Müslüm Yücel
Öcalan’ın son dönemde yaptığı açıklamalarda dikkat çeken kavramlardan biri, “negatif hukukun pozitif hukuka dönüşmesi” çağrısıdır. İlk bakışta teknik bir hukuk kavramı gibi görünen bu ifade, Kürt meselesinin çözümüne ilişkin siyasal bir perspektif ortaya koymaktadır. Bu perspektifin merkezinde, tarihsel ve siyasal ilişkilerin geçici siyasi iradelerle değil, kalıcı anayasal ve yasal güvencelerle düzenlenmesi düşüncesi yer almaktadır. Ancak bu çağrıyı doğru değerlendirebilmek için önce “pozitif hukuk” kavramının hukuk felsefesindeki anlamını açıklamak gerekir.
Öcalan’ın 27 Şubat çağrısına atıfla yaptığı değerlendirmede şu vurgu öne çıkmaktadır: “Karşılıklı hassasiyetlerin gözetildiği yasal bir zeminin oluşturulmasının vakti gelmiştir… Kürt-Türk ittifakını kalıcı hukuki güvenceye kavuşturmak ve demokratik bir cumhuriyette eşit ve özgürce birlikte yaşamak mümkündür. Negatif hukukun pozitif hukuka dönüşmesi gereklidir.”
Bu ifadeler, çatışma ve güvenlik eksenli bir siyasal zeminden hukuk devleti temelinde kurumsallaşmış bir çözüme geçiş çağrısı olarak okunabilir. Dikkat çekici olan ise “pozitif hukuk” kavramının özellikle tercih edilmiş olmasıdır.






