İşkence ile Mücadele Günü dolayısıyla ortak bir açıklama yayımlayan TİHV ve İHD, “iktidarın icraatları sonucunda tüm ülkenin adeta işkence mekânı haline geldiğini” kaydetti. Açıklamada kaba dayak, ters kelepçe, çıplak arama gibi uygulamalarla işkencenin “güvenlik politikası” altında normalleştirilmeye çalışıldığı vurgulanarak işkencenin önlenmesi için iktidara çağrı yapılarak 12 maddelik talepler sıralandı.
HABER MERKEZİ – Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve İnsan Hakları Derneği (İHD), 26 Haziran İşkence ile Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü dolayısıyla “İşkencesiz Bir Dünya Mümkün!” başlıklı ortak bir açıklama yayımladı.
Gözaltında ağır işkence ve cinsel şiddet | Epikriz raporu: “Üç gün önce makatından şişe sokulmuş…”
TÜM ÜLKE ADETA “İŞKENCE MEKANI” HALİNE GELDİ
Açıklamada, “Günümüzde, insan hakları ve demokrasi değerlerini tümüyle terk eden, toplum üzerinde baskı ve kontrolünü mutlak hale getiren siyasal iktidarın icraatları sonucunda tüm ülke adeta işkence mekânı haline gelmiştir” denildi.
İşkencenin Türkiye’nin en başat insan hakları sorunu olmaya devam ettiğini savunan iki kuruluş, cezasızlık politikalarına son verilmesi, gözaltı güvencelerinin eksiksiz uygulanması ve uluslararası insan hakları mekanizmalarının tavsiyelerinin hayata geçirilmesi çağrısını da içeren 12 maddelik talep listesini kamuoyuyla paylaştı.
“HİÇBİR ŞEY İŞKENCEYE GEREKÇE GÖSTERİLEMEZ” VURGUSU
TİHV ve İHD tarafından yapılan ortak açıklamada, işkencenin uluslararası hukuk tarafından mutlak biçimde yasaklandığı hatırlatılarak, “Hiçbir istisnai durum, ne harp hâli ne de bir harp tehdidi, dâhili siyasî istikrarsızlık veya herhangi başka bir olağanüstü hâl, işkencenin uygulanması için gerekçe gösterilemez” denildi.
Türkiye’nin 1988 yılında İşkenceye Karşı BM Sözleşmesi’ni kabul ettiği ve Anayasa ile Türk Ceza Kanunu’nda işkenceyi yasakladığı hatırlatılan açıklamada, buna rağmen işkence ve kötü muamelenin Cumhuriyet tarihi boyunca varlığını sürdürdüğü vurgulandı.
Açıklamada, özellikle gözaltı süreçlerinde usul güvencelerinin ihlal edildiği, gözaltı sürelerinin uzatıldığı, avukat ve hekime erişimin kısıtlandığı belirtildi. İHD ve TİHV, kolluk güçlerinin toplantı ve gösterilere müdahaleleri sırasında sokaklarda, evlerde ve iş yerlerinde yaşanan kötü muamele ve işkence uygulamalarının yaygınlaştığını kaydetti.
KABA DAYAK, TERS KELEPÇE, ÇIPLAK ARAMA…
Açıklamada, gözaltı sırasında ve nakil araçlarında kaba dayak, ters kelepçe, hakaret, tehdit, çıplak arama ve soyarak arama gibi uygulamalara ilişkin çok sayıda şikâyet ve rapor bulunduğu belirtildi.
Zorla kaybetme vakalarına da dikkat çekilen açıklamada, 2019 yılında kaçırıldığı belirtilen Yusuf Bilge Tunç’tan hâlâ haber alınamadığı ifade edildi. Türkiye’nin BM Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşmesi’ni henüz onaylamadığı vurgulandı.
Şırnak Cezaevi’nde çıplak arama | Avukatlar gardiyanlar hakkında suç duyurusunda bulundu
HAPİSHANELERDE TECRİT VE AŞIRI YOĞUNLUK
Ortak açıklamada, cezaevlerinin işkence ve kötü muamele uygulamalarının yoğun yaşandığı yerler olduğu hatırlatılarak, aşırı nüfus yoğunluğu ve tecrit uygulamalarının mahpusların fiziksel ve psikolojik bütünlüğünü olumsuz etkilediği belirtildi.
