Washington, Körfez’de gerilim yeniden yükselirken Riyad’a hassas güdümlü silah sistemleri sağlayacak anlaşmayı onayladı.
HABER MERKEZİ- ABD Dışişleri Bakanlığı, Ortadoğu’da çatışmaların yeniden alevlendiği bir dönemde Suudi Arabistan’a yaklaşık 2 milyar dolar değerinde silah satışına onay verdi.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, söz konusu satışın “NATO üyesi olmayan önemli bir müttefikin güvenliğini güçlendirerek ABD’nin dış politika ve ulusal güvenlik hedeflerine hizmet edeceği” belirtildi. Washington, Suudi Arabistan’ı Körfez bölgesinde siyasi istikrar ve ekonomik gelişme açısından önemli bir aktör olarak tanımladı.
Anlaşma kapsamında Riyad’ın talep ettiği ekipmanlar arasında yaklaşık 20 bin adet Gelişmiş Hassas Taarruz Sistemi (APKWS-II) ve bu sistemlere ait savaş başlıkları bulunuyor. ABD Donanması’nın tanımına göre bu güdümlü silahlar, yakın muharebelerde hedefleri daha düşük maliyetle etkisiz hale getirmeyi ve sivil kayıplar ile çevresel hasarı azaltmayı amaçlıyor.
Satışın ana yüklenicisinin New Jersey eyaletindeki Nashua merkezli BAE Systems olacağı açıklandı.
ABD Dışişleri Bakanlığı, anlaşmanın Suudi Arabistan’ın mevcut ve gelecekteki tehditlere karşı caydırıcılık kapasitesini artıracağını, ülke savunmasını güçlendireceğini ve ABD güçleriyle, bölgedeki diğer ordularla ve NATO unsurlarıyla ortak operasyon kabiliyetini geliştireceğini savundu.
Karar, Yemen’de İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki gerilimin yeniden yükseldiği bir döneme denk geldi. Husiler pazartesi günü, başkent Sana’daki havalimanının Suudi Arabistan tarafından vurulduğunu iddia ederek Riyad’a yönelik saldırılar düzenledi. Bu gelişme, yıllardır büyük ölçüde durgun seyreden Yemen çatışmasını yeniden gündeme taşıdı.
Silah satışının onaylandığı süreçte Washington ile Tahran arasındaki gerilim de artıyor. ABD, İran limanlarına yönelik deniz ablukasını yeniden uygulamaya koyarken İran’a karşı hava saldırılarını yoğunlaştırıyor.
Böylece Riyad’a yönelik yeni silah anlaşması, yalnızca ikili savunma ilişkilerinin bir parçası olarak değil, Körfez’de artan ABD-İran gerilimi ve Yemen’de yeniden hareketlenen çatışma ortamının da bir yansıması olarak değerlendiriliyor.







