Rojin Mukriyan
İran Kürdistanı’ndaki (Rojhilat) dört önemli Kürt siyasi partisi, ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşın İslam Cumhuriyeti’ni zayıflatmakta başarısız olduğunu ve bunun yerine rejimin hayatta kalmasına, yeniden toparlanmasına ve kendisini zafer kazanmış gibi göstermesine yardımcı olabilecek diplomatik bir çerçeveyle sonuçlandığını belirtiyor.
Rojhilat Siyasi Güçler İttifakı: Değişim ancak halkın iç dinamiklerine dayanan güçle mümkün
Geçen hafta ABD ve İran, kapsamlı bir anlaşmaya giden resmi yolu açmayı amaçlayan 14 maddelik bir mutabakat zaptı imzaladı. Belge, “tüm cephelerde askeri operasyonların kalıcı olarak sona erdirilmesini” ilan ediyor, her iki tarafı da birbirlerinin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duymaya çağırıyor ve ABD’nin İran’ın iç işlerine müdahale etmeyeceğine dair bir taahhüt içeriyor.
14 madde ve 60 günlük müzakere | Trump ve Pezeşkiyan mutabakat zaptını imzaladı
Bu çerçeveye göre, Hürmüz Boğazı’ndaki ikili abluka kaldırılacak. İran petrolü serbestçe ihraç edebilecek, boğazın yönetimi ise İran ve Umman’ın yetkisinde kalacak. Mutabakat zaptı ayrıca, en az 300 milyar dolarlık yeniden yapılanma ve ekonomik kalkınma, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması ve uygulamaya geçilmesinin ardından BM Güvenlik Konseyi yaptırımları da dahil olmak üzere yaptırımların kaldırılmasını vaat ediyor.
Vance: Tahran nükleer denetçilere izin verdi | ABD-İran görüşmelerinde ilk turda neler oldu?
Buna karşılık İran, nükleer silah edinme girişiminde bulunmayacağını yeniden teyit ediyor ve yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun akıbetini ele almak için karşılıklı olarak kabul edilebilir bir mekanizma arayışına gireceğini kabul ediyor. İki tarafın, mutabakatı BM Güvenlik Konseyi tarafından onaylanacak kapsamlı bir anlaşmaya dönüştürmek için 60 günü var, ancak bu süre uzatılabilir.
Rojin Mukriyan yazdı | ABD’nin İran savaşındaki demokrasi miti
KOMALA (İRAN KOMÜNİST PARTİSİ): MUTABAKAT REJİMİN AYAKTA KALMASINI GARANTİ EDİYOR
Komala – İran Komünist Partisi (İKP), The Amargi’nin sorularına yanıt olarak partinin pozisyonuna değindi. Komala İKP açıklamasında, “‘Davranışları değiştirme’, ‘tehdidi kontrol altına alma’, ‘silahsızlanma’ ve bazı anlatılarda hatta ‘İran halkı için özgürlüğe giden yolu açma’ iddialarıyla başlatılan bir savaş, nihayetinde her şeyden çok İslam Cumhuriyeti’nin hayatta kalmasını garanti eden ve Batı karşısındaki konumunu pekiştiren bir anlaşmayla sonuçlandı” denildi.
Komala İKP’ye göre, ABD savaş öncesi statükoya geri dönmekten başka pek bir şey başaramadı: Hürmüz Boğazı’nı açık tuttu, petrol ve doğalgazın küresel pazarlara akışını korudu ve enerji rotaları boyunca göreceli istikrarı yeniden sağladı. Buna karşılık İran, daha önemli bir siyasi kazanım elde etti.
Parti açıklamasında, “Son 47 yıldır Batı’ya ve Amerika Birleşik Devletleri’ne varlığını sürekli olarak dayatmaya çalışan bir rejim, artık sadece savaştan sağ çıkmakla kalmayıp, karşı tarafı varlığını tanımaya zorladığını da iddia edebilir” denilerek, müdahale etmeme maddesinin İran içinde sembolik bir güç taşıyacağı uyarısında bulunuldu.
