Yaklaşık 17 milyon öğrencinin ders başı yaptığı yeni eğitim yılı, bir yandan yeni uygulamaların, diğer yandan yıllardır devam eden sorunların tartışıldığı bir dönemin başlangıcı oluyor. Bu yıl Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin kapsamı genişlerken, okullarda süreç kapsamında etkinlikler de yapılacak. Eğitim sendikaları ise artan okul maliyetleri, öğretmen ihtiyacı, okulların fiziki koşulları, eğitimde eşitsizlik ve müfredat değişiklikleri gibi başlıkların çözüm beklediğine dikkat çekiyor.
HABER MERKEZİ – 2026-2027 eğitim öğretim yılı bugün başladı. Yaklaşık 17 milyon öğrenci ve 1 milyonu aşkın öğretmen için ders zili çalarken, okul öncesi, ilkokul birinci sınıf ve ortaokul beşinci sınıf öğrencileri için uyum programları geçen hafta gerçekleştirildi.
Milli Eğitim Bakanlığı yeni eğitim döneminde bir dizi uygulamanın hayata geçirileceğini açıkladı. Bu yıl Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin uygulandığı sınıf kademeleri genişleyecek. Bakanlık modeli; öğrencilerin yalnızca akademik bilgiyle değil, beceri, değer ve sosyal gelişim alanlarıyla birlikte yetişmesini hedefleyen “bütüncül bir eğitim yaklaşımı” olarak tanımlıyor.
Yeni dönemin ana teması ise “Maarifin Kalbinde Oyun” olarak belirlendi. MEB, oyun temelli öğrenme yaklaşımıyla öğrencilerin yaratıcılık, problem çözme, sosyalleşme ve kendini ifade etme becerilerinin destekleneceğini belirtiyor. Okullarda ilk hafta ise, Gazze’de yaşananlara yönelik duyarlılık oluşturmak amacıyla “Uçurtmalar Vurulmasın, Gökyüzü Çocuklara Kalsın” etkinlikleri düzenlenecek.
DERS KİTAPLARI BASILDI
Bu yıl okul öncesi için 10, ilköğretim için 420, ortaöğretim için 340, özel eğitim için 210 ve mesleki eğitim için 1045 olmak üzere toplam 2 bin 25 farklı dersten oluşan 283 milyon 354 bin 674 ders kitabı öğrenciler için hazır hale getirildi.
‘TÜRK DÜNYASI’ MÜFREDATTA
Bununla birlikte, ülke genelinde uygulama birliği sağlamak, öğretmenlere etkin kaynaklar sunmak ve okul-aile-çocuk etkileşimini güçlendirmek amacıyla okul öncesi eğitime başlayacak çocuklar ile birinci sınıf öğrencilerine yönelik “Çocuğumla Okula İlk Adım Defteri” ile temel eğitim ve ortaöğretim kademelerine yönelik “Hakan ile Bilge’nin Türk Dünyası Yolculuğu” ile “Türk Dünyası Kültür Atlası: Bilge ve Hakan’ın Zamanı Aşan Yolculuğu” materyalleri de ilk kez hazırlandı.
DERSLERDE SÜREÇ ANLATILACAK
Yeni eğitim öğretim yılında okullarda ele alınacak başlıklardan biri de “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında gerçekleştirilecek çalışmalar olacak.
Bakanlığın genelgesinde, öğrencilerde ‘milli birlik ve beraberlik bilincinin güçlendirilmesi’, ‘toplumsal bütünleşme ve ortak değerler anlayışının geliştirilmesi’ amacıyla etkinlikler yapılacağı belirtildi.
Bakanlık tarafından hazırlanacak rehberler doğrultusunda okullarda yıl boyunca çeşitli sosyal etkinlikler, sınıf içi çalışmalar ve eğitim faaliyetleri düzenlenecek.
Okullarda ‘süreç’ etkinlikleri: ‘Barış eğitimi, resmi söylemi tekrar ettirmek değildir’
EĞİTİM SEN: OKULLAR ÇÖZÜMSÜZLÜKLERLE AÇILIYOR
Sendikalar ise yeni eğitim öğretim yılının eğitim sistemindeki temel sorunlar çözülmeden başladığına; öğrencilerin, velilerin ve eğitim emekçilerinin uzun süredir devam eden sorunlarının görmezden gelindiğine dikkat çekiyor.
EĞİTİM ARTIK DAHA PAHALI
Yeni eğitim döneminin en önemli sorun başlıklarından biri ailelerin artan okul masrafları.
Eğitim-İş’in yaptığı araştırmaya göre; 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde öğrencilerin okula başlangıç maliyetleri geçen yıla göre önemli ölçüde arttı.
Araştırmada servis kullanan bir öğrencinin okula başlama maliyetinin; İlkokul öğrencileri için yaklaşık 77 bin TL, ortaokul öğrencileri için yaklaşık 79 bin TL, lise öğrencileri için ise 81 bin TL’nin üzerine çıktığı hesaplandı.
Servis kullanmayan öğrencilerde bile başlangıç maliyetlerinin on binlerce liraya ulaştığı belirtildi.
Eğitim Sen, devlet okullarında eğitim ücretsiz olsa da kırtasiye, ulaşım, beslenme, kıyafet ve çeşitli okul ihtiyaçlarının giderek daha fazla velilerin bütçesine bırakıldığına dikkat çekiyor.

