Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Kürt sorununun çözümüne ilişkin devam eden süreçte geçiş sürecinin son aşamasında yapılması gerekenlerin ise komisyon raporunda belirtilen adımları atmak olduğunu dile getirdi. Uçum, geçiş sürecinde kullanılan dilin önemine vurgu yaptı ve “Kürdistan” ve “siyasi tutsak” ifadelerinin kullanımının doğru olmadığını savundu.
HABER MERKEZİ – Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Kürt sorunun çözümü için devam eden süreçle ilgili yeni bir yazı kaleme aldı.
AA’da yayımlanan yazıda Mehmet Uçum, “geçiş sürecinin”, “Erdoğan’ın liderliği, Bahçeli’nin kararlı ve tavizsiz yaklaşımları ve devlet kurumlarının titiz çalışmalarıyla” güçlü bir şekilde ilerlediğini belirtti.
Yazısında süreçte yaşanan gelişmeleri hatırlatan Uçum, geçen 20 aylık sürede birçok ilerlemeyle hedefe erişmenin eşiğine ulaşıldığını söyledi.
Meclis Komisyonu’nun raporuna değinen ve raporda geçiş süreci hukukuna ilişkin net bir çerçevenin çizilmesi son derece önemli olduğunu kaydeden Uçum, geçiş sürecinin son aşamasında yapılması gerekenlerin ise komisyon raporunda belirtilen adımları atmak olduğunu dile getirdi.
Uçum, beklenen gelişmelere ilişkin şunları kaleme aldı:
Geçiş süreci yaklaşımının yanında Komisyonun adında yer alan demokrasi perspektifine yönelik raporda yer verilen demokrasiyi güçlendirmeye ilişkin öneri ve değerlendirmelerin de TBMM bakımından etkili olacağı öngörülebilir. Çünkü raporun son cümlesinde belirtildiği üzere, rapordaki görüş ve değerlendirmelerin yasa çalışmalarında esas alınması en azından dikkate alınması Komisyonun belirttiği bir husustur. Komisyonun yüksek temsil gücü gözetildiğinde raporun TBMM açısından yasal düzenlemeler için önemli referans belge olduğu rahatlıkla söylenebilir. Elbette demokratik perspektif bakımından raporda yer alan önerilerin tamamı konusunda mutabakat sağlamak mümkün olmayabilir. Böyle olsa da raporun birçok yasal düzenleme açısından teşvik edici olacağı değerlendirilebilir.”
Uçum, yazısında ayrıca geçiş sürecinde kullanılan dilin önemine vurgu yaptı ve muhataplar bakımından toplumun tüm kesimlerine güven vermek ve endişeleri gidermek tartışmasız bir ihtiyaç olduğunu söyledi.
“SİYASİ TUTSAK” VE “KÜRDİSTAN” ELEŞTİRİSİ
Uçum, bu konuda “siyasi tutsak” ve “Kürdistan” kelimelerinin kullanılmasına değindi ve bunların doğru olmadığını savundu.
Uçum’un yazısında bu konudaki ifadeleri şöyle:
Mesela hem siyasi tutsak deyip hem hukuk reformu bir arada konuşulamaz çünkü ideolojik-politik yaklaşımlarla nitelemeler yapılırsa yürürlükteki hukukta yeri olmayan bu nitelemeler üzerinden pozitif hukukun değişim ihtiyacına ilişkin söz söylemek mümkün olmaz.”
Uçum’un yazısındaki diğer değerlendirmeleri şöyle:
“Elbette Terörsüz Türkiye’ye geçiş sürecinin tamamlanmasıyla bu sürecin hukuksal koşulları uygun olan muhatapları vesayetsiz demokratik siyaseti benimseyerek daha etkin olabilirler. Türkiye toplumunun tamamına dönük ve Türkiye halkının tüm kesimlerinin içinde yer aldığı demokrasiyi geliştirme, sosyal politikaları güçlendirme ve ülkesel tüm konularda yürütülen demokratik müzakere süreçlerinin meşru aktörleri olarak çok daha fazla katkı yapabilirler. O noktadan sonra artık demokrasinin gelişme dinamikleri belirleyici olur.
Daha önce de vurgulandığı gibi bu değerlendirmelerden demokrasiyi geliştirme hamleleri geçiş süreci sonrasına erteleniyor gibi abes sonuçlar çıkartılmasın. Geçiş sürecinin kendisi bizatihi demokratik siyaset alanını genişleten ve demokrasiye katkı yapan tarihi bir gelişmedir. Demokrasinin ilerletilmesiyle geçiş süreci iç içedir. Bununla birlikte toplumun tamamının içinde yer alacağı kapsamlı bir demokrasi ve hukuk reformunun bütün şartları sadece geçiş sürecinin tamamlanmasıyla oluşur.
Son sözü Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Kazakistan dönüşü uçakta yaptığı açıklamalara bırakalım: “Biz kararlıyız. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefini istemeyenleri sevindirmeyeceğiz, buna fırsat vermeyeceğiz. Bütün engelleri vakar içinde aşarak ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine mutlaka ulaşacağız.”