Tahran uzun zamandır iç protestoların yabancı destekli olduğunu iddia ediyordu. Komala İKP’ye göre, mutabakat zaptı artık devlete, Washington’un rejim değişikliği projesinden geri çekildiğinin kanıtı olarak sunabileceği bir belge sağlıyor.
Komala İKP, yaptırımları, dış baskıyı ve askeri harekatı kurtuluş yolu olarak sunan İran muhalefetinin bazı kesimlerini de aynı derecede eleştiriyor. Açıklamada, “Son savaş, bombalamanın ne özgürlük ne de demokrasi getirdiğini gösterdi. Sonuç, İslam Cumhuriyeti’nin çöküşü veya halkın güçlenmesi değil, daha çok yaralanmış bir ülke, daha yoksul bir toplum, daha fazla hasar görmüş altyapı ve artık kendi varlığını bir zafer olarak ilan edebilen bir hükümet oldu” denildi.
İ-KDP: ROJHILAT’TA DİRENİŞ SÜRECEK
İran Kürdistan Demokrat Partisi (İ-KDP) Yürütme Kurulu üyesi Muhammed Nazif Kaderi de benzer bir değerlendirme yaptı. The Amargi’ye verdiği demeçte, her iki tarafın da toparlanmak için zamana ihtiyacı olduğunu söyledi. İran’ın savaşı sürdürme kapasitesi yokken, ABD iç sorunlarla ve artan askeri maliyet yüküyle karşı karşıya.
Kaderi, “Trump konuşmalarında ve görüşmelerinde İran halkına, İran muhalefetine ve İran’a karşı ayaklananlara büyük umut verdi ve onları diktatörlükten kurtaracağını ima etti. Ancak pratikte bunun tam tersi oldu. Politikaları diktatörlüğün hayatta kalmasına yardımcı oldu ve halk daha da büyük bir baskıyla karşı karşıya kalacak” dedi.
Kaderi, İ-KDP’nin savaşın rejim değişikliği getirmemesi ve haklarının operasyonun siyasi çerçevesinde yer almaması nedeniyle Kürtlerin çatışmaya girmeme kararı aldığını vurguladı. Ancak, İran içindeki mücadelenin mutabakat zaptı ile sona ermeyeceğinin de altını çizdi.
Kaderi, “İran halkı İslam Cumhuriyeti rejiminden bıkmış durumda ve rejimi devirmek ve köklü bir değişim sağlamak için verdikleri mücadele ve direniş devam edecek” dedi. Ayrıca, Rojhilat’taki Kürt mücadelesinin de “daha da büyük bir enerji ve kararlılıkla” süreceğini sözlerine ekledi.
PJAK “ÜÇÜNCÜ YOL”A İŞARET EDİYOR
Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) Eşbaşkanı Amir Kerimi, mutabakat zaptının bir barış anlaşması olarak anlaşılması gerektiği fikrini reddetti. The Amargi’ye verdiği demeçte Kerimi, “Bu ne bir anlaşma ne de bir barış antlaşmasıdır. Bunu savaşın bir başka aşaması olarak görüyoruz” dedi.
Kerimi, ABD’nin İran rejimini boyunduruk altına almak istediğini, Tahran’ın ise bölgesel hegemonya politikasını sürdürmeyi amaçladığını vurguladı. Ona göre, İslam Cumhuriyeti ateşkesden fayda sağlıyor çünkü bu ateşkes, başlangıçta varoluşsal bir savaş olarak başlayan durumu daha geniş bir bölgesel güç mücadelesine dönüştürdü.
Kerimi, “Mutabakat ve uzlaşma girişimi tek bir şeyi gösteriyor: Ne savaşlarının ne de anlaşmalarının bu devletlerin çıkarlarının ötesinde bir amacı yok. İran halklarının geleceği ve taleplerinin bu siyasi hesaplamada hiçbir rolü yok” diye konuştu.
