15 Mayıs Kürt Dili Bayramı dolayısıyla birçok kentte yapılan açıklamalarda Kürt diline resmi statü talep edildi, halka dillerini daha fazla sahiplenmeleri çağrısı yapıldı.
HABER MERKEZİ – Birçok kentte 15 Mayıs Kürt Dili Bayramı dolayısıyla açıklamalar ve etkinlikler yapıldı. Ankara’da Demokratik Kurumlar Platformu Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) önünde açıklama yaparak Kürtçeye resmi statü talebinde bulundu.
Ankara Demokratik Kurumlar Platformu, 15 Mayıs Kürt Dili Bayramı dolayısıyla Anka Dil, Kültür, Sanat Derneği (Anka-Der) önünde bir araya geldi. Milli Eğitim Bakanlığı önünde yapılan basın açıklaması yapan Anka-Der Yöneticisi Doğan Şenses, Kürt meselesinin ülkenin temel meselesi olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:
“Bu sorun 100 yıldan fazladır devletin Kürtlere yönelik asimilasyon, baskı, zor ve kültürel soykırım politikalarıdır. 21’inci yüzyılda hâlâ milyonlarca Kürt çocuğuna vahşice asimilasyon politikaları uygulanmakta, Türkçe ve Türklük çocuklara zorla dayatılmakta, milyonlarca Kürt çocuğu kendi kültür ve dilinden koparılmakta ve Türkçe eğitim görmektedir. Uluslararası sözleşmelere ve normlara göre bu asimilasyon uygulamaları insanlığa karşı suçtur.
Şüphesiz, diğer tüm halklar ve uluslar gibi Kürt halkı için de kendi kültürünü ve dilini korumak, mücadelesinin temel ve esas unsurudur. Tüm ulusal mücadelelerin temelinde kültür ve dil özgürlüğü talebi vardır. Kürt halkının mücadelesinde de Kürtçenin kültür ve dil özgürlüğü, mücadelenin temel ve esas nedenidir.”
‘BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM ÇAĞRISINA SAHİP ÇIKACAĞIZ’
Kürt meselesinin çözümü için devam eden sürece de dikkat çeken Şenses, Abdullah Öcalan’ın Kürtlere dillerine sahip çıkmaları için yaptığı çağrıları hatırlattı ve ekledi:
“Kürtçeyi geliştirmek, güçlendirmek için mücadelemizi her zamankinden daha fazla yaygınlaştıracağız. Bu duygularla, Kürt ve demokratik kurum ve kuruluşlarla birlikte geçtiğimiz yıl yeni dönemde başlattığımız ‘Kürtçe Statü ve Kürtçe Eğitim’ sloganıyla yolumuza devam edeceğiz. Demokratik ve huzurlu bir ülke için, Kürtçenin özgürlüğü önündeki anayasal engellerin kaldırılması, Kürtçenin eğitim dili ve resmî dil olması gerekmektedir.”
Kürt halkı, kültür, dil ve kimlikten yoksun bir yaşamı (ki bunlar Kürt halkının siyasi statüsünün unsurlarıdır) asla kabul etmeyecektir. Kürt halkının bu meşru ve haklı talepleri gerçekleşene kadar, bu kararlı mücadelesini sürdürecektir. Tüm halkımızı ulusal ruhla kendi kültürüne, diline ve kimliğine sahip çıkmaya çağırıyoruz: Kürtçe konuşun, Kürtçe okuyun, Kürtçe yazın, Kürtçe yaşayın! Dilimiz onurumuz, kimliğimiz ve varoluşumuzdur.”
‘BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM ÇAĞRISINA SAHİP ÇIKACAĞIZ’
Kürt meselesinin çözümü için devam eden sürece de dikkat çeken Şenses, Abdullah Öcalan’ın Kürtlere dillerine sahip çıkmaları için yaptığı çağrıları hatırlattı ve ekledi:
“Kürtçeyi geliştirmek, güçlendirmek için mücadelemizi her zamankinden daha fazla yaygınlaştıracağız. Bu duygularla, Kürt ve demokratik kurum ve kuruluşlarla birlikte geçtiğimiz yıl yeni dönemde başlattığımız ‘Kürtçe Statü ve Kürtçe Eğitim’ sloganıyla yolumuza devam edeceğiz. Demokratik ve huzurlu bir ülke için, Kürtçenin özgürlüğü önündeki anayasal engellerin kaldırılması, Kürtçenin eğitim dili ve resmî dil olması gerekmektedir.”
