Evren Balta
ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş hiçbir taraf için nihai bir askeri zafer ile sonuçlanmadı. İran ağır askeri darbe aldı. Hava savunması çöktü, nükleer tesisleri vuruldu, komuta kademesi tasfiye edildi, Ali Hamaney öldürüldü. Buna rağmen rejim yıkılmadı. Tersine, Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatarak dünyanın enerji dolaşımının en hassas noktasına dokundu ve ateşkes masasına yenilmiş bir ülke gibi değil, hâlâ küresel ölçekte maliyet üretebilen bir aktör olarak oturdu. ABD’yi müzakereye zorladı. Trump’ı köşeye sıkıştırdı.
İlk bakışta bu tablo, asimetrik savaşın en çarpıcı başarı hikâyelerinden biri gibi görünebilir.
Ama kanımca asıl soru tam da burada başlıyor. Çünkü İran’ın bu savaşta elde ettiği stratejik üstünlük, aynı anda rejimin dayandığı zemini de aşındırıyor. Ayakta kalmasını sağlayan araçlar uzun vadede rejimin yaşama kapasitesini kemiren dinamiklere dönüşüyor.






