29 Ekim 2026 Nûmedya24
Köşe Yazısı

Çakal Carlos: Dünyanın en ünlü militanının paralı askere dönüşünün hikâyesi (1)

Çakal Carlos’un “devrim adına” yapıp ettiklerinden çıkarılacak en büyük ders bence şudur: İster bireysel isterse grup halinde olsun; öncü vuruşlara dayalı kitlesiz şiddet, halktan kopuk silahlı eylemler ve bilhassa dogmatizme dayalı radikalizm en masum militanları bile asıl amacından saptırıp devletlerarası büyük güçlerin oyuncağı, kiralık katili, paralı askeri, vurucu gücü haline getirmektedir. Varılan sonuç çoğu zaman hüsrandır ve halkın menfaatlerine aykırıdır.

Fotoğraf: Nûmedya24

Faik BULUT

Amerikalı deneyimli gazeteci Joby Warrick’in “The Jackal: The Rise and Fall of Carlos, the World’s First Super-Terrorist” (Çakal Carlos: Dünyanın En Süper Teröristinin Yükselişi ve Düşüşü) adlı kitabı 18 Ağustos 2026 tarihinde yayımlandı. Yazar, Carlos’un hayatına ilişkin ayrıntıları, faaliyet ve eylemleri hakkındaki bilgileri arşivlerden, emniyetteki gizli dosyalardan, Fransız başsavcılığının iddianamesi ve cezaevindeki nadir görüşmelerden derleyip çalışmasını tamamlamıştı. Bu nedenle de Pulitzer Ödülü’ne layık görüldü.

Söz konusu kitap beş önemli bölümden ve aşağıdaki konulardan oluşuyor:

• İlich Ramirez Sanchez’in idealist, kararlı, samimi ve gönüllü bir enternasyonalist devrimci olarak Moskova’daki barışçıl gençlik eylemleriyle başlayarak 1970’te gittiği Ürdün’de Filistin Halk Kurtuluş Cephesi saflarına katılıp “Kutsal Filistin davası” için askeri, siyasi ve ideolojik eğitimden geçirilmesi.

• Filistin davası adına gerçekleştirilen eylemleri; Paris-Orly Havaalanına roket saldırısı, Paris Left Bank’ın bulunduğu binaya bomba atılması, İsrail’in yurtdışındaki askeri-sivil hedeflerine yönelik eylemlerle farklı yerlerdeki uçak kaçırmaları ve sabotajlar vb.

• Siyaset ve ideolojisine aykırı düşen bazı eylemleri sipariş üzerine kendisi ve ekibi tarafından hayata geçirilerek kiralık paralı askerler konumunda gerçekleştirilen her türlü şiddet olayı. Mesela 1975 yılında sipariş üzerine gerçekleştirilen Viyana’daki OPEC temsilcilerinin toplantısını basıp onlarcasının rehin alınması eylemi gibi.

• Uluslararası polis ve istihbarat teşkilatlarıyla hükümetlerin baskısı sonucu Carlos’un bir ülkeden diğerine geçme macerasının 1994 yılında son bulan Fransız istihbaratı tarafından Sudan’da yakalanıp sorgulanıp yargılanması.

• Mevcut haliyle eski bir manastırın tecrit zindanına dönüştürüldüğü bir mekânda dünyadan kopuk yalnız bir hayata mahkûm edilişi.

Hakkındaki kitaplar ve filmler

Çakal (İngilizce özgün adıyla The Jackal), yönetmenliğini Michael Caton-Jones’un üstlendiği, aksiyon-gerilim türündeki 1997 yapımı Amerikan filmidir. Kurgu-bilim tarzında ve mafya kapışmalarını içeren aksiyon ağırlıklı bu film devrimci İlich Ramirez Sanchez’in gerçek hayatını yansıtmamaktadır. Gerçi, “Çakal Carlos” lakabıyla gerçekleştirilen birçok şiddet eylemi de -Filistin davasına hizmet etmemesi nedeniyle- filmdeki maceralı olayları andırmaktadır.

