Wall Street Journal, ABD’nin İran’a yeni bir nükleer anlaşma teklifi sunduğun, teklifin kabul edilmesi halinde 30 günlük müzakere aşamasına geçileceğini bildirdi. Trump’a göre İran ile anlaşmak “çok mümkün” ama savaşın sona erebileceğine ilişkin benzer açıklamalar daha önce de yapıldı. Bu yüzden olası bir anlaşma için şüpheler de korunuyor.
HABER MERKEZİ – ABD-İsrail ve İran savaşının sonlandırılmasına yönelik çabalar yeniden gündemi hareketlendirdi. ABD’nin İran’a sunduğu yeni teklif gündemdeki yerini korurken, ABD Başkanı Donald Trump İran ile olası bir anlaşmanın mümkün olabileceğini yeniden dile getirdi. ABD teklifine yarına kadar yanıt vermesi beklenen İran ise teklifi incelediğini duyurdu. Ancak benzer gelişmeler daha önce de yaşandığı için olası bir anlaşmanın mümkün olup olmadığı konusunda şüpheler var.
‘Tek sayfalık mutabakat’ iddiası – İran: İnceliyoruz | Trump’a göre İran ile anlaşma “çok mümkün”
WSJ DUYURDU: ABD’DEN İRAN’A YENİ TEKLİF
ABD merkezli Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre ABD, İran’a yeni bir nükleer anlaşma teklifi sundu. Teklifin kabul edilmesi halinde 30 günlük müzakere aşamasına geçilecek.
Habere göre İran ve ABD, savaşı sona erdirmek için bir ay sürecek görüşmelerin çerçevesini belirleyecek 14 maddelik bir mutabakat zaptı üzerinde arabulucularla birlikte çalışıyor.
Teklifte İran’ın nükleer silah peşinde koşmadığını resmen beyan etmesi, Fordow, Natanz ve İsfahan tesislerinin tam sökülmesi, Uranyum zenginleştirmeye kalıcı olmayan 20 yıllık bir ara verilmesi ve ABD ablukasının gevşetilmesine bağlı olarak Hürmüz Boğazı’nın kademeli olarak yeniden açılması gibi maddeler öne çıkıyor.
Kaynaklara göre, görüşmelerin odak noktası, önümüzdeki hafta İslamabad’da yeniden başlayabilecek olan müzakereler. İddiaya göre İran, nükleer programının görüşmeye açık olduğunu ifade ederek, daha önceki direncini yumuşattı.
İSLAMABAD’DAN ÖZGÜRLÜK PROJESİ’NE: SONUÇ YOK
ABD-İsrail ve İran arasında 28 Şubat’ta başlayan savaş 40 günün ardından ilan edilen ateşkes ile yeni bir aşamaya girdi. 11 Nisan’da iki ülke heyetleri arabulucu Pakistan’ın başkenti İslamabad’da ilk kez yüz yüze görüşme gerçekleştirdi. Ancak bu görüşme ve ardından devam eden dolaylı görüşmelerden bugüne kadar herhangi bir sonuç çıkmadı.
Görüşmelerin çıkmaza girmesinde özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz ile İran’ın nükleer programında uzlaşma sağlanamamasının etkili olduğu kaydediliyor. İran savaş süresinde yaptığı gibi boğazı gemi geçişlerine kapatmaya devam ediyor. Buna karşılık olarak ABD de İslamabad görüşmesinin sonuçsuz kalmasının hemen ardından, 12 Nisan’dan itibaren Hürmüz Boğazı’na yönelik abluka uygulamaya başladı.
İran, Hürmüz Boğazı’nı gemi geçişlerine kapatarak küresel petrol piyasaları üzerinden oluşan baskıyı ABD’ye karşı bir koz olarak kullanıyor. Dünya petrol ihracatının yaklaşık yüzde 25’nin gerçekleştiği boğazın kapalı kalması İran’ın umduğu sonuçları beraberinde getirdi ve İran, ABD ile müzakerelerde de boğazı bir kaldıraç olarak kullanmaya devam etti.
