ABD-İsrail ve İran arasındaki savaşta kilit konumda bulunan Hürmüz Boğazı’na güç gönderilmesi çağrısı yapan Trump’a olumsuz yanıt veren Avrupalı liderler, savaşın uluslararası hukukla ilgili meşruiyetini de sorguluyor. Almanya Başbakanı Merz ile AB Temsilcisi Kallas’ın konuyla ilgili açıklamaları dikkat çekti.
HABER MERKEZİ – Avrupa Birliği’nin (AB) 27 üyesinin devlet veya hükümet başkanları, Ukrayna’ya mali destek, İran’daki savaş ve enerji fiyatları ile enerji güvenliği konusunda ortaya çıkan sorunlar gibi başlıkları görüşmek için bir araya geldi.
×Ortadoğu ve Ukrayna’daki gelişmelerin ana gündem maddesi olacağı toplantıya AB Konseyi Başkanı Antonio Costa başkanlık edecek. Toplantıya, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas da katılacak.
Zirvede liderler ilk olarak Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Roberta Metsola ile görüş alışverişinde bulunacak. Metsola’nın ardından zirveye Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres iştirak edecek. AB Konseyi Başkanı Costa’nın daveti üzerine, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de zirveye video konferansla bağlanacak.
Liderler daha sonra Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde ve Euro Grubu Başkanı Kiryakos Pierrakakis’in katılımıyla “Euro Zirvesi” adlı ekonomi odaklı bir oturum düzenleyecek.
AB, ENERJİDE BAĞIMSIZ HALE GELMEYİ TARTIŞIYOR
Zirve öncesinde basına konuşan AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, İran’daki savaş hakkında konuştu. Costa, kimsenin enerji konusunda zorlu zamanlarla karşı karşıya olunduğunu görmezden gelemeyeceğini ve bu sorunu ele almaları gerektiğini belirterek, “İran’daki mevcut çatışma, enerji konusunda öngörülebilir ve güvenilir gelecek elde etmenin en iyi yolunun, yerli enerji üretimini artırmak olduğunu bir kez daha göstermektedir. Bu, özerk ve bağımsız hale gelmenin, enerji sistemimizi güvence altına almanın tek yoludur” dedi.
Mevcut uluslararası kurallara dayalı düzenin “alternatifinin bulunmadığını” kaydeden Costa, bunun dışındaki seçeneklerin “Ukrayna’da savaş, ticarette haksız rekabet, Grönland ve dünyanın diğer bölgelerinde egemenliğe yönelik tehdit” oluşturduğunu söyledi.
MERZ, HÜRMÜZ BOĞAZI İÇİN TUTUMUNU TEKRARLADI VE ULUSLARARASI HUKUKA İŞARET ETTİ
Zirveye katılan Almanya Başbakanı Friedrich Merz, öncesinde basına açıklamalarda bulundu. Merz, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın gemi geçişine izin vermediği Hürmüz Boğazı hakkında bir kez daha konuştu. Ülkesinin deniz yollarının açık tutulması gibi konularda yardımcı olabilmesi için savaşın sona ermesi gerektiği konusundaki ısrarını tekrarlayan Merz, “Silahlar sustuğunda ancak o zaman kendimizi adayabiliriz ve adayacağız. O zaman deniz yollarını açmak ve açık tutmak konusunda çok şey yapabiliriz, ancak devam eden çatışmalar sırasında bunu yapmıyoruz” diye konuştu.
Henüz mevcut olmayan uluslararası bir yetkinin de gerekli olacağını belirten Merz, “Böyle bir konuyu ele almadan önce önümüzde daha birçok adım var” dedi.
×Trump, 14 Mart’ta yaptığı açıklamada “Bir şekilde Hürmüz Boğazı’nı çok yakında açık, güvenli ve serbest hâle getireceğiz” demiş ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma girişiminden etkilenen pek çok ülkenin, boğazın açık ve güvenli kalmasını sağlamak için ABD ile birlikte bölgeye savaş gemileri göndereceğini ileri sürmüştü.
Trump’tan Hürmüz için destek çağrısı | Ret, mesafe ve belirsizlik: Hangi ülke nasıl yanıt verdi?
KALLAS, ABD İLE İSRAİL’İN SALDIRILARININ MEŞRUİYETİNİ SORGULADI

Hürmüz Boğazı ve İran’daki savaş hakkında bir açıklama da AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’tan geldi. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının uluslararası hukuk açısından “meşru güç kullanımı” şartlarını karşılamadığını belirten Kallas, AB ülkelerinin bu savaşa dahil olma niyeti bulunmadığını söyledi. Kallas, “AB olarak önceliğimiz bu savaşın sona erdiğini görmek. Ortadoğu’daki kaos yalnızca bölgeyi değil, küresel dengeleri de etkiliyor” dedi.
Kallas, AB Dışişleri Bakanlarının daha önce Hürmüz Boğazı’ndaki Aspides misyonunun genişletilmesini görüştüğünü ancak bu yönde bir irade oluşmadığını da hatırlattı. Saldırıların hukuki boyutuna dikkat çeken Kallas, şunları söyledi:
“Uluslararası hukukta güç kullanımı iki durumda meşru kabul edilir: Meşru müdafaa ya da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı. Mevcut durumda bu iki şart da sağlanmış değil. Ayrıca savaşın hedefleri de net değil.”
Kallas, bu nedenle AB üyesi ülkelerin çatışmaya dahil olma yönünde bir isteğinin bulunmadığını vurguladı.
KALLAS, ERAKÇİ İLE GÖRÜŞTÜ
Bu arada İran Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Dışişleri Bakanı Erakçi ile Kallas telefonda görüştü. Görüşmede Erakçi’nin, “Hürmüz Boğazı’ndaki denizcilik faaliyetlerinin aksaması, ABD-Siyonist dayatma savaşının bir sonucudur ve Avrupa Birliği ve Avrupa ülkeleri bölgedeki barış ve güvenlikten endişe duyuyorlarsa, sorumsuz tutumlar sergilemek yerine, saldırganlara baskı uygulamaya ve İran halkına karşı askeri saldırganlıklarını durdurmaya çalışmalıdır” dediği aktarıldı.
Kallas da savaşın güvenlik, insani ve ekonomik sonuçları hakkındaki endişesini dile getirerek, savaşın derhal sona erdirilmesi gerektiği konusundaki Avrupa Birliği’nin tutumunu vurguladı.
AVRUPA’NIN 5 ÜLKESİ VE JAPONYA’DAN ORTAK AÇIKLAMA: “UYGUN ÇABALARA KATILMAYA HAZIRIZ”
Öte yandan, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda ve Japonya, yaptıkları ortak açıklamayla, enerji piyasalarını istikrara kavuşturmak için adımlar atacaklarını ve Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçişi sağlamak için “uygun çabalara” katılmaya hazır olduklarını bildirdi.
İran’ın saldırılarının kınandığı ve eylemlerine derhal son verilmesinin istendiği açıklamada, “Boğazdan güvenli geçişi sağlamak için gerekli çabalara katkıda bulunmaya hazır olduğumuzu ifade ediyoruz. Hazırlık planlaması yapan ülkelerin taahhütlerini memnuniyetle karşılıyoruz” denildi.
Açıklamada, stratejik petrol rezervlerinin serbest bırakılmasının memnuniyetle karşılandığı belirtilerek, “Enerji piyasalarını istikrara kavuşturmak için, bazı üretici ülkelerle üretim artışı sağlamak üzere çalışmak da dahil olmak üzere başka adımlar da atacağız” ifadeleri de kullanıldı.






