Bekir Ağırdır
Orta Doğu’da siyasal ve toplumsal paradigmalar yeniden değişiyor. Irak’ın işgali, Arap Baharı, Mısır’daki çalkalanma ve yeniden askeri otoriterliğe dönüş, Suriye iç savaşı, Gazze’deki yıkım ve İsrail’in bitmek bilmeyen saldırganlığı son yirmi yılda bölgenin siyasal dengelerini kökten değiştirdi.
Bugün üç önemli paradigma değişiminden söz etmek mümkün.
Birincisi, Orta Doğu’da yaşananları artık yalnızca “İsrail’in güvenliği” gerekçesiyle açıklamak zor. Bölgedeki askeri ve siyasi hamleler İsrail’in nüfuz alanını genişletme çabaları olarak okunmalı.
İkincisi, Batı’nın İsrail’e verdiği destek giderek yalnızca jeopolitik gerekçelerle açıklanamayacak bir nitelik kazanıyor. Gazze’de yaşananlara rağmen Batı kamuoyunda ortaya çıkan destek, bu tutumun giderek kültürel ve medeniyetçi bir zemine kaydığını gösteriyor. Batı siyasetinde yeni bir “medeniyetler hattı” söylemi, bir bakıma yeni bir Haçlı ruhu güç kazanıyor.
Üçüncüsü ise şu: Orta Doğu’daki krizleri yalnızca Batı’nın ya da İsrail’in politikalarına bağlamak da yeterli değil. Birçok ülkede devlet kapasitesi zayıflıyor, iç bölünmeler derinleşiyor. Otoriter yönetimlerin yarattığı yoksulluk, yolsuzluk ve genç nüfusun yeni bir hayat talebi güçlü toplumsal itirazlar doğuruyor.






