BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Namık Kemal Dinç yazdı

Kürtlerle ilgili ilk anketi kim yaptı?

Namık Kemal Dinç yazdı

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Türkiye’de sosyoloji “bilimi”nin temellerini atan Ziya Gökalp, bilimsel yöntemleri politikanın bir aracı olarak kullanmasıyla da ilklerden biridir. Kürtler hakkında bilinen ilk anket araştırmasına imza atan kişi de oydu.

Evet, yanlış duymadınız adıyla sanıyla, yöntemiyle usulüyle bir anket hazırlamıştı Gökalp. Dört ayrı bölümden ve 68 maddeden oluşan bu anket, Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı Osmanlı vilayet ve kazalarına gönderilmiş ve mülki erkan araştırmayı yapıp merkeze göndermekle görevli kılınmıştı.

Namık Kemal DİNÇ

Türk milliyetçiliğinin kurucu “babası”nın aynı zamanda ilk Kürdologlardan biri olması tesadüf olmasa gerek. Bugüne sirayet eden temsil (asimilasyon) politikasının temelinde de bu karmaşık kimlik komplikasyonunun olduğu malum. Elbette kimden bahsettiğimi, çoktan anlayanlar oldu.

Ziya Gökalp, sadece Osmanlı döneminde ortaya çıkan ilk Kürdologlardan biri değil; İttihatçıların “tek ideoloğu” ve Cumhuriyet’e de sirayet eden Kürt politikasının mimarı. Ziya Gökalp’ın Türk milliyetçiliğine dair külliyatı bilinir ama Kürdolog kimliği ve Kürdoloji çalışmaları pek bilinmez[i].

Bunun iki nedeni olsa gerek: İlki, bu çalışmaları devlet için ve çoğunlukla “gizli” yapmış olmasıdır. İkincisi ise Cumhuriyet yönetiminin inkâr politikalarıyla bağlantılı olarak, Kürt araştırmalarının çok geç bir zamanda başlayabilmesidir.

Gökalp’in en çok kamuya mal olan “Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler”[ii] kitabı bile ancak 1975 yılında ortaya çıkarılıp, Komal Yayınevi tarafından kitap olarak basılabilmişti. Zira kitap, 4 (dört) nüsha olarak hazırlanmıştı.

İlk nüshası Mustafa Kemal’e sunulmuş, o da bunu bir süre sonra devletin Kürt politikasının mimarlarından Hasan Reşit Tankut’a hediye etmişti. İkinci nüsha, kitap siparişini veren dönemin Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Rıza Nur’a, üçüncüsü devletin etno-dinsel politikalarının mimarlarından Baha Said’e verilmiş, son nüsha ise kendisinde kalmıştı.

Şevket Beysanoğlu’nun özenli çalışmasıyla 1992 yılında tekrar basılan kitap, ağırlıklı olarak Kürtler tarafından itibar gördü. Ancak Gökalp’ın Kürt araştırmaları bu kitapla sınırlı değildi. 1909 yılında Diyarbakır’da çıkardığı Peyman gazetesinden itibaren birçok araştırmaya imza atmıştı.

Selanik’te 1909’da toplanan İttihat ve Terakki Kongresi’nde Merkez Yönetim Kurulu üyesi seçildikten sonra, kesintisiz bir şekilde ölene kadar Kürtlerle ilgili çalışmalar yapmaya devam etti. 1913’ten itibaren giderek belirginleşen ve uygulamaya konulan Kürt politikalarının da bir numaralı mimarı oldu.

Aynı zamanda Türkiye’de sosyoloji “bilimi”nin temellerini atan Ziya Gökalp, bilimsel yöntemleri politikanın bir aracı olarak kullanmasıyla da ilklerden biridir. Kürtler hakkında bilinen ilk anket araştırmasına imza atan kişi de oydu.

Evet, yanlış duymadınız adıyla sanıyla, yöntemiyle usulüyle bir anket hazırlamıştı Gökalp. Dört ayrı bölümden ve 68 maddeden oluşan bu anket, Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı Osmanlı vilayet ve kazalarına gönderilmiş ve mülki erkan araştırmayı yapıp merkeze göndermekle görevli kılınmıştı.

