üzere geniş bir yelpazedeki uluslararası konular ve küresel zorluklar hakkındaki ortak bakış açılarını paylaşmaktadır.
Küresel ölçekte çok kutuplu, parçalanmış bir uluslararası düzene doğru hızlanan geçiş, İngiltere ve Türkiye’yi artan riskler dönemine sokmaktadır. Güvenliğimizin ve kolektif savunmamızın temel taşı olan NATO, siyasi ve askeri önemini artırmıştır. NATO’nun Stratejik Konsepti ile caydırma ve savunmanın temel görev olarak vurgulanması, Euro-Atlantik bölgesinin güvenliğinin sağlanmasında iş birliğimizin altını çizmeye devam edecektir. Güçlü transatlantik ilişkiler, Avrupa’da barış ve istikrar için vazgeçilmezdir.
Bu Çerçeve Anlaşması, küresel güvenlik ve refahı teşvik etmek için daha yakın iş birliği yaparak, NATO içindeki iş birliğini ve koordinasyonu artırarak (Avrupa ayağını güçlendirmek de dahil), savunma kapasitesini ve sanayi iş birliğini geliştirerek, terörizm ve organize suçla mücadelede iş birliğini güçlendirerek, insani yardım ve kalkınma iş birliğini ilerleterek, ortak zorluklar karşısında Birleşik Krallık ve Türkiye’nin iş birliğini güçlendirmesini sağlayacaktır.”