Kürt halkı, kültür, dil ve kimlikten yoksun bir yaşamı (ki bunlar Kürt halkının siyasi statüsünün unsurlarıdır) asla kabul etmeyecektir. Kürt halkının bu meşru ve haklı talepleri gerçekleşene kadar, bu kararlı mücadelesini sürdürecektir. Tüm halkımızı ulusal ruhla kendi kültürüne, diline ve kimliğine sahip çıkmaya çağırıyoruz: Kürtçe konuşun, Kürtçe okuyun, Kürtçe yazın, Kürtçe yaşayın! Dilimiz onurumuz, kimliğimiz ve varoluşumuzdur.”
DİYARBAKIR: KÜRTÇE STATÜ SAHİBİ OLMALI
15 Mayıs Kürt Dili Bayramı dolayısıyla Diyarbakır’da açıklama yapıldı. Çok sayıda kişinin destek verdiği basın açıklamasında konuşan Mezopotamya Dil ve Kültür Araştırmaları Derneği (MED-DER) Eşbaşkanı Şükran Yakut, şunları dile getirdi:
“21’inci yüzyılda dahi Kürt halkına, özellikle milyonlarca Kürt çocuğuna yönelik asimilasyon politikaları ağır biçimde sürdürülmektedir. Uluslararası sözleşme ve ölçütlere göre bu asimilasyon uygulamaları insanlığa karşı ağır suç niteliğindedir.
Demokratik ve huzurlu bir ülke için Kürt dilinin özgürlüğünün önündeki tüm yasal ve fiili engeller kaldırılmalı, Kürtçe statü sahibi olmalı ve eğitim dili haline gelmeli; yaşamın her alanında özgürce kullanılmalıdır. Bunun için gerekli siyasi ve hukuki adımlar atılmalıdır.
Halkımıza çağrıda bulunuyoruz: Dilimiz için verdiğimiz mücadeleyi ulusal bilinçle daha da büyütelim. Her yeri Kürtçe evlere, okullara dönüştürelim; Kürtçe öğrenelim, öğretelim, yaygınlaştıralım ve yaşamımızın her alanında Kürtçeyi kullanalım. Kürtçe konuşun, Kürtçe okuyun, Kürtçe yazın, Kürtçe mücadele edin, Kürtçe yaşayın.”
BAYINDIR: KÜRT-TÜRK KARDEŞLİĞİNİN BAŞLANGICI DİLİMİZİN KABUL EDİLMESİDİR
DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır da Diyarbakır’daki açıklamada bir konuşma yaptı. Bayındır, “Kürdistan halkı yüz yıllardır kutlu topraklarında bu dili kullanıyor, bu devlet hala dilimize karşı yanlış bir yaklaşım sergiliyor. O yüzden bu sokaklardayız. Dilimiz özgürlüğü için mücadelemizi daha çok büyüteceğiz, genişleteceğiz. Dilimizin statüsü sağlanmadan bu mücadeleyi bırakmıyoruz. Diliz okullarda, sokaklarda resmi dil olana kadar sokaklarda olacağız. Bu tarihi meydanda devlete sesleniyoruz: Bu asimilasyon ve inkarcı politikasını bırakın. Kürt ve Türk arasındaki kardeşliğin başlangıcı dilimizin kabul edilmesidir, köylerimizin, dağlarımızın, yaylarımızın, sokaklarımızın adlarının geri verilmesidir” şeklinde konuştu.
VAN’DA AÇIKLAMA YAPILDI
Van’da ise Kürt Kültürünü ve Dilini Geliştirme Derneği (KURDÎGEH) öncülüğünde yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşün ardından KURDÎGEH Yöneticisi Ali Ataman, yaptığı açıklamada, devam eden asimilasyon uygulamalarına dikkat çekti ve “Tüm halklar ve uluslar gibi Kürt halkı da kendi dili, kültürü ve ulusal değerlerini korumak için yıllardır her alanda mücadele etmektedir. Kürt dilinin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi için mücadelemizi daha da büyüteceğiz” dedi.







