27 Ekim 2026 Nûmedya24
Köşe Yazısı

Sırbistan’da gençlerin zaferi

Fransa, Almanya ve Sırbistan başta olmak üzere farklı ülkelerde ortaya çıkan bu hareketler, karar alma süreçlerini belirli bir liderliğin ya da merkezi yapının tekelinde toplamak yerine, yerel inisiyatifler, özerk örgütlenmeler, yatay koordinasyon ağları ve öğrenci meclisleri aracılığıyla ilerlemektedir. Bu pratiklerde doğrudan demokrasi, yalnızca siyasal taleplerden biri değil, mücadelenin örgütlenme biçimini belirleyen temel bir ilke olarak öne çıkmaktadır.

Ercan Jan AKTAŞ

Sırbistan'da 25 Ekim Pazar günü düzenlenen erken parlamento seçimlerini, iki yıldır hükümet karşıtı protestoların öncülüğünü yapan öğrenci hareketinin desteklediği Öğrenci Listesi kazandı. Gecenin ilerleyen saatlerinde gençler bu kez de zaferlerini kutlamak için sokaklara indiler. Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, resmi sonuçlar henüz kesinleşmememiş olmasına rağmen seçimleri kaybettiklerini açıkladı. Vucic’in partisi SNS 12 yıldır iktidardaydı.

Öğrenci hareketi, 1 Kasım 2024’te Sırbistan’ın ikinci büyük kenti Novi Sad’daki tren istasyonunun beton sundurmasının çökmesi ve 16 kişinin hayatını kaybetmesiyle başladı. Yakın zamanda yenilenen istasyonda yaşanan facia, kamuoyunda ihmal ve yolsuzluk iddialarına yönelik öfkeyi büyüttü. Öğrenciler, kazanın tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumluların hesap vermesi talebiyle üniversitelerde boykotlar ve işgaller başlattı. Kasım ayı sonunda farklı üniversitelerin de katılmasıyla eylemler ülke çapına yayıldı. Protestocular, her gün saat 11.52’de, sundurmanın çöktüğü saatte, yaşamını yitirenleri anmak için 16 dakikalık saygı duruşları gerçekleştirdi. Başlangıçta bir adalet ve hesap verebilirlik talebi etrafında şekillenen hareket, kısa sürede kamu ihalelerindeki şeffaflıktan yolsuzlukla mücadeleye, hukuk devletinden demokratik denetime uzanan daha geniş bir siyasal itiraza dönüştü.

Öğrenciler, alışılagelmiş klasik örgütlenme biçimlerinin dışında bir pratik ve örgütlenme hattı üzerinden yol aldılar. Merkezi bir örgütlenmeye gitmediler, harekete liderlik eden bir öncülük de olmadı. Hatta bu yapısından dolayı özellikle de muhalif kesimler tarafından hep bir ‘acaba’yla karşı karşıya kaldılar. Öğrenciler yaklaşık iki yıl boyunca hareketin sürekliliğini yatay ve katılımcı örgütlenme biçimleriyle kurdukları meclisler üzerinden sağladılar. Üniversitelerde kurulan plenums adı verilen açık meclislerde kararlar ortaklaşa alındı; farklı fakülteler arasında koordinasyon kuruldu, işgal ve boykotların yanı sıra yürüyüşler, yol kapatmalar ve yerel dayanışma ağları örgütlendi.

Ocak 2025’te Başbakan Miloš Vučević’in istifası, protestoların yarattığı siyasal baskının önemli sonuçlarından biri oldu. Ancak öğrenciler taleplerini geri çekmedi ve erken seçim çağrısını sürdürdü. Hareket, 2025’in başlarında yüz binlerce kişinin katıldığı kitlesel gösterilere ulaşırken çiftçiler, öğretmenler, avukatlar ve farklı toplumsal kesimlerden yurttaşların desteğini de kazandı. Örgütlenme bu şekilde üniversitelerin dışına da yayıldı. Öğrenciler, 9 Mart 2025’te yayımladıkları çağrıda yurttaşları “zborovi” adı verilen yerel meclislerde bir araya gelmeye davet etti. Radio Slobodna Evropa’nın haberleri, farklı yerleşimlerde insanların yerel sorunları, protestoları ve öğrencilere desteği tartışmak üzere toplandığını anlatıyordu. Zbor, öğrencilerin sıfırdan oluşturduğu bir kurum değildi elbette. Sırbistan’ın yerel yönetim mevzuatında zaten bulunan bir katılım biçimi, hareketin çağrısıyla yeniden yaygınlaştı.