S Tipi, Y Tipi ve Yüksek Güvenlikli cezaevlerinin izolasyon koşullarını ağırlaştırdığı ifade edilen açıklamada, İmralı Cezaevi’nde uygulanan izolasyon rejiminin devam ettiği ifade edildi. Ayrıca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan mahpuslar açısından “umut hakkı”nın tanınması gerektiği kaydedildi.
İKTİDARA ACİL ÇAĞRI: 12 MADDE SIRALANDI
TİHV ve İHD, açıklamalarında işkencenin önlenmesi için iktidara yönelik bir dizi talepte bulundu. İvedilikle gerçekleştirilmesi istenen 12 temel talep şöyle:
- İşkencenin ülkemizde bu boyutta olmasının en temel nedeni, işkence yasağının mutlak niteliği ile bağdaşmayan çok ciddi bir cezasızlık kültürünün varlığıdır. Her şeyden önce cezasızlık politikalarına derhal son verilmelidir.
- Her düzeyde yetkililer işkenceciyi öven, teşvik eden söylemlerden vazgeçmeli, uluslararası mekanizmaların tavsiyeleri doğrultusunda işkence uygulamaları kamuya açık bir şekilde kesin olarak kınanmalıdır.
- Gözaltı koşullarında usul güvenceleri eksiksiz olarak uygulanmalıdır.
- Gözaltı süreleri kısaltılmalıdır.
- Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) kaldırılmalı, BM İşkenceye Karşı Sözleşmeye ek Protokol (OPCAT) ve BM Paris Prensiplerine uygun, tümüyle bağımsız yeni bir Ulusal Önleme Mekanizması (UÖM) oluşturulmalıdır.
- İşkencenin belgelenmesi ve raporlandırılması, bir BM belgesi olan İstanbul Protokolü ilkelerine göre yapılmalıdır.
- İşkenceye ilişkin iddialar İstanbul Protokolü ışığında hızlı, etkin, tarafsız bir şekilde soruşturulmalı, bağımsız heyetlerce araştırılmalı, adli yargılama süreçlerinin her aşamasında uluslararası etik ve hukuk kurallarına uygun davranılmalıdır.
- Tutuklu ve hükümlülerin fiziksel ve psikolojik bütünlüklerine ciddi şekilde zarar veren tek kişi ya da küçük grup izolasyonuna/tecritine dayalı hapishane rejimine son verilmelidir.
- Hapishaneler insan hakları, sağlık ve hukuk örgütlerinin bağımsız denetimine açılmalıdır.
- 14 Ağustos 2024 tarihli BM İşkenceye Karşı Komite’nin Türkiye’nin Beşinci Dönemsel Raporu’na İlişkin Sonuç Gözlemleri’nin 17. paragrafında yer verilen “Taraf Devlet; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılan mahpusların makul bir süre sonra tahliye edilme veya cezalarında indirim yapılması olasılığına sahip olmalarını sağlamalıdır.” tavsiyesinin gereği yerine getirilmelidir.
- CPT raporlarının tümü açıklanmalı, başta CPT ve BM İşkenceye Kaşı Komite olmak üzere uluslararası insan hakları mekanizmalarının tüm tavsiyelerine uyulmalıdır.
- Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulları’nı yürütme erkine doğrudan bağımlı kılan, adeta bir mahkeme gibi hareket ederek yargı yetkisi kullanmasına yol açan tüm düzenlemeler derhal iptal edilmelidir.

BİRÇOK KENTTE EYLEM: İŞKENCE NORMALLEŞTİRİLEMEZ
Öte yandan, 26 Haziran İşkence ile Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü dolayısıyla İstanbul, Ankara, Diyarbakır, Dersim, Adana, Hatay ve Mersin’de basın açıklamaları gerçekleştirildi.
Açıklamalarda işkencenin “güvenlik politikası” altında normalleştirilmeye çalışıldığı ancak bunun “kabul edilemez ve yasak” olduğu vurgulandı.
Pınar Türker’in ‘çıplak arama’ beyanı | Savcılık ve Emniyet: İşlemler mevzuata uygun şekilde yapıldı
AKP’li Gül’den ‘çıplak arama’ açıklaması: Kim ne yapmışsa gözünün yaşına bakmadan takip edeceğiz







