PJAK Eşbaşkanı Peyman Viyan, ABD ve İsrail ile savaşta İran’ın büyük darbe aldığını söyledi ve şunları ekledi: “İran’ın zayıf noktası kendi içindedir. En zayıf olduğu süreçlerde halklara saldırı yapıyor, tehdit ediyor. İran’ın temel korkusu iç güçlerdir. Dış güçler de farkında; eğer içten büyük bir darbe yemezse İran’ın ömrü uzayacak.”
HABER MERKEZİ – ABD-İsrail ve İran arasında 28 Şubat’ta başlayan savaş beşinci ayını geride bırakmak üzere. 8 Nisan’da ilan edilen ateşkes ve ardından yürütülen görüşmeler neticesinde 18 Haziran’da bir mutabakat zaptı imzalandı. Kalıcı çözüm için 60 günlük bir müzakere süreci öngörülüyordu, ancak şimdiye kadar herhangi bir gelişme yaşanmadığı gibi, gerilim yeniden tırmanmış durumda. Gerilimin odağında ise Hürmüz Boğazı bulunuyor. ABD ateşkesin bittiğini, ancak görüşmelerin sürdüğünü belirtiyor. Son bir haftada taraflar arasında Hürmüz Boğazı çevresinde karşılıklı saldırılarda artış söz konusu. Bu durum, ABD ile İran arasındaki mutabakat zaptının çökmesi ihtimalini ve topyekün bir savaşın yeniden başlama ihtimalini gündeme getiriyor.
Hürmüz’de gerilim sürüyor | ABD-İran mutabakatı belirsizlikte: Tam teşekküllü savaşa dönüş olur mu?
İran’ın en önemli muhalif güçleri Kürt partileri ve İran’ın öbür yandan ABD ile ilan edilen ateşkese rağmen Kürt partilerine yönelik saldırıları hiç durmadı. Son haftalarda İran’ın Federe Kürdistan Bölgesi’nde kampları bulunan Kürt partilerine yönelik saldırılarında yeniden artış görülürken, aynı zamanda Rojhilat’ın (Doğu Kürdistan) bazı kentlerinde PJAK güçleriyle çatışmalar yaşandığı da bildiriliyor.
Trump yine enerji santralleri ile tehdit etti | İran’da son bilanço: 35 ölü, 300’ü aşkın yaralı
PJAK Eşsaşkanı Peyman Viyan, İran’da yaşananlarla ilgili JINNEWS haber ajansından Derya Ren ve Ayşel Işık’a değerlendirmelerde bulundu.
Peyman Viyan’ın röportajından öne çıkan bazı başlıklar şöyle:
ATEŞKESLE BİR MÜZAKEREYE VARAMAYACAKLARI ORTADAYDI
İran’ın durumu, Ortadoğu’da devam eden savaşları netleştiriyor. Bu savaş uzun vadeli bir savaştır. Hamas’a yönelik gerçekleşen savaşta gördük ki bu savaş uzun vadeli olacak. Ortadoğu için yeni bir plan ve proje devrede. Bu plan ve projede güçlerin yeniden bir dizayndan geçtiği ortadadır. Var olan güçler ya tasfiye ediliyor ya da küçültülüyor ya da var olan siyasete entegre ediliyor ya da yeni siyaset için yenileniyorlar.
Bunun için İran’da yürütülen savaş bu durumu daha da netleştiriyor. 39 gün süren sıcak bir savaş oldu. İran’a büyük darbe vuruldu. İran rejiminin birçok yöneticisi öldürüldü. İslami Cumhuriyet’in lideri Hamaney, bu saldırılarda öldürüldü. 39 gün sonra ilan edilen ateşkeste bir müzakereye varamayacakları ortadaydı. Çünkü hem İran rejimi hem de İsrail ve ABD kendi çıkarları için savaşıyor. Hem dışarıdan güçler hem de İran rejimi kendi hegemonyasını ayakta tutmak için kendilerine bir süre veriyorlar ve farklı bir formatla savaşı yürütmeyi hedefliyorlar.