Birinci Cihan Harbi’nin arifesinde, 2 Temmuz 1914 tarihinde vali ve kaymakamlara ulaştırılan bir talimatla, “Kürt unsurunun” “vaziyet-i hazıriye” ve “ahvali içtimaiyye”si ile ilgili bilgi, belge ve materyal toplanarak gönderilmesi istenmişti.

Gönderilen talimatta bilginin toplanması sürecinde izlenecek yöntemlere ilişkin de izahatta bulunulmuştu. Devletin resmi evrakından, sicil kayıtlarından yararlanılması; güvenilir kişilerin fikirlerinin alınması; soruların net, açık ve detaylı cevaplandırılması ve özel bir defterde kaydedilmesi salık verilmişti. Ayrıca Kürt aşiretlerinin haritasının çıkarılması da istenmişti.

“Bir Kaza Dahilindeki İçtima-i Teşkilat”[iii] (Bir Kazada Bulunan Toplumsal Düzen) başlığını taşıyan anket, ilk anda Kürtleri hedefleyen bir araştırma intibaı bırakmamakta. Zira, “Devlet aklı”nın sıkça yaptığı gibi, dikkat çekmemek için başlıkta Kürt ibaresine yer verilmemişti.

Anket başlığının yer aldığı sayfa

İstanbul’da Hilal Matbaası’nda basılarak, matbu halde vilayetlere gönderilen anketin içeriğinde neler vardı? 68 sorudan oluşan anket, yukarıda söylediğim gibi 4 ara başlıktan, yani 4 ayrı bölümden oluşmaktaydı.

Zeami Teşkilat başlığını taşıyan ilk bölümde 29 soru bulunmakta ve tamamı aşiretlere ilişkin sorulardan oluşmakta. Nitekim “zeami” ismiyle kastettiğinin aşiret olduğu anlaşılmakta. Ziya Gökalp, diğer çalışmalarında da Kürtlükle aşiret olgusunu özdeşleştiren bir perspektife sahip, yani Kürt toplumu eşittir aşiret gibi bakmakta. Buradan hareketle aşiretlerin durumunun tespiti için hayli geniş tuttuğu bu bölümde, ayrıntılı sorular hazırlamış.

Göçebe, yarı göçebe ve yerleşik olarak sınıflandırdığı Kürt aşiretlerinin tek tek isimlerinin, bağlı kabilelerinin, federasyonlarının isimlerini istemekle kalmamış; kaç kişiden oluştukları, reislerinin kimler olduğu, aralarındaki akrabalık ilişkileri, nerelerde cevelan ettikleri (dolaştıkları), aşiretler arasındaki hiyerarşi, sınıf ilişkilerine kadar ayrıntılandırmış.

Ekonomik güçleri, nerede tutundukları, hangi aşiretlerin himaye altında oldukları, hangilerinin hafir (himaye parası) verdikleri, kullandıkları lisanın (Kurmanci, Zaza, Baban, Kalil, Oramanlar) hangisi olduğu, hangi inanca mensup oldukları (Sünni, Kızılbaş, Yezidi), Arap ve Türkmen kabilelerle ilişkileri, aşiret içinde rakip olan ailelerin hangileri olduğu, kanlı mevzuları varsa sebep ve neticelerinin ne olduğu tek tek sorulmakta.

Elbette devlete bağlılıkları ve daha önce isyan edip etmedikleri, kayıtlı olmayan ve vergi vermeyen aşiretlerin hangileri olduğu, merkezi hükümet ve nüfuzlu kişilerle ilişkileri, geleneklere bağlılıkları, aşiretler üzerinde etkili olan tarihi ailelerin hangileri olduğu, Kürtçülük davası güden “fesatların” kimlerle bağlantılı oldukları, Hamidiye Alaylarıyla ilişkileri ve silah adetleri ve türleri sorular arasında yer almakta.

