Gökçer Tahincioğlu
Hemen her dayanışma eylemine gelen, yaşamını gazeteciliğe adamış meslek büyükleri, ağır ama öfkeli adımlarla geliyor. Biraz arkalarında, mesleğe bu medya ortamında adım atmak zorunda kalmış, kısa meslek yaşamlarını tutuklamalara, gözaltılara, dava ve soruşturmalara tanık olarak geçirmiş, kendileri de bu davaların hedefi olmuş bir avuç genç gazeteci. Uzun süredir hastalık nedeniyle evden çıkamayan bir meslek büyüğü de burada. Daha önce eyleme gelmeyen birkaç gazeteci de…
Ankara Yüksel Caddesi’nde bir İnsan Hakları Anıtı’nın yer alması, o anıtın bir sembol olarak oraya konulmuş olması ne hazin!
Özgürlüğün ve demokratik hakların, uzun mücadeleler sonucunda kazanıldığını simgelemesi için Ankara’nın ortasına oturtulmuş anıtın çevresi arabalarla kapatılmış.
Eyleme destek için gelen birkaç milletvekili, polisle konuşuyor, neden anıtın çevresinin kapatıldığını soruyor.
“Sizin için değil” diyor yetkili bir polis. Az ileride oturan üç-dört ismi gösteriyor.
Kuyu tipi cezaevlerini protesto için gelen mahkûm aileleri sözünü ettikleri. Konur Sokak’ın başladığı kısımda yerde oturmuş, gelip geçenlere dertlerini anlatmaya çalışıyorlar.