İlginçtir, Çakal Carlos yakalandığında kişisel eşyaları arasında İngiliz yazar Frederick Fosyth’un kaleme aldığı The Fox (Tilki) isimli romanı bulunmuştu. Fosyth bu eserinde, Spymaster Adrian Weston tarafından yürütülen bir SIS Siber operasyonuyla ilgili gelişme ve polisiye maceralara yer vermekteydi. İçeriğinde zaman yolculuğu/döngüsünü içeren popüler bir gerilim ve bilimkurgu söz konusuydu.

Amerikalı eski bir devlet memuru ve Harvard Kennedy Okulunda Uluslararası Güvenlik alanında görevli olan Yazar Juliette N. Kayyem, İkiz Kulelere yönelik 11 Eylül 2001 yılındaki saldırılarıyla ünlenen “El Kaide’nin kurucu lideri Usame Bin Ladin’in talimatıyla başlatılan şiddet ve terör zincirinde bile Çakal Carlos mirasının izlerini görebiliyoruz” iddiasındadır. Güvenlik, terör ve iletişim konusunda uzman Amerikalı Brian Michael Jenkins ise propaganda ve kamuoyu algısı açısından “teröristler eylemlerini gerçekleştirirken sonuçta daha fazla ölü değil daha çok olay tanığının olmasını isterler” demektedir.

Çakal Carlos’un “devrim adına” yapıp ettiklerinden çıkarılacak en büyük ders bence şudur: İster bireysel isterse grup halinde olsun; öncü vuruşlara dayalı kitlesiz şiddet, halktan kopuk silahlı eylemler ve bilhassa dogmatizme dayalı radikalizm en masum militanları bile asıl amacından saptırıp devletlerarası büyük güçlerin oyuncağı, kiralık katili, paralı askeri, vurucu gücü haline getirmektedir. Varılan sonuç çoğu zaman hüsrandır ve halkın menfaatlerine aykırıdır.

İlginç bir aile ve mücadeleyle dolu bir yaşam…

Ilich Ramirez Sanchez veya sık kullanılan lakabıyla Çakal Carlos, Venezuelalı bir eylemcidir. Birçok yasa dışı eylemde yer almıştır. 2007 yılından bu yana da Fransa’daki Fleury Merogis Cezaevinde tutulmaktadır.

Sanchez, 25 Mart (veya 2 Ekim) 1949’da Marksist bir ailenin oğlu olarak Venezuela’nın Karakas şehrinde dünyaya gelmiştir. Babası zengin bir aileden olup avukat idi. Annesi çocuğuna Katolik Hıristiyanlığı çağrıştıran bir isim koymaktan yanaydı. Oysa baba Sovyetler Birliği’nin kurucu lideri Lenin’in ikinci adını vermekte ısrar etmişti.

Sanchez, önce Katolik okuluna gitmiş ancak üç yıl sonra komünist olduğunu ilan ederek okuldan ve kiliseden kurtulmuştu. Bu yüzden ailesi birbirine girdi; ebeveynler boşandı. Henüz 13 yaşındayken 1964’te Venezuela Komünist Gençliği saflarına katıldı. Aynı yıl Marksist öğretiler temelinde seminerler/kurslar veren Fermin-Toro Okuluna kaydoldu. Bu okulun öğrencileri 1964’teki hükümete karşı protesto gösterileriyle ünlendi.

1966 yılında annesi ve kardeşleriyle birlikte İngiltere’ye geçti. İki yıl sonra fizik, kimya ve dil dersleri almak için Moskova’daki Patrice Lumumba Üniversitesi’ne kaydoldu. Eğitimi sırasında İngilizce, İspanyolca, Arapça, İtalyanca, Rusça, Fransızca ve Ermenice gibi dilleri çok iyi öğrendi. Ancak ciddiyetsizliği nedeniyle okuldan atıldı.

Carlos burada okurken Cezayirli militan ve sanatçı Muhammed Budiye ile de tanışmıştı. Bu ilişki Filistin mücadelesine gitmesi için zemin hazırladı. Nitekim M. Budiye ile aralarındaki samimiyet her ikisinin de radikal ve Marksist Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’ne (FHKC) sempati duymasına yol açtı. Örgütün silahlı mücadeleye ilişkin radikal görüşleri aklını çelmişti.