Kerimi’ye göre, PJAK için çıkarılacak ders, hem devlet militarizminden hem de elitlerin iktidar mücadelelerinden bağımsız bir “üçüncü yol”u koruma ihtiyacıdır. Bu pozisyonu, çeşitli bir topluma, kadın özgürlüğüne ve ekolojiye dayanan Jin, Jiyan, Azadi ( Kadın, Yaşam, Özgürlük) devriminin mirasıyla ilişkilendirdi.
KÜRDİSTAN EMEKÇİLERİ KOMALA ÖRGÜTÜ: KÜRTLERİN HAKLARI DIŞLANDI
Kürdistan Emekçileri Komala Örgütü Genel Sekreter Yardımcısı Fariba Muhammedi de mutabakat zaptını, büyük devletlerin çıkarlarının öncelikli olduğu daha geniş bir güç politikası sisteminin parçası olarak değerlendirdi.
Muhammedi, The Amargi’ye verdiği demeçte, “Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki mutabakat zaptı, dünyanın büyük güçlerinin karmaşık güç dengeleri ve ekonomik çıkarları bağlamında anlaşılmalıdır” dedi. Ona göre, Trump’ın, Tahran’ın uymaması halinde savaşı yeniden başlatma tehditlerine rağmen bir anlaşmaya doğru yönelmesi, büyük güçler için “ekonomik çıkarların her zaman öncelikli olduğunu” gösterdi.
Muhammedi, 60 günlük sürenin yeniden savaş çıkma olasılığını açık bıraktığını söyledi, ancak saldırıların İran hükümetini hızla zayıflatacağı veya çökerteceği yönündeki önceki iddiaların zaten yanlış olduğunun kanıtlandığını savundu.
Muhammedi, Komala’nın asıl endişesinin, bu tür diplomatik görüşmelerde “Kürtler gibi ezilen ulusların sorunu, insan hakları meselesi ve iç baskıların, büyük güçlerin geçici siyasi ve güvenlik çıkarları uğruna tamamen feda edilmesi” olduğunu söyledi.
Muhammedi, “İslam Cumhuriyeti güvenilir bir sistem değil. Bu tür anlaşmalar onu özünde değiştirmiyor. Dolayısıyla gerçek değişim ancak halkın iç gücüne, demokratik güçlerin birliğine ve sivil hareketlerin devamına dayanarak sağlanabilir” diye konuştu.
SİYASİ KATILIM OLMADAN BARIŞ OLMAZ
The Amargi’nin görüştüğü Kürt partiler, ideolojik farklılıklarına rağmen, mutabakat zaptının askeri çatışmanın bir aşamasını sona erdirebileceği ancak İran’da on yıllarca süren baskıyı körükleyen siyasi şikayetleri çözmediği konusunda hemfikirdi. Onlar için asıl mesele, Washington ve Tahran’ın bir anlaşmaya varıp varamayacağı değil, İran halkını dışlayan herhangi bir anlaşmanın özgürlük, adalet veya kalıcı barış sağlayıp sağlayamayacağı.
Bu yazı The Amargi internet sitesinden alınmıştır.
Dr. Rojin Mukriyan: İrlanda’daki University College Cork’ta Hükümet ve Siyaset Bölümü’nde doktora derecesine sahiptir. Mukriyan’ın başlıca araştırma alanları siyaset teorisi, feminist ve sömürgecilik karşıtı teori ve Orta Doğu siyaseti, özellikle de Kürt siyasetidir. Uluslararası Siyaset Teorisi Dergisi, Felsefe ve Sosyal Eleştiri ve Theoria’da makaleleri yayınlanmıştır.
Araştırmaları bugüne kadar Kürt özgürlüğü, Kürt devleti ve Kürt siyasi dostluğu alanlarına odaklanmıştır. Doğu Kürdistan [Rojhilat] veya kuzeybatı İran’daki son siyasi gelişmeler hakkında birçok düşünce kuruluşu yorumu ve raporu yayınlamıştır. Ayrıca çeşitli İngilizce, Kürtçe ve Farsça haber kanallarında sık sık yer almıştır.
X hesabı: @RojinMukriyan







