BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Yolda

Yolda
🎧 Haberi dinle0:00 / --:--

Entelektüel tartışmalar çok sıkıcı bir hal aldığında, sezgisi ve deneyimi güçlü Kürt kadınlarının sesine kulak verilmeli. Cesur, duyarlı ve hilesiz bir şekilde olup bitenler hakkında düşündüklerini paylaşmaya hazır kadınlar, Mehmet Uçum’un son açıklamasına hakkıyla cevap vermek bilgisine de sahipler. Kavramlar önemlidir, siyasete ve hayata yön verme kabiliyetine sahiptir. Ancak Kürt kadınlarının deneyimlerinden süzüp yalın bir şekilde ifade ettiklerinin yüksek siyasetten aşağı kalır yanı yoktur. Has şiir de hakikatli siyaset de bu yalınlıktadır.

Vecdi Erbay

Kızıltepe-Diyarbakır seferi yapacak minibüsün şoförü, Kürtçe ve Türkçe, “Yolcu olan binsin” diye bağırıyor. Binip yer tutuyorum, nasılsa koltuklar tam dolmadan yola çıkmaz, diye düşünerek. Şoför yanıltıyor beni, boş koltuklar olsa da yola çıkıyor. Fakat otogardan Mardin yoluna çıkması, tahmin ettiğim gibi uzun sürüyor. Trafik var ve zaten şoförün hiç acelesi yok. Her el edene durarak hatta kaldırımdaki tanıdıklarıyla muhabbet ederek ağır ilerliyor. Dar ve düzensiz yolda trafik de var elbette. Trafik keşmekeşine başlıca neden, saygısız ve kontrolsüz bir şekilde öne geçmeye çalışan sürücüler olsa gerek. Yine de kaza olmuyor, diye aklımdan geçirirken, lüks olduğunu tahmin ettiğim bir aracın önündeki küçük kamyonete çarptığını görüyoruz. Minibüs şoförü bir süre durup kazayı inceliyor. Birkaç adam kazaya karışan araçların başında bekliyor. Bizim şoför araba için, “Haşat olmuş yav” diyor. Ön tarafı haşat olduğuna göre, lüks araç hızlı seyrediyordu. Kamyonette görünürde bir şey yoktu ve salatalık yüklüydü. Önümde oturan kadın yan tarafında oturan arkadaşına salatalıkların taze olduğunu söylüyor. Arabadan çok salatalıklara üzülmüş sanki. Yol boyunca konuşacaklarını tahmin etmek zor değil. Sabırsız sürücüler korna çalıyor. Minibüs şoförü neredeyse gönülsüz bir şekilde yola devam ediyor.

Şair Muzaffer Kale’nin “Dönüşte Yağmura Yakalandık” (Everest Yay.) kitabına dönüyorum. “Şair” dedim Kale için, bendeki yeri budur. Ama Sait Faik Abasıyanık öykü ödülünü almış bir öykücüdür de Kale. İlk öykü şöyle bitiyor: “Unutulan Geçmiş Zaman’ın Parlamaya Çalışan Yarı Sönmüş Güneşleri… aklını karıştırıyor; ama boşuna… buna gerek yok, hiç gerek yok, onlar parlamaya çalıştıkça hayatta kalıp kısa bir süre daha görünür olabilmeyi sürdürmek için kendilerine yetebilecek enerjiyi bir an önce yiyip bitirerek tarihin uçsuz bucaksız derinliklerinde kaybolup gidecekler.

Kaybolup gidecekler.

Sonra bakacaksın: Yerleri boş.”

Yerleri boş ne kadar çok şey var hayatımızda, diye geçiriyorum aklımdan. Baktığımız boşlukta kimi zaman öfke kimi zaman hüzün karşılıyor bizi.

*

Arkadaki dörtlü koltukta üçü kadın dört üniversite öğrencisi oturuyor. Derslerden, hocalardan söz ettikleri kulağıma çalınıyor. Arada kahkahayla gülüyorlar. Önümdeki kadınlar zaten hiç susmuyorlar. Konuşmaktan sıkılmak gibi bir kavram hiç uğramamış semtlerine. Kürtçe konuşuyorlar ama kimi zaman Türkçe cümleler kurdukları için Diyarbakır’da yaşayan Mardinlilerden oldukları belli oluyor.

