Tuğçe Tatari
…
İddialı mı olur bilmiyorum ama Türkiye ve Suriye ‘Kürt politikalarında’ adeta ortak karar mekanizmasıyla yürüyor. Bu ortamda Ortadoğu uzmanları Suriye’nin yeniden karışma ihtimaline de dikkat çekiyor. “Bu duraksamanın ardından Rojava üzerinden gerilimler de artabilir” diyorlar. O konuda da çeşitli senaryolar var ama bu yazının konusu değil, onlara belki sonra değiniriz. Ama şu net, Ortadoğu’da Suriye hâlâ kaynayan bir bölge. Kürtler ve geçici hükümet arasında yaşanacak gelişmelere herkes soru işaretiyle bakıyor, “her an her şey olabilir” deniyor.
Elimde tek bir ‘rehine’ röportajıyla beklerken aklıma fikir değiştirip o tek röportajı da yayımlama fikri geldi.
Üzerine biraz düşününce savaşın ne demek olduğu, savaş hâlinin nelere sebep olabileceğini anlamak ve görmek açısından ‘tek bir rehinenin, esirin’ de anlattıkları önemli.
Acılar, kayıplar, ölümler…
Bizler bir kelime ile “dondu” derken, bir kelime ile “her şey mümkün” derken aslında ağzımızdan çıkanın bir yerlerde nasıl yaşamsal yok oluşlara karşılık geldiğini düşünemiyoruz bile. Mevzu savaş olunca İnsanlık onurunun nasıl çiğnendiğini bazen unutuyoruz bence.
Savaş, telaffuzu kolay bir kelime ama…
Çocukların donarak öldüğü, öldürüldüğü, kadın bedeninin en ağır şiddete ve hakarete uğradığı, binalardan çırılçıplak atıldığı, kesilen saçları savaşçılar arasında hediyelik eşya olarak dolaştırılan bir ortam… Her kötülüğün mübah sayıldığı, dünyanın görmezden gelebildiği, kimsenin “dur” demediği bir karanlık alan…