Dini Teşkilat başlığı altında 19 soru hazırlamış olup, Kürtler arasındaki dini organizasyonun ayrıntılı bir fotoğrafının çekilmesi arzu edilmekte. Kazalardaki şeyhlerin ve bunlara bağlı tekkelerin tek tek isimlerini istemekte, nüfuzları altındaki köylerin hangileri olduğu, ne kadar müridi bulunduğu, son asırda ne gibi isyanlara, ihtilallere sebep olduğu sorulmakta. Belli ki bu kişilerin muhtemel bir isyanda öncülük yapmalarından şüphe edilmekte. Tedbir olarak da aralarındaki çelişki ve ihtilafların öğrenilmesi için aşağıdaki sorular sorulmakta.

Şeyhlerin sahip oldukları araziler ve buralarda ne kadar rençberin çalıştığı, servetleri, aşiret reisleriyle münasebetleri, kazalarda kaç tane halifelerinin bulunduğu, hükümete karşı vaziyetleri, hükümete bağlı müderris ve mellelerin sayılarını artırmanın mümkün olup olmadığı, muhtelif tarikatların birbirlerine ne nazarla baktığı, medeniyete, ilerlemeye ve meşrutiyete yaklaşımları, mezheplerin birbirlerine bakış açıları, içlerinde “hakperest” ve “dünyaperestlerin” hangileri olduğu, hangilerinin şafi, hangilerinin Hanefi, Kızılbaş ve Yezidi oldukları cevaplanması istenen sorular arasında bulunmakta.

İktisadi Teşkilat başlığı altında hazırlanan 16 soruda ise, Kürdistan’daki ekonomik döngünün işleyişine odaklanmakta ve sahip olduğu otonominin tasfiye edilip, merkeze nasıl bağlanacağına dair sorular sorulmakta. Öncelikle ekonomik faaliyetin hangileri olduğuna dair sorularla başlanmış: Hayvancılıkla mı yoksa ziraat, taşımacılık veya talancılıkla mı geçinirler? Hayvancılık veya ziraatten ne gibi ürünler elde eder ve ticaretini yaparlar? Tüccarlarla münasebetlerini nasıl yürütürler? İhtiyaç duydukları ürünleri nasıl temin ederler?

Aşiretlerin müşterek mera ve arazileri var mıdır? Arazi sadece reise mi aittir, yoksa bireylerin de arazileri var mıdır? Çiftçiler hangi şartlarda çalıştırılmaktalar? Aşiretler veya Kürt köyleri şehirlerdeki şirketlerle borç alıp verme ilişkilerine girmekte midir? Şehirlerdeki iktisadi düzene alıştırmak mümkün müdür? Eski usul “zeami (aşiret) reislerini” yeni “iktisadi reislere” dönüştürebilir miyiz? Bunun için nasıl hareket edilmelidir? İdari ve inzibati memurları ve maaşlı medreselerin sayılarını artırarak bu amaca ulaşılabilir mi? Yine şehirlerdeki eşrafın köylüler için iyi bir örnek olup olmayacağı sorulmakta?

Mütenevvia (Çeşitli) başlığını taşıyan dördüncü bölümde farklı konuları sorgulayan 4 soru bulunmaktadır. Her biri diğerinden önemli olan bu soruların özellikle ilk üçü, ileride izlenecek asimilasyon politikası açısından önemli veriler içermekte. Bu sebeple tek tek bakalım:

Soru 65: “Kaza ve nahiye isimleriyle şehir, dağ, ırmak gibi isimlerin Kürtçeleri nedir?”

İleride neredeyse tamamı değiştirilecek yer isimleri için o zamandan bir envanter oluşturulduğu görülmekte. Zira, Enver Paşa bir buçuk yıl sonra 5 Ocak 1916 tarihinde Başkomutan Vekili sıfatıyla bütün vilayetlere gönderilen talimatında “savaş koşullarının yarattığı fırsattan yararlanarak Türkçe olmayan bütün yer isimlerinin değiştirilmesini” emredecektir. Bu kadarı tesadüf olabilir mi? Cumhuriyet döneminde de bütün hızıyla devam edecek bu politika, kültürel kimliğin dönüştürülmesinin vazgeçilmez yöntemlerinden biri olarak literatürdeki yerini çoktan almış durumda.

Soru 66: “Kürdistan’daki cinayetlerin ne mikdarı ferdi infiallerden ne mikdarı aşiret intikamlarından tekevvün ediyor (oluşuyor)?”

