Nuray Sancar
Alfabenin neredeyse bütün harfleri kullanılarak inşa edilen cezaevlerinin içinde resmi adı Y ve S tipi olarak geçen tecrit binaları tutukluların taktığı adla ‘kuyu tipi’ cezaevi, buraya en son Deniz Göktaş ve Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın gönderilmesiyle yeniden gündeme geldi. Henüz haklarında iddianamenin bile hazırlanmadığı, atfedilen suçun ne olduğunun belli olmadığı bu iki isim, ağır izolasyon koşullarındaki hücrelere kapatıldılar.
Kuyu tipi cezaevi ışık görmeyen, içinde hareket etmenin zor, günün 23 saatinin tek başına geçirildiği hücre anlamına geliyor. 1 saatlik havalandırma sırasında güneş ışınlarının ancak yüksek duvarları yalayabildiği, yağmur ve soğuk için hiçbir korunak donanımının olmadığı, kendisini bir kuyunun dibinde gibi hisseden kişinin beden ve ruh sağlığını tehdit eden bir sosyal izolasyon ortamı. Bu izolasyon ortamı, cezaevi görevlilerinin arama tarama yapmak için yaptığı gece yarısı baskınları, kısıtlı su tedariki, aynı mekanda tuvalet kullanımı, diğer hücrelerde kalanlarla görüşmenin mümkün olmaması gibi bir dizi işgüzarlık ve kısıtlama eklenince, yaşamın ne zaman sona ereceği belli olmayan sürekli işkence ile geçtiğini tahmin etmek zor değil.