Carlos’un Moskova’dayken tanıştığı FHKC’nin kurucu lideri Dr. George (Corc) Habaş örgüte fiili olarak katılması için onu Ürdün’deki kamplarına davet etti. Davete icap etti ve orada FHKC’ye katıldı (1970).

Bir ara Küba’ya giderek silahlı eylemler ve gerilla savaşı hususunda askeri eğitim almıştı. Bu konu Sovyet askeri uzmanlarının tatbiki olarak Küba (Mantanzas Kampı) ve Venezüela’da verdikleri (patlayıcı maddeler ve farklı silahların kullanımı konusunda) saha tatbikat eğitimini kapsıyordu.

Sovyet istihbarat teşkilatı KGB elemanlarının gözetiminde planlama ve kamufle olma tekniklerini öğrenen Carlos 1975 yılında Lübnan’a yerleştikten sonra örgütün dış eylemler bölümünde yer aldı. Başta dış operasyonlar sorumlusu Dr. Vedii Haddad olmak üzere yüksek rütbeli komutanların farklı alanlardaki eğitiminden geçti. Mahareti, yaratıcılığı ve üstün zekâsıyla dikkat çekiyordu.

Bir süre sonra Carlos Avrupa’daki İsrail hedeflerine yöneldi. Gittiği yerlerdeki örgüt veya bireylerin desteğine ilaveten Filistin davasına sağlam inancı sayesinde zaten nefret ettiği iki baş düşman sayılan Siyonizm ile onun baş destekçisi Amerikan emperyalizmine darbe vurmak gayesiyle her türlü olanağı kullanıyordu. İsrail-ABD ikilisiyle iş tutan bazı Arap ülkelerine baskı yapıp gözdağı vermekten de geri durmuyordu.

Fikirleri ve eylemleri

Çakal Carlos’un Siyonizm ve Amerikan emperyalizmi düşmanlığı son derece radikal ve bağnazdı. Samimi Cezayirli dostu Muhammed Budiye’nin Fransız emniyet teşkilatına (DTS) sızmış olan MOSSAD bağlantılı Yahudi ajanlar aracılığıyla arabasının koltuğuna patlayıcı konularak öldürülmesi sonucu (Paris-28 Haziran 1973) Carlos, yurtdışındaki İsrail hedeflerini imha etmek üzere vurucu joker misyonunu üstlendi.

Kendisinden sorumlu eğitmen ve eylem planlayıcısı Dr. Vedii Haddad vasıtasıyla yurtdışındaki radikal örgütleri (IRA, Japon Kızılordu fraksiyonu, Kızıl Tugaylar ve Baader-Meinhof/Rote Armee Fraktion, Fransız Action Direct gibi) harekete geçirdi; Carlos’a gerekli finans ve lojistik desteği sağladı.

İlginçtir Carlos, bu ve benzeri faaliyetleri genç yaşta planlayıp hayata geçirmesini biliyordu. Henüz 23 yaşındayken birçok eylemine ilaveten Kara Eylül adıyla gerçekleştirilen 1972 Münih Olimpiyat köyündeki İsrailli sporcuları rehin alma eyleminin planını onun hazırladığı da söylenir. Oysa eylemi yapan Kara Eylül örgütü FHKC değil, ulusalcı El Fetih hareketi tarafından kurulmuş gizli bir özel birimdir.

İzleyen yıllarda İsrail hükûmetine karşı verdiği mücadeleyi Batı’nın büyük şehirlerine taşıyan Carlos, İsrail’le ilişkisi olan birçok banka, dernek, gazete ve büyükelçiliğe bombalı saldırıda bulundu.

