Şükrü Aslan
Son zamanlarda Kürt siyasetinden bazı kişilerin doğrudan/dolaylı gönderme yaptıkları Yavuz Selim/İdris-i Bitlisi ittifakı ya da ilk TBMM’nin ‘Müslüman’ kimliği, yeni bir gelecek için birer referans olabilir mi? Bu soruya makul yanıt vermenin ilk yolu, her iki referansın sosyolojik karşılıklarına ve sonuçlarına bakmaktır. Referans verilen bu deneyimler hangi kimlikleri içeride, hangilerini dışarıda bırakmıştır ve bu süreç nasıl işlemiştir? Bu soruların yanıtları da aynı bağlamda önem kazanır.
Yavuz Selim/İdris-i Bitlisi ittifakı, Anadolu’da yerleşik Kızılbaş toplulukların kitlesel kırımından azade düşünülemez. Kızılbaşların yaşadığı coğrafyalarda gerçekleştirilen o büyük kıyım, izleyen yüzyıllarda yeni katliamlara ve diğer tasfiyeci girişimlere altlık oluşturmuştur. Pir Sultan’ın katlinden, Bektaşi Tekkelerinin top atışı ile yıkılmasına, Kızılbaş yerleşimlere askeri müdahalelerden, kanaat önderlerinin uzak diyarlara sürgün edilmesine kadar tüm siyasi pratikler, şimdi referans gösterilen o ittifakın da beslendiği iklimde mümkün olmuştur.