ABD ise, ablukayla İran’ın petrol ihracatını tamamen kesmeyi hedefledi. Savaştan önce, 2025 yılı itibarıyla 98 milyar dolarlık ihracatının yaklaşık yarısını boğazdan gerçekleştiren İran’ın, savaştan dolayı yaşadığı büyük zarara ek olarak, ABD’nin uyguladığı ablukayla birlikte daha ağır bir maliyetle karşılaştığına dikkat çekiliyor. Ablukadan dolayı özellikle İran’ın petrol ihracatının tamamen durma noktasına geldiği belirtiliyor.
ABD, İran’a geri adım attırmak ve boğazda gemi geçişini sağlamak için son olarak hafta başında Özgürlük Projesi adıyla bir operasyon başlattı. ABD askeri gemileri Hürmüz Boğazı’na girdi ve birkaç geminin geçişine eşlik etti. Ancak bu gelişmeye İran tepki gösterdi ve bazı gemileri hedef alan saldırılarda bulundu. Ayrıca İran Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) bazı hedefleri vurdu. Bu durum bölgede savaşın yeniden başlayabileceğine dair endişeleri arttırdı, ancak ABD ateşkesin devam ettiğini duyurdu ve dün de operasyonun sonlandırıldığı açıklandı.
Her iki tarafın da birbirlerine geri adım attırmak için boğazı bir koz olarak kullandığı belirtilirken, bu durumun halihazırda devam eden görüşmelere nasıl bir etkisi olacağı belirsizliğini koruyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanmanın aşılması konusu, ABD ile İran arasında devam eden görüşmelerde kilit başlıklardan biri. İran, savaştan önce gemi geçişlerine ücretsiz olarak serbest olan boğaz üzerinde hak iddia ediyor ve savaştan sonra yeni bir durumun oluştuğunu ileri sürerek geçişler için ayrıca ücret istiyor. ABD ise boğazın savaştan önce olduğu gibi tamamen geçişlere açık olmasını şart koşuyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI’NDAKİ GELİŞMELER DİĞER MÜZAKERE BAŞLIKLARINI DA ETKİLİYOR
Boğazla ilgili karşılıklı şartların, aynı zamanda müzakerelerin diğer önemli başlıklarında tarafların birbirlerinden taviz koparmaya yönelik çabalarının bir parçası olduğuna da dikkat çekiliyor. Burada da İran’ın nükleer programı öne çıkıyor. ABD Başkanı Donald Trump, dün akşam yaptığı açıklamada bir kez daha İran’ın asla nükleer güce sahip olmasına izin vermeyeceklerini tekrarladı. İran ise, nükleer programının silah amaçlı olmadığında, aksine barışçıl teknolojilere yönelik olduğunda ısrar ediyor. ABD İran’dan nükleer silah yapımında kullanılabilecek elindeki 440 kilodan fazla zenginleştirilmiş uranyumu teslim etmesini talep ediyor, İran ise buna yanaşmıyor.
ABD’nin İran’a sunduğu son teklifte zenginleştirilmiş uranyumun teslim edilmesini, nükleer programını en az 20 yıl süreyle durdurmasını, nükleer silah yapmayacağına dair taahhütte bulunmasını, nükleer tesislerini imha etmesini, bölgesel vekil güçlere verdiği desteği kesmesini ve Hürmüz Boğazı’nı ücretsiz olarak tamamen açık bırakmasını talep ettiği kaydediliyor. İran bu teklifi hala incelediğini bildirdi.
Teklifin İran tarafından kabul edilmesi halinde yine Pakistan’ın arabuluculuğunda en az 30 günlük müzakere sürecinin başlayabileceği ve teklifin detayları hakkında görüşmelerin yapılabileceği belirtiliyor.
KALİBAF ABD İLE DALGA GEÇTİ
İran Meclis Başkanı ve ABD ile İslamabad’da müzakere yürüten İran heyetinin başkanı Muhammed Bakir Kalibaf, sosyal medya hesabında ABD’nin Hürmüz Boğazı’nda hafta başında başlattığı ve dün akşam itibarıyla sonlandırdığı Özgürlük Projesi operasyonunu alaya aldı.
Kalibaf, “Güven Bana Kardeşim Operasyonu” olarak nitelediği Özgürlük Projesi’nin başarısız olduğunu savunarak, ABD’yi kastederek “Şimdi Sahtekarlık Operasyonu ile rutin işlere geri dönüyoruz” diye yazdı.