İşlenen cinayet suçlarının bir dökümünü oluşturmakla ne amaçlamış olabilir acaba? Fuat Dündar’ın yorumuna göre; hocası Durkheim’ın yolundan giden Gökalp suçla baş etmenin bir usulü olarak düşünmüş olabilir. Olasılık dahilinde. Ama aşiretin asabiyye duygusunun ölçülmesini de hesaba katmak lazım. Gökalp’in öncelikli hedefinin Kürtlerdeki aşiret yapısını dağıtmak olduğu düşünülecek olursa, hangilerinde aşiret asabiyyesinin devam ettiğini tespit etmek açısından da bir ölçü olarak değerlendirilebilir. Elbette bunlarla murat edilenin sadece aşireti dağıtmak değil, aşirete içkin olan Kürtlüğü sonlandırmak olduğu malum.

Soru 67: “Kürt tarihi ve etnografyasına, Kürtlerin örf ve adetlerine dair ne gibi şeyler biliyorsunuz? ‘Bunlara dair malumatla Kürtlüğe dair tarihi, edebi, matbu ve yazma kitap ve vesikalar’”

Cümle tamamlanmamış gibi göründüğü için anlaşılmıyor. Ancak söylenmek istenen Kürtlere dair bütün yazılı eserlerin toplanıp, İstanbul merkezine gönderilmesidir. 65. maddedeki gibi hafıza silme operasyonlarından biri de Kürtlere dair bilginin dolaşımdan çıkarılmasıdır. Cumhuriyet döneminde bir tek bilgi kırıntısının bile bulunamamasının en önemli sebebi budur. Nitekim bu tür materyallerin toplanmasına Cumhuriyet’ten önce başlandığına dair evrak, arşiv kayıtlarında var. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün bu işlerle sorumlu kılındığı 1916, 1917 tarihli bazı belgelerde mevcut[iv].

Anketin 68’inci ve son sorusunda ise, mülki amirlere “Kürtleri hüsn-i idare edebilmek için hükümetin nasıl bir tarz-ı idare ittihaz etmesi faydalıdır?” sorusu yöneltilmiş. Yani Kürtlerin nasıl yönetilmesine dair mülki amirlerin fikirleri istenmiş.

Bitirirken, bu anket çalışmasına verilen cevaplar ve çıktıları nerede sorusu, doğal olarak zihinleri zorluyor. Arşivin derinliklerinde, bir yerlerde olduğu muhakkak. Zira, Osmanlı-Türk devlet geleneği bilginin gücünden, “çoğunlukla toplumun yararına olmasa da” azami derecede faydalanmayı hep bildi. O yüzden, arşivi, devletin üç hazinesinden biri olarak tanımladı.

Bu anket çalışmasının gün yüzü görmüş ender uzantılarından biri “Aydınlık” tayfasının “çok gizli” damgasıyla yayınladığı “Aşiretler Raporu”dur. Raporun sistematiği Gökalp’in çerçevesini çizdiği sorular doğrultusuna ilerlemektedir. Belli ki, “anketler” Cumhuriyet döneminde yenilenerek devam ettirilmiş. Malum olduğu üzere “devlette süreklilik esas”.


[i] Bakınız: Fuat Dündar, Ziya Gökalp Kürdolojisi Üzerine Notlar, https://www.academia.edu/66068055/Ziya_G%C3%B6kalp_K%C3%BCrdolojisi_%C3%BCzerine_notlar_Some_remarks_on_the_Kurdology_of_Ziya_G%C3%B6kalp_

[ii] Yayına hazırlayan Şevket Beysanoğlu, Ziya Gökalp, Kürt Aşiretleri Üzerine Sosyolojik Tetkikler, Sosyal Yayınevi, İstanbul 1992.

[iii] Anketin tamamı için bakınız: Fuat Dündar, Modern Türkiye’nin Şifresi, İttihat ve Terakki’nin Etnisite Mühendisliği (1913-1918), İletişim Yayınları, İstanbul 2008, s. 494-498.

[iv] Sivas’taki Ermeni okulunda bulunan Kürtçe kitapların İstanbul’a gönderilmesini emreden belge için bakınız: Fuat Dündar, a,g,e., s. 405.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz