1 Kasım 2026 Nûmedya24
Köşe Yazısı

Gelecek hiçbir iktidarın mülkü değildir!

Hiç kimse ülkenin geleceğinden daha önemli değildir. Hiçbir iktidar gelecek kuşaklardan daha değerli değildir. "Benden sonra tufan" diyenlere karşı demokratik siyasetin cevabı şudur: "Bizden sonra da hukuk, özgürlük, adalet..."

Doğu ERGİL

Devlet, onu yönetenlerin malı değildir. Kamu kaynakları iktidar sahiplerinin serveti, kurumlar siyasi kadroların uzantısı, yurttaşlar da herhangi bir yönetimin tebaası değildir.

Hiçbir iktidarın, kendi devamını sağlamak uğruna hukuku aşındırmaya, toplumu birbirine düşürmeye, kamu kaynaklarını tüketmeye ve gelecek kuşakların imkânlarını ipotek altına almaya ahlakî açıdan hakkı yoktur.

Hiçbir siyasi başarı, geride bırakılan kurumsal yıkımı meşrulaştıramaz. Hiçbir seçim zaferi, devletin ortak bir değer olma niteliğini ortadan kaldırma yetkisi vermez. Hiçbir lider, ülkenin geleceğini kendi siyasi kaderine bağlayamaz.

Demokratik siyasetin temel ilkesi açıktır:

İktidar geçicidir; hukuk ise kalıcı olmalıdır.

Yöneticiler değişebilir. Kurumlar işlemeye devam etmelidir.

Siyaset, rekabettir; rakip düşman değildir. Seçimler, milleti bölmemelidir. Toplumun birlikte yaşama iradesi korunmalıdır.

Bugünün ihtiyaçları karşılanırken yarının kaynakları tüketilerek gelecek kuşaklara haksızlık yapılmamalıdır.

Bir yönetimin büyüklüğü, kendisine duyulan korkuyla, çevresinde toplanan sadakatle veya sahip olduğu sınırsız yetkilerle ölçülemez.

Gerçek siyasal olgunluk, iktidarın geçiciliğini kabul etmekte; devleti, toplumu ve gelecek kuşakları kendi siyasi varlığından daha değerli görebilmektedir.

Cumhuriyet, ülkenin bir kişiye ait olmadığının; demokrasi ise hiçbir kişinin vazgeçilmez olmadığının kabulüdür.

Bir iktidarın ülkesine bırakabileceği en değerli miras, kendisi olmadan da adaletle yönetilebilen, özgürce yaşayabilen ve geleceğine güvenebilen bir toplumdur.

Dolayısıyla, bir ülkeye yapılabilecek en büyük kötülük, yalnızca bugününü tahrip etmek değil, yarınını da kurtarılamaz hâle getirmektir.

Hiç kimse ülkenin geleceğinden daha önemli değildir. Hiçbir iktidar gelecek kuşaklardan daha değerli değildir.

"Benden sonra tufan" diyenlere karşı demokratik siyasetin cevabı şudur: "Bizden sonra da hukuk, özgürlük, adalet..."

İlgili Haberler

Faik Bulut yazdı

Çakal Carlos: Dünyanın en ünlü militanının paralı askere dönüşünün hikâyesi (1)

Çakal Carlos’un “devrim adına” yapıp ettiklerinden çıkarılacak en büyük ders bence şudur: İster bireysel isterse grup halinde olsun; öncü vuruşlara dayalı kitlesiz şiddet, halktan kopuk silahlı eylemler ve bilhassa dogmatizme dayalı radikalizm en masum militanları bile asıl amacından saptırıp devletlerarası büyük güçlerin oyuncağı, kiralık katili, paralı askeri, vurucu gücü haline getirmektedir. Varılan sonuç çoğu zaman hüsrandır ve halkın menfaatlerine aykırıdır.

Akın Olgun yazdı

Baro seçimlerinden taşan şey

DEM Parti’nin, demokratik siyasetteki boşluğu dolduracak şekilde bir hat kurma ve bu hattı muhalefetin merkezi haline getirme politikasından ve bunu son dönemde görünür kılmasından, en çok ana muhalefet içindeki İYİ Partili hücrelerin ve İmamoğlu çevresinin rahatsızlık duyduğu malum. Çerçeve yasa için “hayır” kampanyası örgütleyen aklın nereye ait olduğunu ve bu tavrın nasıl karşıtlık havuzuna akıtıldığını bilenler için bu bir tartışma konusu da değil ayrıca. O havuzdan Kocasakal çıktı işte…

Ercan Jan Aktaş yazdı

Sırbistan’da gençlerin zaferi

Fransa, Almanya ve Sırbistan başta olmak üzere farklı ülkelerde ortaya çıkan bu hareketler, karar alma süreçlerini belirli bir liderliğin ya da merkezi yapının tekelinde toplamak yerine, yerel inisiyatifler, özerk örgütlenmeler, yatay koordinasyon ağları ve öğrenci meclisleri aracılığıyla ilerlemektedir. Bu pratiklerde doğrudan demokrasi, yalnızca siyasal taleplerden biri değil, mücadelenin örgütlenme biçimini belirleyen temel bir ilke olarak öne çıkmaktadır.

Faik Bulut yazdı

Çakal Carlos: Dünyanın en ünlü militanının paralı askere dönüşünün hikâyesi (1)

Çakal Carlos’un “devrim adına” yapıp ettiklerinden çıkarılacak en büyük ders bence şudur: İster bireysel isterse grup halinde olsun; öncü vuruşlara dayalı kitlesiz şiddet, halktan kopuk silahlı eylemler ve bilhassa dogmatizme dayalı radikalizm en masum militanları bile asıl amacından saptırıp devletlerarası büyük güçlerin oyuncağı, kiralık katili, paralı askeri, vurucu gücü haline getirmektedir. Varılan sonuç çoğu zaman hüsrandır ve halkın menfaatlerine aykırıdır.

Akın Olgun yazdı

Baro seçimlerinden taşan şey

DEM Parti’nin, demokratik siyasetteki boşluğu dolduracak şekilde bir hat kurma ve bu hattı muhalefetin merkezi haline getirme politikasından ve bunu son dönemde görünür kılmasından, en çok ana muhalefet içindeki İYİ Partili hücrelerin ve İmamoğlu çevresinin rahatsızlık duyduğu malum. Çerçeve yasa için “hayır” kampanyası örgütleyen aklın nereye ait olduğunu ve bu tavrın nasıl karşıtlık havuzuna akıtıldığını bilenler için bu bir tartışma konusu da değil ayrıca. O havuzdan Kocasakal çıktı işte…

Anasayfa