Her iki güç kendi çıkarları doğrultusunda müzakere ediyor ve savaşıyor. Yapılanlar halkların çıkarına değildir. Bu savaş durmaz, bir şekilde devam edecektir. Yapılan savaşın salt askeri değil, ekonomik ve özel savaş temelinde yürütüldüğünü görüyoruz. Esas olan, halkların ve muhaliflerin durumu ne olacaktır? Bizim için esas olan budur. Yıllardır bu güçler arasında katliamla yüz yüze kalan halkların durumudur.
ZOR DURUMDA OLAN, KAZANDIĞINI SÖYLÜYOR
Savaşta zor duruma düşen güç, kazandığını söylüyor. Hem İran rejimi hem de İsrail-ABD büyük bir savaş için hazırlanıyor. Savaş genele yayılan bir durumdur. Bölgede bulunan diğer devletler de içerisindedir. NATO güçleri de bunun bir parçasıdır, cephe oluşturmuşlar. Büyük bir ihtimalle savaş bölgede daha da derinleşecek ve yayılacaktır.
İran rejimi neden kendisini kazanmış gibi gösteriyor? Bu durum İran rejiminin bir özelliğidir. En zayıf olduğu süreçlerde kendisini toparlamaya çalışıyor, halklara yönelik saldırı yapıyor, tehdit ediyor. Kendisini güçlü göstermek ve kazanmış gibi görünmek istiyor. Diğer güçler de aynı şekilde bunu yapıyor. Ancak gerçekte olan, İran rejiminin şu an Hürmüz Boğazı’nı tehdit aracı olarak kullanıyor olmasıdır. Hürmüz Boğazı tüm dünyayı ilgilendiriyor. Enerji ve petrol hattı olarak varlığını sürdürüyor. Bunun için İran’da yaşananlar tüm dünyanın gündeminde.
Diğer güçler Şia Hilali’ni vurdular ve zayıflattılar. Daha da parçalamak istiyorlar. Bölgede yeni dizaynlar yapmak ve İran rejimini bölgede daha da zayıflatmak istiyorlar. Bunun büyük örneği Irak’tır. Bir anlamda bölgede yapılmak istenen siyaset açığa çıktı. Ancak İran’ın hâlâ güçlü olduğu kimi bölgeleri netleştirmek istiyorlar. İran rejimi bu süreçte Şia birleşmesiyle kendisini güçlü göstermeye çalıştı. Hamaney’in cenaze merasiminde yapılan da bunun bir parçasıdır. Bu hat, ırkçılık, merkeziyetçilik ve Şia adı altında mezhebi kullanma durumudur.
İRAN’IN İÇİNDE BÜYÜK SORUNLAR YAŞANIYOR
İran’ın kendi içinde de büyük sorunlar yaşanıyor. Öç almak isteyen güçler ve müzakereye yakın güçler var. Bunun için İran bazı tavizler vermeye hazır bir konumda. Hatta ideolojik temelde de vermeye hazır. İran, var olan durumuyla bu savaşı yürütemez. Belki bir süre daha devam ettirir. Her gün kendisini kazanmış gibi gösterebilir. Ancak bu, yeni ve daha derin bir savaşa hazırlıktır.
İran en zayıf olduğu süreçlerde tehdide başvuruyor ve saldırıyor. Savaşın içerisindedir ancak İran’ın zayıf noktası kendi içerisindedir. Çünkü halk İran rejimine karşı. İran rejimi bundan kaynaklı savaş sürecinde içe yönelik bir saldırı yapmak istiyor. Muhalif güçlere yönelik saldırı yapmaya çalışıyor, tasfiye etmek istiyor. Çünkü kendisini yeni bir sürece hazırlıyor. Bu yeni süreçte sadece dış güçleri değil, içte bulunan güçleri de tehdit etmek, zayıflatmak ve sessiz bırakmak istiyor. Bu muhalif güçler kimdir? Kadındır, gençtir ve özelde de Kürt halkıdır. Kürt halkı içerisinde de alternatif güç kimdir? PJAK’tır.
