28 Ekim 2026 Nûmedya24
Özel HaberKadın

'Gürültü yaptı' dedi, 16 mermi sıktı

Saldırıya uğrayan Rojda Odabaşı anlattı

Onu yaralayan alt komşusu Mazlum Çelebi, iki ay tutuklu kalmadan tahliye edildi. "Sanığın hapis yatması için öldürülmem mi gerekiyor?" diye soran Rojda Odabaşı, can güvenliğinin sağlanmasını talep ediyor.

Fotoğraf: Nûmedya24

Vecdi ERBAY

DİYARBAKIR - İki ay sonra yaşadığınız şehre yeni dönmüşsünüz. Aklınızda uzun zamandır görmediğiniz arkadaşlarınız, şehrinizin sokakları, müdavimi olduğunuz mekanlar ve dışarıda ağustos sıcağı var. Evde yalnızsınız, televizyon izliyorsunuz.

POMPALI TÜFEKTEN ÇIKAN SAÇMALAR SİZİ TAKİP EDİYOR

Derken kapınız çalıyor. Aslında gecenin geç saatinde kimseyi beklemiyorsunuz ama kapıya yöneliyorsunuz. İki kapısı var evin, birini açıyorsunuz ve "Kim o?" diye sormaya hazırlanırken silah sesinin gürültüsüyle, bacağınızda hissettiğiniz acıyla sarsılıyorsunuz. Kapıdan uzaklaşmak üzere salona doğru koşarken silah sesi ve pompalı tüfekten çıkan saçmalar peşinizden geliyor. Banyoya sığındığınızda 16 mermi sıkılmış oluyor. Polis, ambulans, derken sitenin güvenlik görevlisini arıyorsunuz. Güvenlik görevlisi "Adam yakalandı" diyor. Kimmiş? "Alt komşunuz" diyor sitenin güvenlik görevlisi ve ekliyor: "Arabanıza silahın dipçiği ile zarar verirken polisler tarafından yakalandı."

Alt komşunuz kim? Tanımıyorsunuz. Yüzünü ya da bir kere olsun selamlaştığınızı hatırlamıyorsunuz. Polis ve sağlık ekipleri gelinceye kadar, sığındığınız banyoda, "Bu adamın benimle ne derdi olabilir?" diye soruyorsunuz kendi kendinize. Bacaklarınızdaki kanla, acıyla, korkuyla, toz duman içindeki bir evde...

Bu akıl almaz olayı Rojda Odabaşı yaşadı. Odabaşı, 8 yıldır aynı binada yalnız yaşayan bir turizmci. Bir gün alt komşusu tarafından vurulabileceğini muhtemelen aklından hiç geçirmemişti.

KADINLAR ADLİYE ÖNÜNDE NÖBETTE

Diyarbakır Adliyesinin önünde, Şiddetle Mücadele Ağı tarafından kadın katliamlarına karşı Diyarbakır'da başlatılan “Kadın, Adalet ve Hafıza Nöbeti”nin 4’üncüsü gerçekleşiyordu. “Kadınlar adalet ve hafıza nöbeti tutuyor” pankartının arkasında toplanan kadınların arasında Rojda Odabaşı da vardı.

Yürümekte güçlük çeken Odabaşı, koltuk değneği ile katılmıştı eyleme. Ayaklarındaki sargı bezleri dikkat çekiyordu. İki ay önce vurulmuştu ve tedavisi hâlâ devam ediyordu.

Bu haftaki açıklamayı Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Diyarbakır Şubesi Kadın Komisyonu üyesi Aycan Diril okudu. Diril, 18-26 Ekim tarihleri arasında Türkiye’nin farklı kentlerinde yaşamını yitiren ve bilgilerine ulaşabildikleri kadınların hikayelerini ortak hafızada buluşturduklarını dile getirdi. Diril, önceki tarihlerde katledilen ve adalet mücadeleleri devam eden kadınları unutmadıklarını da söyledi. 

Katledilen kadınların hikayesi okunurken Rojda Odabaşı da yaşadıklarını anlattı va adalet talebini dile getirdi.

Eylemi, Rojda Odabaşı'nın avukatı Arif Altunkalem ile birlikte izliyoruz. Fail Mazlum Çelebi'nin ifadesini soruyorum Altunkalem'e. "İfadesinde gürültüden rahatsız olduğunu söylemiş. Daha önceki aylarda 155'i aradığını ve Rojda'nın kendisine küfür ettiğini ileri sürmüş. Bunlar doğru bile olsa bir insanın hayatına kast etmek için gürültü gerekçe olabilir mi?" diyor Altunkalem.

ROJDA ODABAŞI: BU ÖFKENİN NEDENİ NEDİR?

Eylemden sonra buluşup uğradığı saldırıyı bir kez daha konuşmaya çalıştık Rojda Odabaşı ile. "Konuşmaya çalıştık" diyorum çünkü Odabaşı, saldırının gerçekleştiği geceye döndüğünde aynı dehşeti bir kez daha yaşıyordu. İlk silah sesini, bacaklarındaki kanı, evin içindeki dumanı, yaşadığı çaresizliği hatırlıyor, boğazı düğümleniyordu.

"Alt komşun Mazlum Çelebi, ifadesinde gürültü yaptığın bu eylemi gerçekleştirdiğini söylemiş. O akşam gürültü mü yapıyordun?" diye soruyorum Odabaşı'na. "Evde televizyon izliyordum, nasıl bir gürültü yapmış olabilirim ki" diye soruyla cevap veriyor Odabaşı.