OPEC eyleminin tuhaf özgünlüğü

Petrol İhraç Eden Ülkeler (OPEC) teşkilatının 1975 yılındaki Viyana toplantısına yaptığı baskın tuhaflıkların ve sıra dışılığın birbiri ardı sıra sergilendiği bir eylem tarzıydı. “Arap Devriminin Kolu” isimli tuhaf bir isimle hadiseyi duyuran Carlos, bu olaydan ötürü zamanında çok fazla korku salan ve ses getiren bir eyleme imza atmıştı. Çünkü aralarında Ahmed Zeki Yemani (Suudi Arabistan Petrol Bakanı) gibi bazı bakanların yanı sıra toplam 70 kişiyi rehin almıştı.

Carlos ile konuşan şahsiyet bizzat Ahmed Zeki Yemani oldu. Rehinelerin tutulduğu salona dönen Yemani, kendisiyle görüşüp şartlarını öne süren kişinin Carlos olduğunu açıkladıktan sonra şöyle demişti: “Carlos, dediklerine uyan hiç kimseye dokunmayacak; iş hallolursa da herkesi serbest bırakacak.”

Açıklamanın ardından Carlos, yukarıda adı anılan örgütün propaganda içerikli bildirisini okumuştu ki, bu da ikinci tuhaflıktı.

Üçüncü tuhaflık birkaç otobüsün gelip binadan aldığı rehineleri havaalanına götürme tarzıydı. Her bir otobüsün kapı ve penceresi dışarıdan içerisi görülmeyecek şekilde para balyalarıyla kapatılmıştı. Otobüsler bu şekilde havaalanına hareket ettiler ve Avusturya Havayollarına ait uçağa yanaştılar.

O sırada dördüncü bir tuhaflık yaşandı: Serbest bırakılan rehinelerden biri vedalaşmadan önce Carlos’un elini sıkmıştı. Meğer kendisi Hitler hayranı eski bir Nazi aktivistiymiş! El sıkışma görüntüsü günlerce kamuoyunda tartışma konusu oldu.

Beşinci tuhaflık alınan güvenlik önlemiyle ilgiliydi. Uçağa bindirilen bazı rehineler ve Bakan Ahmed Zeki Yemani ile Carlos arasında serbest bırakılmaları hususunda sert tartışmalar yaşanıyordu. Carlos ve ekibi, dışarıdan gelebilecek herhangi bir kurtarma operasyonuna karşı şöyle bir tedbir almıştı: Uçağın koltuklarının altına patlayıcı yerleştirip hepsini zincirleme patlayacak şekilde bir düzeneğe bağlamışlardı.

Sonuçta uçak Cezayir şehri Havaalanına indiğinde Carlos silahlarını bir kenara bırakarak merdivenden aşağı indi. Karşılayan en önemli resmi şahsiyet dönemin Cezayir İçişleri Bakanı (çok sonradan Devlet Başkanı) Abdülaziz Buteflika oldu. Uçak, benzin ikmalinden sonra Libya’ya yöneldi.

Libya yönetimi kendi vatandaşlarından rehine alınanlar serbest bırakılmadıkça uçağın inmesine izin verilmeyeceğini duyurdu. Libyalılar serbest bırakıldı ama Suudi Arabistan yönetiminin benzer teklifi kabul görmedi. Tunus da topraklarına iniş izni vermeyince, uçak mecburen Cezayir’e geri döndü.

Yoldaşlarıyla durumu istişare Carlos, 20 Aralık 1975 tarihinden itibaren birkaç gün süren görüşme ve pazarlıklar neticesinde 50 milyon dolarlık fidye karşılığında 11 bakanı alıkoyup, sivil rehineleri serbest bıraktı. Bu süreçte üç kişi olayın kurbanı olarak hayatını kaybetti.

Carlos 11 bakanla yüz yüze gelirken, şu soruya muhatap oldu: “Bizi hemen öldürecek misin?” Carlos yanıtladı: “Hayır, şu saatten sonra sizi de salıverme kararı aldık!” Bunun üzerine Suudi Arabistan Bakanı Yemani söz aldı: “Madem öyle, niçin bizi daha önce bırakmadınız?” dedi.