İRAN’IN KORKUSU İÇ GÜÇLERDİR
İran’ın temel korkusu iç güçlerdir. Çünkü dış güçler yeni bir formla kendilerini yeni savaşa hazırlıyor. Dış güçler de şunun farkında; eğer içten büyük bir darbe yemezse İran’ın ömrü uzayacak. Bunun için İran, Kürdistani güçlere, Irak’a ve Rojhilat’ta bulunan diğer güçlere yönelik tehditler savuruyor. İçte bize yönelik saldırılar yapıyor. Bunu yaparak göz korkutmaya çalışıyor.
İran rejimi müzakere sürecine girdiğinde en çok bizim güçlerimize ve halka yönelik saldırı başlattı. Savaşla nasıl imha edilir, bu zihniyet temelinde yürüdü. Bu zihniyet İran’ı yok etmeye götürür. İran rejimi yıllardır bu zihniyette ısrar ettiği için durum bu hale geldi. “Jin jiyan azadî” serhildanı burada başladı. PJAK olarak “Jin jiyan azadî” hattında mücadelemizi sürdürüyoruz. Halkın isteği, İran rejiminin kalıcı değişimler yapması ve halkların sorularına cevap olmasıydı. Ancak İran rejimi, imha ve yok etme zihniyetinde ısrar etti. Bunun için İran rejimi kendisini kurtaramayacak bir süreci yaşıyor. Evet, kendi rejiminin ömrünü uzatabilir ancak bu zihniyetle yürütemez.
JIN JIYAN AZADÎ DEVRİMİ, İRAN’A BÜYÜK DARBE VURDU
Biz hareket olarak halkımızı ve güçlerimizi nasıl koruruz stratejisini esas aldık. Bu süreçte açıkça söylüyoruz; birebir savaşa girmeyeceğiz ancak bize yönelik saldırılara cevapsız kalmayacağız. Kürt halkı cevapsız kalmayacaktır. Bize yönelik gerçekleşen saldırılara karşı savunma hakkımız vardır. Biz en güçlü olduğumuz bir süreçteyiz. İran rejimi bundan korkuyor. Rejim, “Jin jiyan azadî” devriminden korktu ve korkmaya devam ediyor.
Eğer İsrail-ABD, İran’a yönelik saldırı cesaretine girdiyse bu, “Jin jiyan azadî” devriminden güç almadır. İran halklarının devrimi “Jin jiyan azadî” ile başladı. Bu devrim, İran rejiminin ideolojisine ve sistemine büyük bir darbe vurdu. Bu da İran’ı parçaladı. Diğer güçler de İran’a yönelik saldırılara şüpheyle bakıyordu ancak zayıflamayı halk sağladı. “Jin jiyan azadî” devrimi Kürdistan merkezlidir. Çünkü Kürdistan, devrimci güce ve örgütlenmeye sahip bir yer. Kürdistan demokratik bir zihniyete sahip. Rejimin korkusu da bundandır. Saldırıları da bundan kaynaklı oluyor. Herkes bunu bilmelidir; Kürtler olmadan Ortadoğu’da bir şey yapılamaz. Kürtler Ortadoğu’da temel aktördür.
KÜRTLER ÖNCÜ, BİRLİK ETKİ YARATTI
Kürt halkı şu an öncüdür. Tüm güçlerin gözü Kürt halkındadır. Neden herkesin gözü Kürt halkında? Çünkü Kürt halkının alternatifi var. Alternatif güç kimde var? Bunu Kürt halkında görüyorlar. Biz de yıllardır halk gücü olarak mücadele ediyoruz.
Rojhilat’ta oluşturulan birlik etki yarattı. Çünkü Rojhilat’ta oluşturulan birlik yeni bir şeydi. İlk defa siyasi partiler bir araya geldi. Bu, halkımızın isteğiydi. Tartışmalar var, halkların eleştirileri var. Halkın beklentileri daha farklı; siyasi güçlerin daha da sıkı şekilde birlik olması gerekiyor. Ortak tutumların daha radikal olması gerekiyor. Halkın beklentisi hangi güçten varsa, onu eleştirme hakkı da var. Biz de bu temelde çalışıyoruz. Bazı durumlar için özeleştiri veriyoruz. PJAK olarak ortak tutumumuz, birbirimizi güçlendirme temelindedir. Hazırlığı yapılan büyük savaş karşısında ise bu birlik ruhu ile savunmaya geçebiliriz.”







