Yusuf Karadaş
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı savaşta en çok tartışılan konulardan biri de İranlı Kürt grupların bu savaşta nasıl bir tutum alacağı konusuydu. Savaşın başlamasının hemen öncesinde aralarında PJAK (Kürdistan Özgür Yaşam Partisi) ve İran KDP’sinin (Kürdistan Demokrat Partisi) yer aldığı parti ve örgütlerin ‘İran Kürdistanı Siyasi Güçler İttifakı’nı oluşturması, Kürtlerin bu savaşa karadan dahil olacağı beklentisini yaratmıştı. ABD Başkanı Trump, Kürtlerin savaşa dahil olması planı için “Harika olur” açıklamasını yapmış ve dahası Kürt gruplarını silahlandırdıkları iddiasını gündeme getirmişti. Savaşın ilk günlerinde Trump; KDP Lideri Mesut Barzani, YNK Lideri Bafel Talabani ve ayrıca İran KDP’sinin lideri Mustafa Hicri ile telefon görüşmesi gerçekleştirmiş ama İranlı Kürt grupları bu savaşa dahil olmayacaklarını açıklamıştı. Bu açıklamanın ardından da Trump, Kürtleri savaşa dahil etme planında vazgeçtiğini söylemek zorunda kalmıştı.
Ancak İranlı Kürt gruplarının aldıkları savaşa dahil olmama kararına rağmen İran rejimi ve destekçisi milis güçler, savaşın başlarından bu yana bu grupların Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki kamplarına yüzlerce füze ve İHA saldırısı düzenledi. İran en son 17 Temmuz’da Süleymaniye, Erbil ve Halepçe’de Kürtleri hedef alan füze ve İHA saldırısı düzenlemiş ve bu saldırılarda İran Kürdistanı Devrimci Emekçiler Topluluğu-Komala’nın kampında kalan 9 kişi yaşamını yitirmişti.
Peki, savaşın dışında kalma karar ve tutumuna rağmen İran neden İranlı Kürt gruplara saldırmaya devam ediyor?






