İran heyeti ABD ile görüşme için İslamabad’da ve heyette yer alan isimlerden birinin H.E. Muhammed Caferi (Mohammed Jafari) olduğu duyuruldu. Bu isim Kürtler için tanıdık. Caferi, 13 Temmuz 1989’da Viyana’da Kürt lider Abdurrahman Qasimlo’yu öldüren ekipte yer alan Muhammad Cafer Sahraroudi’nin kendisi.
HABER MERKEZİ – ABD ile İran heyetleri, ilan edilen ateşkesin ardından bugün Pakistan’ın başkenti İslamabad’da görüşmelere başlıyor. İran heyetine Meclis Başkanı Muhammed Bakir Kalibaf, ABD heyetine ise Başkan Yardımcısı JD Vance başkanlık ediyor ve iki ülkenin heyetleri çok sayıda kişiden oluşuyor. Bu isimlerden bazıları son derece dikkat çekici. İran heyetinde “Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Yardımcısı” sıfatıyla yer alan H.E. Muhammed Caferi (Mohammed Jafari) bunlardan biri.
İran heyetinin en önemli ilk 6 ismi arasında ismi yazılan Caferi, 13 Temmuz 1989’da Avusturya’nın başkenti Viyana’da Kürt lider Abdurrahman Qasimlo’nun öldürüldüğü olayda bizzat yer alanlardan biriydi.
Simko Ağa, Qazî Muhammed, Qasimlo ve bugün… | Kürtlerin İran’da mücadelesi: Yüz yılda 4 kritik dönem
×
SAHRAROUDİ’Yİ ATTI, CAFERİ OLDU: AMA KATİL AYNI KİŞİ
İran Kürdistan Demokrat Partisi (İKDP), eski liderleri Qasimlo’nun öldürülmesinin faillerinden olan Caferi’nin İran heyetiyle İslamabad’a gitmesi hakkında şu açıklamayı yaptı:
“İran’ın Pakistan’daki heyetinde Muhammed Caferi Sahraroudi de bulunuyor. Kendisi, 13 Temmuz 1989’da Avusturya’nın Viyana kentinde barış görüşmeleri sırasında Kürt lider Dr. Abdurrahman Qasimlo ve iki yardımcısını öldüren ölüm mangasının komutanıydı.
Avusturya polisi, 22 Aralık 1989’da hakkında uluslararası tutuklama emri çıkardı. Terörist ve suç geçmişini gizlemek için Sahraroudi uzun yıllardır ‘Caferi’ adını kullanıyor ve soyadından ‘Sahraroudi’yi çıkarıyor.”
QASİMLO CİNAYETİ: 13 TEMMUZ 1983 – VİYANA
Tarihler 13 Temmuz 1989’u gösterdiğinde Avusturya’nın başkenti Viyana’da önemli bir olay yaşandı.
İran’da faaliyet yürüten Kürdistan Demokrat Partisi’nin lideri Abdurrahman Qasimlo’ydu. Bu parti 1946’da Qazi Muhammed liderliğinde Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti’ni ilan etmişti ve o zamandan beri faaldi. 1970’lerin hemen başında ise liderliğine Avrupa’da eğitim görmüş, akademisyen kimliği de bulunan Doktor Abdurrahman Qasimlo getirildi.
Qasimlo ve partisi Şah rejimi döneminde İran’a demokrasi Kürdistan’a Otonomi talebiyle mücadele etti. 1979’da Molla devrimi olduğunda da aynı sloganla Kürdistan Demokrat Partisi Qasimlo liderliğinde mücadelesine devam ediyordu. Molla Rejimi, Kürtlere karşı devirdiği Şah rejiminden farklı bir siyaset izlemiyordu, hatta Qasimlo molla devriminin lideri Humeyni ile görüşmeler de yapmıştı, ancak hiçbir olumlu sonuç elde edilememişti. Aksine devrimin hemen akabinde molla rejimi Kürt hareketini bastırmak için işe koyulmuştu. Bizzat Qasimlo’nun 1988’in eylül ayında, öldürülmeden yaklaşık 10 ay önce, Kürdistan Press gazetesine verdiği demeçte, molla rejiminin 9 yıllık döneminde 45 civarında Kürdün ve 12 binden fazla da Kürdistan Demokrat Partisi peşmergesinin öldürüldüğünü açıklamıştı.
Ancak Kürtlerin mücadelesi sürüyordu ve öbür yandan 1980-88 yılları arasında İran ile Irak arasında da savaş vardı. Savaşın ardından İran, çeşitli kanallardan Kürt örgütleriyle görüşme mesajları yollamıştı. 1989 Haziran ayında kanlı molla rejiminin lideri Ayetullah Humeyni ölünce Cumhurbaşkanı olarak yerine Haşimi Rafsancani seçildi (dini lider olarak da 28 Şubat 2026’da ABD-İsrail tarafından öldürülen Ali Hamaney seçildi) ve Rafsancani çeşitli kanallardan Kürtlerle görüşmelere devam etmek istediğine dair mesajlar gönderdi. Bu çerçevede Qasimlo ve İran yetkilileri arasındaki ilk temas Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Celal Talabani’nin girişimleriyle 30 Aralık 1988’de gerçekleşti, ancak sonuç çıkmadı.
