Diyarakır’da Demokratik Kürt Hukukçular Konferansı düzenleniyor. ÖHD Eş Genel Başkanı Ekin Yeter, “Kürt halkının tarihsel statüsüzlüğünü, sebeplerini ve sonuçlarını, bu sonuçları nasıl ortadan kaldıracaklarını” ele alacaklarını söyledi.
HABER MERKEZİ – Diyarbakır’da “Özgürlük, statü ve barış için demokratik hukuk” başlığıyla düzenlenen Demokratik Kürt Hukukçular Konferansı başladı.
Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezinin ev sahipliği yaptığı konferansta çok sayıda hukukçu, akademisyen, siyasetçi ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı.
İlke TV’den Ömer Çelik’in haberine göre, 4-5 Temmuz tarihinde sürecek konferansta demokratikleşme, anadilde eğitim, kayyum uygulamaları ve barış sürecinin hukuki zemini başta olmak üzere birçok konu ele alınacak.
Konferansın açılış konuşmalarını Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) Eş Genel Başkanları Ekin Yeter ve Serhat Çakmak yaptı.
ÇAKMAK: KÜRT HALKI HUKUKUN DIŞINDA BIRAKILDI
Serhat Çakmak konuşmasında şunları dile getirdi:
“Kürt halkı kadim bir tarihe sahip olmasına rağmen Ortadoğu’da sınırların çizildiği dönemden itibarin hukukun dışında bırakıldı. Biz hukukçular bugün burada kendi gerçekliğimizin farkındayız. O sınırlar çizildiğinde yaşam bizler için zorlaştı. Kürt hukukçular olarak yer aldığımız hukuk alanında bir hukuksuzluk içerisindeyiz. Bu bir paradoks. Bu paradoksu bu konferansta tartışmalıyız. Kendimize nasıl bir yol bulabilir ve halka öncülük yapabiliriz. Her bir kurum farklı çalışmalar yürütse de bugün bu durumu aşmayı kendi aramızda tartışmalıyız.”
EKİN YETER HANGİ KONULARI ELE ALACAKLARINI ANLATTI
Ekin Yeter ise şöyle konuştu:
“2 gün boyunca zaten çok geniş bir şekilde Kürt halkının tarihsel statüsüzlüğünü, sebeplerini ve sonuçlarını, bu sonuçları nasıl ortadan kaldıracağımızı, demokratik müzakere sürecini, demokratik anayasa ve demokratik yerel yönetimler tartışmalarını ekolojik ve kadın özgürlükçü bir perspektif ile ele alıp tartışacağız.
İçerisinde bulunduğumuz Barış ve Demokratik Toplum sürecinde temel strateji demokratik siyaset ise, temel taktik de demokratik hukukun inşasıdır. Demokratik hukukun inşası, demokratik toplumun varlık, kimlik ve gelişiminin demokratik entegrasyon kapsamında güvenceye alınması ile mümkündür. Bunun için yasal, anayasal ve sözleşmesel düzeyde demokratik entegrasyona imkân veren yeni düzenlemeler zaruridir.
Demokratik toplumun inşası aynı zamanda bir arınma sürecidir. Arınma hem zihniyet boyutuyla hem de sistem boyutuyla ancak hakikatlerle yüzleşme ile mümkün olabilir. Bu temelde hukuki mevzuatın da ayrımcı ve istisnai düzenlenmelerden arındırılması gerekmektedir. Güvenlikçi, cinsiyetçi, milliyetçi, dinci kodların terk edilerek kadın özgürlüğünü ve eşitliğini esas alan, demokrasi ve ekolojiye duyarlı yeni bir hukuksal biçimin oluşturulması önceliklidir.
Demokratik toplum sosyalizmi temelinde örgütlenmenin önünü açacak yasal sınırlamaların tespiti ile halkın komünal örgütlenmesinin hukuki zemininin oluşturulması da temel görevler olarak önümüzde durmaktadır. Kürtlerin anadilde eğitim ve öğretim hakkı, Kürt halkının statü sorunu, Türkiye ve Kürdistan’da yaşayan Alevi, Ezidi, Süryani, Ermeni, Laz, Çerkez, Roman ve ismini sayamadığımız tüm halkların ve inançların kolektif varlık ve gelişim hakkının tanınması da temel hukuki taleplerimizden olmalıdır.
Demokratik Kürt Hukukçular Konferansı Hazırlık Komisyonu olarak bizler; belirttiğimiz özgürlükçü politik/hukuki çerçeveyi en geniş hukuk yapımızla birlikte tartışmak ve inşası için çalışma yürütmek istiyoruz. Aynı zamanda gerçekleştireceğimiz konferans ile hukuk yapımızın bugüne kadar yürüttüğü çalışmalara ve genel işleyişine dair de kolektif bir değerlendirme sağlamak ve yol haritası oluşturmak istiyoruz. Konferansımız, ileri tarihte yapılacak olan 4 Parça Kürt Hukukçular Konferansı’nın da bir parçasını oluşturacak olup, bu anlamı ile aynı zamanda Ulusal Birlik çalışmalarının da doğal bir parçasını oluşturmaktadır.”
DİYARBAKIR BAROSU BAŞKANI: KÜRT SORUNU AYNI ZAMANDA BİR HUKUK SORUNUDUR
Diyarbakır Barosu Başkanı Abdülkadir Güleç de konferansta konuştu ve şunları söyledi:
“Kürt sorunu sadece siyasi bir sorun değildir, aynı zamanda bir hukuk sorunudur. Kürtleri statüsü üzerinde konuştuğumuzda bir gerçekliği gözardı edemeyiz. Kürtler devletsiz bir halk. Bu devletsiz olunamayacağı anlamına gelmez ama Kürtlerin de bir ulus olmaktan kaynaklı hakları var.
Önemli bir süreçten geçiyoruz, demokrasi, barış ve çözüm konusunda önemli söylemler ve gelişmeler ver. Fakat tüm bunlar bir hukuk zeminini oturtulmadığında anlamı olmaz. Barış tek başına silahların susması değildi. Kürtleri bu süreçte bir hukuku olmalıdır. Bu konuda en büyük sorumluyum biz hukuk örgütlerine ve hukukçulara düşüyor.
Kürt halkı ve hukukçuları olarak birliğimizi sağlayıp, Kürtlerin statüsünü ve haklarını kendi çabalarımızla inşa etmeliyiz.”