Zamanla sokak hareketini seçim siyasetine taşıyan öğrenciler, farklı mesleklerden ve toplumsal kesimlerden adayları bir araya getiren Öğrenci Listesi'ni oluşturdu. Aday belirleme sürecinde doğrudan demokrasi yöntemine başvurdular. Kendileri aday olmadan 250 kişilik milletvekili listesini genel kurullarda belirlediler. Tartışma, oylama ve karşılıklı denetimle şekillenen süreç, üniversitelerdeki doğrudan demokrasi deneyimini seçim siyasetine taşıdı. Fakültelerdeki öğrencilerin katılabildiği bu toplantılarda herkes öneri sunabiliyor, tartışmalara katılabiliyor ve oy kullanabiliyordu. Kararların ortak tartışmalarla oluşturulması hedeflenirken, uzlaşma sağlanamayan konularda oylamaya başvuruldu. Dolayısıyla katılımcı yöntem, bütün kararların oybirliğiyle alındığı anlamına gelmiyordu.

Bianet haber merkezinin aday belirleme yöntemine dair yaptığı haberde adaylık için siyasi geçmişe ilişkin sınırlamalar da getirildiğini görüyoruz. İktidar koalisyonundaki partilere geçmişte üye olmuş kişiler ile bu koalisyon adına yasama veya yürütmede görev üstlenmiş kişiler liste dışında tutuluyor. Parlamentodaki muhalefet partilerinde yöneticilik yapmış kişiler için de benzer bir kısıtlama öngörülüyor. Ancak muhalefet partilerine sıradan üyelik otomatik engel sayılmadan, bazı yerel yöneticiler için istisnalara da alan bırakılmış. Listelerin oluşmasından sonra kapı kapı yürütülen kampanyalar ve ülke çapındaki örgütlenmeleriyle 25 Ekim 2026 seçimlerine giren hareket, Reuters’ın aktardığı ilk sonuçlara göre iktidar blokunu geride bıraktı.

Sırbistan’da son iki yılda yaşananlar, günümüz siyasal rejimlerinin dönüşümü ve toplumsal muhalefetin imkânları açısından üç önemli noktayı yeniden gündeme getirmiştir. Birincisi, neoliberal ekonomik politikalarla şekillenen ve popülist söylemler aracılığıyla toplumsal meşruiyetlerini yeniden üretmek isteyen iktidarlar, uzun soluklu, örgütlü ve toplumsal tabanı geniş mücadeleler karşısında iktidarlarını kaybedebilirler. Bu deneyim, söz konusu iktidarların medya üzerindeki etkilerine ve devlet kurumlarıyla kurdukları ilişkilere rağmen, toplumsal muhalefetin süreklilik kazandığında mevcut güç dengelerini değiştirebileceğini göstermektedir.

İkincisi, Sırbistan, Fransa, Almanya ve Arnavutluk gibi farklı ülkelerde ortaya çıkan gençlik hareketleri, neoliberal ekonomik politikaların toplumsal sonuçlarına karşı kuşaklar arası yeni bir itiraz dalgasının gelişmekte olduğuna işaret etmektedir. Eğitimden barınmaya, güvencesiz çalışma koşullarından kamusal hizmetlerin aşınmasına, ekolojik yıkımdan siyasal karar alma süreçlerinin dışında bırakılmaya kadar uzanan sorunlar, gençlerin yalnızca bugünkü yaşam koşullarını değil, geleceklerini de sorgulamalarına yol açmaktadır.

Bu hareketlerin ortak bir merkezden yönetildiğini ya da tek bir siyasal programa sahip olduğunu söylemek mümkün değil. Ancak taleplerin sınırları aşan benzerlikleri, gençlik muhalefetinin yeniden uluslararası bir nitelik kazanma potansiyelini ortaya koymaktadır. Bu tablo, 1968’in tarihsel deneyimini de yeniden gündeme getirmektedir. O dönemde olduğu gibi bugün de gençlik hareketleri, belirli talepler etrafında başlayan protestoları daha geniş bir toplumsal ve siyasal sorgulamaya dönüştürme arayışındadır. Bunun yeni bir 1968 dalgasına dönüşüp dönüşmeyeceği henüz belirsiz olsa da gençlerin mevcut toplumsal düzenin sınırlarını zorladığı ve başka bir yaşamın mümkün olup olmadığını kolektif mücadele yoluyla tartışmaya açtığı açıktır.