“Hayıt çiçekleri geldi aklına, onlar mordular ve sanki kokuları da mordu, mor kokuyorlardı.” Öykü bitti. Kitaptan başımı kaldırıp dağlara, meşelere bakıyorum. Meşelerin yaşamak arzusunu düşündüm. O kadar çok yakıldılar ve o kadar çok dirildiler ki… Sanki hâlâ yanık kokuyorlar.

Radyodan “Başım belada” diyen Ahmet Kaya’nın sesi yükseliyor.

Önümde oturan kadına Koşuyolu Parkı’ndaki taziyeyi anlatıyor, yan taraftaki kadın. Üç gün boyunca gitmiş, tanıdığı tanımadığı kadınlarla oturmuş, acılarına ortak olmuş.

Sonra, “İnşallah bu sefer olacak” diyor. Dua ediyor. Hem asla geri dönmeyeceklerin ruhuna hem de yolları gözlenenlerin bir an önce dönebilmesi için.

Entelektüel tartışmalar çok sıkıcı bir hal aldığında, sezgisi ve deneyimi güçlü Kürt kadınlarının sesine kulak verilmeli. Cesur, duyarlı ve hilesiz bir şekilde olup bitenler hakkında düşündüklerini paylaşmaya hazır kadınlar, Mehmet Uçum’un son açıklamasına hakkıyla cevap vermek bilgisine de sahipler. Kavramlar önemlidir, siyasete ve hayata yön verme kabiliyetine sahiptir. Ancak Kürt kadınlarının deneyimlerinden süzüp yalın bir şekilde ifade ettiklerinin yüksek siyasetten aşağı kalır yanı yoktur. Has şiir de hakikatli siyaset de bu yalınlıktadır.

Uçum ve sözcülüğünü üstlendiği kanat da bunun farkındadır. Süreci bitirmek gibi bir niyetleri olmasa bile diyalog ya da müzakere sürecinde Kürt halkını, siyasetçilerini bölerek ellerini güçlendirmek istiyorlar. Süreci yürüten Kürt cenahına engin bilgileriyle ayar verme gayreti içinde olan tarihçilerin, gazetecilerin, itirafçıların yaptıkları ise ancak Uçum’un ekmeğine yağ sürmek olarak tarif edilebilir. Kürt kadınları bunların hepsinin farkında. Üç günlük Mardin ziyaretinde edindiğim izlenim budur. Dolayısıyla sürecin akamete uğraması için gayret gösteren, pusuda bekleyenler değil, Kürt kadınlarının hisleri haklı çıksın, duaları kabul görsün isterim.

Bir yolcu uçağı geçiyor üstümüzden. Dışarıya bakıyorum. Diyarbakır’ın uzak ışıkları görünüyor. Bir saatlik yol iki buçuk saat sürer mi, diye söyleniyorum.

Zihnimi beylik söylemlerden kurtarmak için kitaba dönüyorum. Şehre varmadan okuduğum öyküyü bitiriyorum: “Dünyanın bu noktasında akşam olmuştu, karanfiller hiç kokmadığı kadar güzel kokuyordu ve kim ne derse desin, aslında dünya, yaşanacak bir yerdi.”

Benzer Haberler

‘Son üç ayda 90 siyasi mahpusun tahliyesi uzatıldı’

Akın Gürlek'e 'keyfi uygulamalara son verme' çağrısı

8 Meclis üyesi de ona eşlik etti

Kemer Belediye Başkanı Topaloğlu CHP'den istifa etti

‘Dezenformasyon’ suçlaması

Gazeteci İsmail Arı çağrıldığı emniyete gitti, gözaltına alındı

Kurtulmuş’tan İzleme Kurulu açıklaması:

Mecliste komisyon kurulacak, en kısa süre içerisinde tamamlarız

Yeni Yol Grubu’ndan istifa etmişti

Bursa milletvekili Torun AKP'ye katıldı, rozeti Erdoğan taktı

Mekke Anlaşması, Meclis’e sunuldu

Detayları belli oldu: Peki 16 maddede neler var?

Pakistan S. Arabistan’a askeri destek verecek

Mekke Anlaşması Meclis’te: Türkiye ne yapacak?