Velev ki alt katta oturan komşusunu rahatsız edecek şekilde gürültü yaptı Rojda Odabaşı. Bu rahatsızlığı dile getirmenin türlü yolları var benim bildiğim. Tavana vurarak rahatsız olduğunuz mesajını verebilirsiniz mesela. Üst kata çıkıp kapı zilini çalabilir, "Rahatsız oluyoruz komşu" diyebilirsiniz. Bunlar işe yaramadıysa polisi çağırabilirsiniz. Ama pompalı tüfekle üst kata çıkıp kapıya 16 kez ateş etmezsiniz. Ateş ettikten sonra aşağı inip az önce vurduğunuz insanın arabasına da tüfeğin dipçiği ile saldırmazsınız. Bunları yaptıysanız, yalnız yaşayan bir kadına bu dehşeti yaşattıysanız insanın aklına hiç de masum olmayan şeyler geliyor.

Rojda Odabaşı, dediğine göre gün 24 saat "Neden?" diye soruyor. "Bu öfkenin nedeni nedir? Aşağı inip arabamı da parçalayacak kadar nasıl bir öfke biriktirdi bu şahıs? İki gün önce döndüm evime ve tüfeğini alıp bana ateş ediyor, aşağı inip arabama saldırıyor. Bunun planlı bir saldırı olduğundan başka bir şey gelmiyor aklıma."

'BENİ ÖLDÜRMEK İSTEDİ'

Odabaşı, "Şahıs yere düştüğümü sandı ve ona göre ateş etmeye devam etti. Niyeti beni öldürmekti" diyor. İlk mermi ile yere düşse, hızla salona, oradan banyoya saklanmasa olacağı buydu.

Sonra, "Beni öldürmeye çalışan şahıs iki ay hapis yatmadan serbest bırakıldı. Benim bacaklarımdaki saçmalar çıkarılamadı, tehlikeli diyor doktorlar. Tedavim hâlâ devam ediyor. Fiziksel acılar bir yana psikolojimi nasıl tarif edeceğimi bilemiyorum" diyor Odabaşı.

Odabaşı'nın bacaklarındaki yaralar iyileşecektir elbette ama dehşet gecesinin neden olduğu travmayı nasıl atlatacak? Eski hayatına nasıl dönecek? İki aydır dışarı çıkmadığını söylüyor Odabaşı ve "iki ay sonra bugün dışarıya, insanların arasına çıktım. Etrafımda bu kadar insan görünce neler hissettim, anlatamam" diyor.

'ÖLDÜRÜLEN KADINLARDAN BİRİ OLABİLİRDİM'

Saldırganın serbest bırakılmasıyla ilgili neler hissettiğini sorduğum Odabaşı, şunları söyledi: "Beni öldürmek isteyen adam iki ay bile hapis yatmadı. Bu adalet mi? Adamın hapis yatması için ölmem mi gerekiyordu? Bu adam şimdi başka insanların komşusu. Bu adamın başka insanlara saldırma potansiyeli var. Öldürmek kastıyla bana yine saldırabilir. Bunu düşünmeden yapamıyorum."

Az önce kendisinin de katıldığı eylemi hatırlatıyor Odabaşı: "Bu ayın içinde öldürülen kadınların hikayelerini okudular. Ben de öldürülebilirdim ve bugün benim hikayem de okunabilirdi. Bunu düşünüyorum adamın serbest bırakıldığı geliyor aklıma. Kadınların hayatı bu kadar ucuz olmamalı."

SÜREÇ YENİ BAŞLIYOR: BİR KİŞİ EKSİLMEMEK İÇİN...

Ağustos ayında gerçekleşen saldırı kamuoyuna yeni duyuruldu. "Çünkü aileme zarar gelsin istemedim" diyor Odabaşı:

"Adam tutuklanmıştı. Mahkemeyi bekliyorduk. Ama daha ilk duruşma gerçekleşmeden adam serbest bırakıldı. İnsan o zaman hukuku, adaleti sorguluyor. Sesim duyulsun, adalet yerini bulsun istediğim için konuşmaya başladım. Kanunlar var, mahkemeler var ve bunlara inanmak istiyorum. Adil bir soruşturma olsun, hukuka uygun bir karar çıksın istiyorum. Bunun için gücümü topladım ve konuşmaya başladım."

Kadınların yerinde bir tespiti var: Türkiye'de kadınlar en yakınları tarafından öldürülüyor. Rojda Odabaşı da en yakınındaki adamlardan biri, alt komşusu erkek tarafından vuruldu. Ölmedi ama bu silahlı saldırının hayatını altüst ettiğine kuşku yok.

Rojda Odabaşı'nın hayatını altüst eden erkek, iki ay bile hapis yatmadan serbest bırakıldı. Olayın kendisi gibi saldırganın bu kadar kısa sürede tahliye edilmesi de akıl almaz. Ama insan aklının kabul etmekte zorlandığı süreç aslında yeni başlıyor.

Rojda Odabaşı'nın avukatı sanığın tahliyesine itiraz etti. Olaydan haberdar olan kadın örgütleri, Bir kişi daha eksilmemek için Odabaşı ile dayanışma içinde.

İlgili Haberler

Anasayfa