Üçüncüsü, günümüzde yükselen gençlik muhalefeti, sol ve sosyalist hareketlerin tarihsel olarak benimsediği merkeziyetçi, hiyerarşik ve önder merkezli örgütlenme modellerini artık kullanmıyor. Fransa, Almanya ve Sırbistan başta olmak üzere farklı ülkelerde ortaya çıkan bu hareketler, karar alma süreçlerini belirli bir liderliğin ya da merkezi yapının tekelinde toplamak yerine, yerel inisiyatifler, özerk örgütlenmeler, yatay koordinasyon ağları ve öğrenci meclisleri aracılığıyla ilerlemektedir. Bu pratiklerde doğrudan demokrasi, yalnızca siyasal taleplerden biri değil, mücadelenin örgütlenme biçimini belirleyen temel bir ilke olarak öne çıkmaktadır.

Elbette bu hareketlerin bütünüyle kendiliğinden geliştiğini, hiyerarşilerden tamamen arındığını ya da ortak bir örgütlenme modeline sahip olduğunu ileri sürmek mümkün değildir. Bununla birlikte, kolektif karar alma, tabandan örgütlenme ve özerk inisiyatifler arasındaki koordinasyon arayışı, siyasal öznenin ve örgüt fikrinin dönüşümüne işaret etmektedir. Bu dönüşümü doğru okumak gerekiyor. Gençlik hareketlerinin ortaya koyduğu deneyim, yalnızca mevcut iktidarlara karşı geliştirilen bir itirazı değil, siyasetin nasıl yapılacağına, kararların kimler tarafından alınacağına ve toplumsal değişimin hangi örgütsel araçlarla gerçekleştirileceğine ilişkin alternatif bir arayışı da içermektedir. Dolayısıyla sol ve sosyalist hareketler açısından mesele, bu yeni pratikleri geçmişin örgütlenme kalıplarına sığdırmak değil, onların açığa çıkardığı doğrudan demokrasi, özerklik ve kolektif öz-yönetim imkânlarını görmek ve buradan öğrenmesini bilmektir.

 

İlgili Haberler

Akın Olgun yazdı

Baro seçimlerinden taşan şey

DEM Parti’nin, demokratik siyasetteki boşluğu dolduracak şekilde bir hat kurma ve bu hattı muhalefetin merkezi haline getirme politikasından ve bunu son dönemde görünür kılmasından, en çok ana muhalefet içindeki İYİ Partili hücrelerin ve İmamoğlu çevresinin rahatsızlık duyduğu malum. Çerçeve yasa için “hayır” kampanyası örgütleyen aklın nereye ait olduğunu ve bu tavrın nasıl karşıtlık havuzuna akıtıldığını bilenler için bu bir tartışma konusu da değil ayrıca. O havuzdan Kocasakal çıktı işte…

Akın Olgun yazdı

Süreç, Riskler, Söylemler

Sürecin ve yol haritasının üstünde, ayrı bir irade olduğu ve bunu da Uçum’un temsil ettiği algısı, aslına bakarsanız üstünde oynanabilir bir güvenlik açığıdır ve bu açığın Uçum’un ifadelerinde hayat bulduğunu söylemek abartılı olmaz. Sürecin, türlü badireler atlatarak bugünlere kadar gelebilmesini, politik doğruculuktan, siyasal ezberlerden uzaklaşmasına, olan bitene karşı gerçekçi olmasına ve somut koşulların somut tahliline bağlayabiliriz. Bu, ilerlemenin ve zorluklar karşısında esneyebilmenin imkanını da sunuyor taraflara.

Vecdi Erbay yazdı

Yolda

Entelektüel tartışmalar çok sıkıcı bir hal aldığında, sezgisi ve deneyimi güçlü Kürt kadınlarının sesine kulak verilmeli. Cesur, duyarlı ve hilesiz bir şekilde olup bitenler hakkında düşündüklerini paylaşmaya hazır kadınlar, Mehmet Uçum’un son açıklamasına hakkıyla cevap vermek bilgisine de sahipler. Kavramlar önemlidir, siyasete ve hayata yön verme kabiliyetine sahiptir. Ancak Kürt kadınlarının deneyimlerinden süzüp yalın bir şekilde ifade ettiklerinin yüksek siyasetten aşağı kalır yanı yoktur. Has şiir de hakikatli siyaset de bu yalınlıktadır.

Anasayfa