Bunu duyan Carlos uçaktan çıkıp Cezayirliler'le yeniden görüşmeye gitti ve iki saat sonra açıklama yaptı: Önce İranlı bakan dışarı çıkacak, 5 dakika sonra da Suudi Bakan Yemani onu izleyecekti!

İstenilen fidyeyi (20-50 milyon dolar) alan Carlos, Cezayir yönetimine teslim oldu. Başkan Huwari Bumedyen’in armağan ettiği lüks bir villaya yerleşti. Bumedyen Carlos’un kendilerine verilmesi yolundaki Avrupa devletlerinin taleplerini reddetti. Olayların üstünden bir süre geçtikten sonra Libya Başkanı Muammer Kaddafi, Carlos ile bizzat görüştü. Çok sonradan anlaşıldı ki Carlos Libya yönetiminin mali yardımıyla OPEC baskınını gerçekleştirmişti.

Libya’dan Güney Yemen Cumhuriyeti’nin başkenti Aden’e giden Carlos, orada FHKC’nin ileri gelen önderleriyle buluştu. Karşılayanlar arasında eski askeri eğitmeni ve akıl hocası sayılan Dr. Vedii Haddad da bulunuyordu. Haddad şu eleştirileri yöneltmişti: “Bak Carlos yoldaş, eylemin gereklerine harfiyen uymadın. Şöyle ki rehinelerin hepsini havaya uçurmalıydın. Dolayısıyla bundan böyle örgütle ilişkin kesilmiştir!”

Bir yıl sonra Carlos şu tarz eylemlere imzasını atıyordu:

Fransa’nın Lahey’deki diplomatik temsilciliği ve Uluslararası Ceza Mahkemesi binasına baskın; içinde İsrailli yolcuların olduğu bir Fransız uçağının Entebbe Havaalanına (Uganda) kaçırma; İsrail EL AL havayolları uçağına yönelik roket saldırısı (Fransa); bir hafta sonra yine EL AL uçağını bir grup eylemciyle birlikte ele geçirip yolcularını rehin alma; İngiltere’deki Yahudi Birliği Başkan yardımcısına suikast; Siyonistlere destek veren Mark &Spencer şirketinin patronuna yönelik suikast girişimi; Siyonistlere yardımlarıyla bilinen bazı mali kuruluşlar, bankalar ve radyoevlerine yönelik sabotajlar ve Siyonist hareketin önde gelen şahsiyetlerden bazılarını tasfiye etmeye yönelik eylemler. Ek olarak İsrail ile barış anlaşması imzalayan dönemin Mısır Başkanı Enver Sedat’a yönelik bazı saldırı planlarını hazırlama.

Eylül 1976’da Yugoslavya polisince Belgrad’da yakalanan Carlos, ülke lideri General Tito’nun talimatı üzerine serbest bırakıldı. Oradan Şam’a geçti ama Suriye yönetiminin kendisine zorluklar çıkarıp yurtdışına çıkışını yasaklaması üzerine, Saddam Hüseyin yönetimindeki Bağdat’a geçti. Polis refakatinde ve özel arabalarla üç hafta gezdirildikten sonra Güney Yemen Cumhuriyeti’ne gönderildi. Oturduğu yüksek güvenlikli köşkün masrafı ise Muammer Kaddafi tarafından karşılanıyordu.

1978’de askeri konulardaki sorumlusu ve akıl hocası Dr. Vedii Haddad kan kanserinden (kimine göre Irak istihbaratı veya MOSSAD’ın zamana yayılan zehirlemesi sonucu) ölmesinin ardından Carlos, kendisiyle iş tutan (Lübnan, Suriye, Almanya, İsviçre, Filistin vs) ne kadar radikal oluşum veya fraksiyon varsa etrafına topladı.

Buna karşılık Fransız istihbaratı ile İsrail MOSSAD teşkilatının işbirliğiyle benzer radikal örgütlere sızmalar da başlamıştı. Maksatları eski radikal solcu militanlardan birini veya birkaçını ayarlayıp Carlos’u tasfiye etmekti.