Temmuz 1989’da ikinci kez İranlı yetkililerle görüşmek üzere Qasimlo Viyana’ya gitti. Görüşmenin Viyana’da yapılması isteği İran’dan gelmişti, Qasimlo ise Paris’i istemişti. 13 Temmuz’da, Qasimlo’nun iki önemli randevusu vardı. İlki öğleden sonra Avusturya İçişleri Bakanlığı’da ayarlanmıştı, Qasimlo ve beraberindekiler uzun süre bakanlık binasında bekletildikten sonra randevunun iptal edildiği kendilerine bildirildi. Bunun üzerine Qasimlo ve iki arkadaşı ikinci randevularına gitti.
Viyana üçüncü bölgede bulunan Linken Bahngasse caddesindeki adreste saat 17.30’da gerçekleşecek buluşmanın yerini Süleymaniyeli Fadil Resul ayarlamıştı. Fadil Resul’un yanı sıra, İran Kürdistan Demokrat Partisi Lideri Abdurrahman Qasimlo ve yardımcısı Abdullah Kadir Azeri ile İran’ı temsilen Cafer Sahraroudi, Mustafa Ajvadi ve Amir Mansour Bozorgian görüşmede hazırdılar.
Görüşmede konuşulanlar kayda alındı. Daha sonra Viyana polisinin açıkladığı bu kayıtlarda, son olarak, Qasimlo’nun “Hem eli boş döneceğim, hem de İran söz verdiği otonomi için çalışıyor diyemem” sözleri ve ardından duyulan silah sesleri vardı.
İran devleti adına görüşmeye katılanların amacı gerçekte müzakere değildi; onların bir suikast planı vardı ve orada bunu uygulamışlardı. Qasimlo ile beraberindeki Fadıl Resul ve Abdullah Kadir Azeri olay yerinde öldürüldüler.
Bu arada suikast molla rejiminin lideri Humeyni’nin ölümünün 40. gününde gerçekleştirilmişti ve aynı Humeyni, daha 1979’da Qasimlo’yu Allah’ın düşmanı ilan etmişti.
Viyana polisi saat 19. 30’dan sonra olay yerine ulaştı ve bu arada öldürülen Kürt temsilcileriyle birlikte, yaralı şekilde İranlı Mohammad Cafer Sahraroudi’yi de olay yerinde buldu. Biraz uzakta ise diğer İranlı suikastçi Amir Mansour Bozorgian bulunmuştu. Üçüncü tetikçi Mustafa Ajvadi ise kayıplara karışmıştı. Bu arada görgü tanıkları bu tetikçilerle birlikte bir kişinin daha ismini zikretmişlerdi, o da 2005’te İran’da Cumhurbaşkanı seçilen Mahmud Ahmedinejad’dı.
Tetikçilerden Muhammad Cafer Sahraroudi hafif yaralı olduğu için hastaneye kaldırıldı ve tedavisinin ardından sorgulandı. Olayla ilgisinin olmadığını ileri sürdü ve nitekim çok sürmeden, suikastten sadece 9 gün sonra, 22 Temmuz’da uçağa bindirilerek İran’a gönderildi. Gözaltına alınan diğer tetikçi Amir Mansur Bozorgian da, 24 saat gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakıldı ve İran Büyükelçiliğine sığındı, daha sonra 5 Aralık’ta İran’a gitmesine göz yumuldu. Diğer tetikçi ise hiçbir zaman yakalanmadı.
Böylece Viyana’da Qasimlo ve arkadaşlarına yönelik gerçekleştirilen suikast dosyası daha açılmadan kapatıldı. Burada İran ile Avusturya’nın siyasi ve ekonomik ilişkileri elbette belirleyiciydi. Nitekim Avusturya Yeşiller Partisi milletvekili Peter Pilz, 1997 yılında yayınladığı “Tahran’a giden eskort” isimli kitabında, İran’ın “ölüm komandoları”nın içişleri-adalet ve dışişleri bakanlığının ‘harika’ bir operasyonuyla ülkelerine paketlendiğini yazmıştı.
İran’a dönen suikastçılar ödüllendirildi. Amir Mansur Bozorgian, general yapıldı ve Doğu Kürdistan’daki (Rojhilat) askeri birliklerin bağlı olduğu ve Qasimlo’nun da doğum yeri olan Urmiye’deki karargahın başına getirildi. Cafer Sahrarudi, Viyana’daki suikastin ardından İran’ın yurt dışı operasyonlarını yapan Kudüs birliklerinin komutanı oldu. Güney Kürdistan’da, 1990’lı yıllarda, İran Kürdistan Demokrat Partisine yönelik bazı operasyonları da bizzat bu kişi yönetti. ABD-İsrail’in son savaş sırasında öldürdüğü İran’ın en önemli isimlerinden biri olan Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin danışmanlığını ve yardımcılığını da yapan Cafer Sahrarudi, şimdi de ABD ile Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yapılacak görüşmelerde yer alan İran’ın en önemli 6 temsilcisinden biri olarak masada bulunuyor.







