Zafer Yörük
Olağanüstü bir milliyetçi kışkırtma eşliğinde ABD’ye gönderilen “Türkler” bir milli hezimetle kısa sürede gerisin geri döndüklerinde, bunun bedeli hakkında bazı korkular oluşması kaçınılmazdı. Çünkü yakın coğrafyada korkunç, trajik örnekler mevcuttu. Saddam rejimi döneminde futbol başta olmak üzere Irak’ta bütün sportif faaliyetler oğlu Uday Hüseyin’in kontrolündeydi. Uday özellikle milli takım futbolcularına yaptığı işkencelerle namlıydı. Her maç kaybından sonra oyuncuların hepsine falaka dayağı atılması ve lağım suyuyla dolu havuzlarda banyo yaptırılması adettendi. Maçta hata yaptığı saptanan futbolcularsa uzun süre tabutlukta hapsedilir ve sistematik olarak kırbaçlanırdı. Bacak kesme tehdidi de sıkça yapılıyordu ama bacağı kesilen bir futbolcu (neyse ki) vaki değil.
Mağlup tesellisi
Ama Türkiye aşırı medeni bir ülke. Futbol Federasyonu başkanı “kader/kısmet” temalı bir beyanda bulunarak, aynı teknik direktörle devam edileceğini, ayrıca futbolcuların ödüllendirileceğini ilan etti. Futbolculara villa ve 16 milyon dolar prim verilecek. Bu orantısız hatta alakasız ödüllendirmenin bazı sorunları içinde taşıdığı aşikâr. Birincisi, bir Dünya Kupası/savaşı miti yaratarak aylarca kışkırtılan kamuoyunun yaşadığı hayal kırıklığı tamamen göz ardı ediliyor, kimse sorumluluk almayıp bu hezimetin ağırlığını “nasip değilmiş, kısmet değilmiş” diyerek geçiştirebiliyor.