1980’li yıllardaki maceraperest eylem ve faaliyetleri

1980 yılında dünyanın en çok aranan adamı olarak ilan edilen Carlos, CIA, MOSSAD, Interpol ve Fransız istihbaratını birçok kez atlatarak şu türden eylemlere imza attı:

• 1982: İsviçreli militan grubunun yardımıyla Fransa’da inşa edilmekte olan nükleer tesisi roketle vurdu ama fazla hasar veremedi.

• Aynı yıl bir erkek bir de kadın militanın kullandığı patlayıcı dolu araba Fransız polisi tarafından yakalandı. Tahkikat sonucu Suriye aleyhinde yayın yapan El Vatan El Arabi (muhtemelen Saddam Hüseyin yönetimince desteklenip finanse edilen yayın organı-FB) dergisi binasını bombalamak üzere Carlos tarafından gönderildikleri anlaşıldı.

• 15 Mart 1982: Carlos, tutuklular salıverilmediği takdirde Fransa’ya karşı eylem yapacağı yolunda emniyete mesaj gönderdi. Fransa tehdide karşı çıkıp tutukluları serbest bırakmadı. Ardından Paris’teki Fransa Kültür Merkezi’nde bir patlama oldu. Dört gün sonra Paris ile Toulouse şehri arasındaki hızlı tren patlatıldı. Aslında trende Fransız Devlet Başkanı yardımcısı da olacaktı. Ancak son andaki bir program değişikliği nedeniyle yolculuğu ertelenmişti.

• 5 Nisan 1982: Japon Kızılordu fraksiyonu, tutukluların bırakılmaması halinde Fransa’nın Beyrut’taki başkonsolosunu öldüreceğini açıkladı. 21 Nisan’da Fransa’nın Viyana’daki büyükelçilik binasının dışında bir patlama oldu. Ertesi günü el Vatan El Arabi dergisi binasının yanında bir araba patlatıldı; haftalar sonra aynı bina makinalı tüfeklerle tarandı. Derken Beyrut’taki Fransız büyükelçiliğinin bahçesinde bir patlama yaşandı.

• Bu kez de devreye giren Ebu Nidal örgütü (Yaser Arafat’ın örgütünden kopup paralı tetikçilik yapan bir fraksiyon) Paris’teki Yahudi semtindeki restoran ve benzeri işyerlerini bombaladı.

• Aralık 1982 yılında bu tür eylemleri yapan militanların takip edilip yakalanmasına dair isim listesi Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterand tarafından onaylandı. Bunlar arasında Çakal Çarlos ile Ebu Nidal da vardı.

• Nihayet Fransa hükümeti, Suriye yönetiminden Carlos’un Fransa’ya yönelik terör ve şiddet eylemlerini engellemesini istedi ve Başkan Hafız Esad da bunu kabul etti. Takip ve cezalandırma faaliyeti hemen başladı. Nitekim turist kılığında Suriye’nin başkentine giden istihbarat elemanları Carlos’a başarısız bir suikast girişiminde bulundular. Başarısızlığın nedeni ise ilgili muhbirin yalan yanlış bilgiler vermesiydi.

• 25 Ağustos 1983: Batı Berlin’deki Fransız Kültür Merkezi’nin patlatılmasında da Carlos’un parmak izlerine rastlandı. Aralık ayında bir Fransız treninin patlatılması sonucu onlarca yolcu öldü ve yaralandı. Basına bildirisini gönderen Carlos, hem bu eylemi hem de farklı şehir ve ülkelerdeki benzer sabotajları üstlendi.

• Bunun üzerine Avrupa ülkeleri, Doğu Avrupa’daki devlet yetkililerini Carlos’a arka çıkmayı bırakmaları ve onu finanse etmemeleri için baskı yapmaya başladılar. Özel olarak da Muammer Kaddafi’den para desteğine son vermesi; Hafız Esad’dan ise Meksikalı iş insanı kimliğiyle Şam’da dolaşıp duran Carlos’un engellenmesini istediler.

• 1989’da Berlin Duvarı yıkılınca Doğu Avrupa ülkeleri Carlos ve benzerlerine desteği kesiverdiler. Zaten eski rejimler devrilip gittiği için militanları barındırma ve destekleme işlemi kendiliğinden durmuş oluyordu.

• Ağustos 1990 başında Irak Saddam Hüseyin’in Carlos’u şöyle bir amaç için kiraladığına dair söylentiler ortalıkta dolaştı: Irak ordusunun Kuveyt’i işgali sırasında Batılı Koalisyon Kuvvetlerine karşı direnebilecek özel bir direniş birliği kurmak. O sırada Carlos henüz Şam’daydı. Hafız Esad’ın böyle bir teklifi reddederek karşı önlem alıp almadığı ise kesinleşmedi.

• Eylül 1991: Carlos Suriye’den sınır dışı edildi. Libya’ya indi, ancak beklediği ilgiyi bulamayınca yeniden Suriye girip Lübnan’a geçti ve gizlice Ürdün’e ulaştı. Ürdün yönetimi kendisine birkaç ay kalma izni verdi. Orada Müslüman olduğunu duyurdu ve iki yıl boyunca bu ülkede ikamet etti. Sudan’a yönelmeden önce Kuzey Yemen’in başkenti Sana’ya uğradı. Ardından Ürdün diplomatik pasaportuyla Sudan’ın başkenti Hartum’a gitti.

Ülke yönetimi, onun gerçek kimliğinden haberdar değildi. Carlos, mahkemedeki savunmasında ise tersini söyledi: “Sudan hükümeti ülkeye girişimden haberdardı, çünkü Dışişleri Bakanı bana refakat ediyordu. Sudanlı ilgili makamlar da giriş evraklarımı düzenleyip gerekli işlemi yapmışlardı” dedi. Dönemin güçlü İslamcı lideri Hasan El Turabi, kendisini koruyup kollayacağına dair söz verdi ve böylece başkent Hartum’da yaşamaya başladı. Üç yıl burada kaldı.

• Ağustos 1994: Carlos’un teslim edilmesi yönünde Sudan yönetimine Batılı devletlerin baskısı arttı. Mısır ile Fransız istihbaratı, onun Hartum’da yaşadığı yeri tespit ettiler. Ancak El Turabi, Filistin davasına hizmetlerinden ötürü misafirini teslim etmeye karşı çıktı. Fransız istihbaratı Carlos’un eğlence, zevk ve sefahat dolu yaşamından kesitleri videoda gösterince İslamcı lider El Turabi teslim olayına razı oldu.

Böylece 13 Ağustos’ta Carlos, Hartum’daki evinden alınıp Fransa’ya götürüldü ve kimliğinden emin olduktan sonra mahkemeye sevk edildi. Sudan yönetimi ülkeyi terk etmesini buyurunca Carlos buna itiraz etmedi; ancak El Turabi’nin kendisine kurduğu tuzağı da asla içine sindiremedi.

• 23 Aralık 1997: Fransız mahkemesi, ülkede idamın yasaklanması nedeniyle Carlos’u ömür boyu hapse mahkûm etti. Mahkeme sonrası müebbet hapis cezasına çarptırılan Carlos, yargılanma esnasında tanıştığı avukat Isabelle Coutant Peyre ile evlendi. Fransa’da Fleury Merogis Cezaevinde bir hücrede tutulmaktayken Clairvaux’da çok sıkı korunan bir hapishaneye nakledildi.

Eşi sağlık merkezlerinden uzaklığı sebebiyle bu nakle karşı çıkıyordu. Paris’te La Santé (Poissy) cezaevinde “kurbağa” lakaplı gizli Fransız polislerinin suikast girişiminden yeni kurtulmuştu. Tecrit şartları ağırlaştığı gibi vatandaşı olduğu Venezuela’nın Fransa elçiliği tarafından iadesine dair hiçbir esaslı teşebbüste bulunulmamasından yakınmaktaydı.

Kaynaklar: كارلوس الثعلب – ويكيبيديا, https://tr.wikipedia.org/wiki/Ilich_Ramirez_Sanchez, https://en.wikipedia.org/wiki/Carlos_the_Jackal;

https://news.sky.com/story/carlos-the-jackal-jailed-over-1974-paris-grenade-attack-10816476, 28 Mart 2017; John Follain (2011) Jackal: The Complete Story of the Legendary Terrorist, Carlos the Jackal. New York: Arcade Publishing. ISBN 978-1-61145-026-2;

https://tr.euronews.com/2017/03/27/paris-savcisi-cakal-carlos-icin-omur-boyu-hapis-cezasi-istedi.)

Devam edecek…

İlgili Haberler

Akın Olgun yazdı

Baro seçimlerinden taşan şey

DEM Parti’nin, demokratik siyasetteki boşluğu dolduracak şekilde bir hat kurma ve bu hattı muhalefetin merkezi haline getirme politikasından ve bunu son dönemde görünür kılmasından, en çok ana muhalefet içindeki İYİ Partili hücrelerin ve İmamoğlu çevresinin rahatsızlık duyduğu malum. Çerçeve yasa için “hayır” kampanyası örgütleyen aklın nereye ait olduğunu ve bu tavrın nasıl karşıtlık havuzuna akıtıldığını bilenler için bu bir tartışma konusu da değil ayrıca. O havuzdan Kocasakal çıktı işte…

Ercan Jan Aktaş yazdı

Sırbistan’da gençlerin zaferi

Fransa, Almanya ve Sırbistan başta olmak üzere farklı ülkelerde ortaya çıkan bu hareketler, karar alma süreçlerini belirli bir liderliğin ya da merkezi yapının tekelinde toplamak yerine, yerel inisiyatifler, özerk örgütlenmeler, yatay koordinasyon ağları ve öğrenci meclisleri aracılığıyla ilerlemektedir. Bu pratiklerde doğrudan demokrasi, yalnızca siyasal taleplerden biri değil, mücadelenin örgütlenme biçimini belirleyen temel bir ilke olarak öne çıkmaktadır.

Akın Olgun yazdı

Süreç, Riskler, Söylemler

Sürecin ve yol haritasının üstünde, ayrı bir irade olduğu ve bunu da Uçum’un temsil ettiği algısı, aslına bakarsanız üstünde oynanabilir bir güvenlik açığıdır ve bu açığın Uçum’un ifadelerinde hayat bulduğunu söylemek abartılı olmaz. Sürecin, türlü badireler atlatarak bugünlere kadar gelebilmesini, politik doğruculuktan, siyasal ezberlerden uzaklaşmasına, olan bitene karşı gerçekçi olmasına ve somut koşulların somut tahliline bağlayabiliriz. Bu, ilerlemenin ve zorluklar karşısında esneyebilmenin imkanını da sunuyor taraflara.

Akın Olgun yazdı

Baro seçimlerinden taşan şey

DEM Parti’nin, demokratik siyasetteki boşluğu dolduracak şekilde bir hat kurma ve bu hattı muhalefetin merkezi haline getirme politikasından ve bunu son dönemde görünür kılmasından, en çok ana muhalefet içindeki İYİ Partili hücrelerin ve İmamoğlu çevresinin rahatsızlık duyduğu malum. Çerçeve yasa için “hayır” kampanyası örgütleyen aklın nereye ait olduğunu ve bu tavrın nasıl karşıtlık havuzuna akıtıldığını bilenler için bu bir tartışma konusu da değil ayrıca. O havuzdan Kocasakal çıktı işte…

Ercan Jan Aktaş yazdı

Sırbistan’da gençlerin zaferi

Fransa, Almanya ve Sırbistan başta olmak üzere farklı ülkelerde ortaya çıkan bu hareketler, karar alma süreçlerini belirli bir liderliğin ya da merkezi yapının tekelinde toplamak yerine, yerel inisiyatifler, özerk örgütlenmeler, yatay koordinasyon ağları ve öğrenci meclisleri aracılığıyla ilerlemektedir. Bu pratiklerde doğrudan demokrasi, yalnızca siyasal taleplerden biri değil, mücadelenin örgütlenme biçimini belirleyen temel bir ilke olarak öne çıkmaktadır.

Anasayfa