Eğitim sendikaları, eğitim hakkının gelir durumuna bağlı hale gelmemesi için kamusal eğitime daha fazla kaynak ayrılması ve öğrencilerin temel ihtiyaçlarının kamu tarafından karşılanması gerektiğini vurguluyor.
ÇOCUK YOKSULLUĞU DERİNLEŞİYOR
Eğitimde fırsat eşitsizliği, yeni döneme de devreden önemli tartışma başlıklarından biri. Eğitim sendikaları, ekonomideki kötü gidişat nedeniyle öğrencilerin beslenme, ulaşım ve eğitim materyallerine erişimde zorlandığını belirtiyor.
Özellikle düşük gelirli ailelerin çocuklarının;
– yeterli beslenememe,
– devamsızlık,
– eğitimden kopma,
– çocuk işçiliği riski ile karşı karşıya kaldığı ifade ediliyor.
Eğitim Sen bu nedenle tüm öğrencilere ücretsiz ve sağlıklı okul yemeği verilmesini, eğitimde dezavantajlı gruplar için destekleyici politikalar uygulanmasını öneriyor.
Milyonlarca öğrenci okullarına dönüyor.
Okula dönüşü konuşurken çocukların hangi koşullarda okumaya çalıştığına da bakalım.
Türkiye’de 0–17 yaş grubundaki çocukların yüzde kaçı yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında?#derinyoksulluk#eğitim#eğitimhakkı pic.twitter.com/RWfl5YI017
— Derin Yoksulluk Ağı (@yoksulluk_ag) September 13, 2026
‘TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ’: BİLİMSEL EĞİTİM Mİ, DEĞER AKTARIMI MI?
Bu yıl kapsamı genişleyecek olan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” çerçevesinde Milli Eğitim Bakanlığı; öğrencilerin bilgi, beceri, değer ve eğilimlerinin birlikte geliştirilmesini hedefleyen yeni bir eğitim yaklaşımı olarak tanımlıyor. Bakanlık, öğrencilerin akademik başarısının yanında ‘sosyal ve ahlaki gelişimini’ de destekleyen bir eğitim anlayışı hedeflediğini belirtiyor. Ancak sendikaların ve eğitimcilerin eleştirileri devam ediyor.
Eğitim Sen modele yönelik eleştirilerini temel olarak şöyle sıralıyor:
- Müfredat değişikliği katılımcı hazırlanmıyor,
- Öğretmenler uygulama sürecine yeterince hazırlanmıyor,
- Bazı içeriklerde değer aktarımı, bilimsel eğitimin önüne geçiyor.
Eğitim Sen, bilimsel ve laik eğitimin temel ilkelerinden uzaklaşan, eleştirel ve sorgulayıcı düşünce yerine belirli değer ve ideolojik kalıpları merkeze alan anlayışın kabul edilemez olduğuna dikkat çekiyor.
ÖĞRETMEN EKSİĞİ ‘SÖZLEŞMELİ VE ÜCRETLİ ÖĞRETMENLİK’ İLE KAPATILIYOR
MEB verilerine göre, Türkiye’de örgün eğitim kurumlarında görev yapan öğretmen sayısı 1 milyonun üzerinde. 2024-2025 eğitim öğretim yılı verilerine göre öğretmen sayısı 1 milyon 187 bin 409 olarak açıklandı.
Ülke genelinde yaklaşık 74 bin okul ve 753 bin derslik bulunuyor. Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen başına düşen öğrenci sayısında geçmiş yıllara göre önemli iyileşmeler yaşandığını belirtiyor. Ancak eğitim sendikaları toplam öğretmen sayısındaki artışın branş bazındaki ihtiyaçları karşılamadığına ve öğretmen açığının ücretli öğretmenlerle kapatılmaya çalışıldığına, bunun da meslekte güvencesiz ve düşük ücretli çalışmayı yaygın hale getirdiğine dikkat çekiyor.
ÇÖZÜM BEKLEYEN SORUNLAR
Eğitim Sen, Milli Eğitim Bakanlığı’nın önceliğinin eğitim emekçileri ve öğrencilerin temel ihtiyaçlarını karşılamak olması gerektiğine dikkat çekerek “MEB’in görevi; her çocuğun parasız, bilimsel, anadilinde, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve nitelikli eğitim hakkını güvence altına almak” açıklamsı yaptı.
Eğitim Sen’in açıklamasında eğitimde çözülmesi gereken sorunlar maddeler haline sıralanarak Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrı yapıldı:
- Bütün eğitim emekçilerinin ücretleri yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı, insanca yaşam ve çalışma koşulları güvence altına alınmalıdır.
- Sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik başta olmak üzere güvencesiz istihdam uygulamalarına son verilmeli, eğitim emekçileri kadrolu ve güvenceli olarak istihdam edilmelidir.
- Her okula ihtiyacı oranında doğrudan ve yeterli bütçe ayrılmalı; temizlik, güvenlik ve yardımcı hizmetler için ihtiyaç duyulan personel kadrolu olarak istihdam edilmelidir.
- Tüm öğrencilere en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek ile ücretsiz temiz içme suyu sağlanmalıdır.
- Temel kırtasiye ve eğitim materyalleri ücretsiz sağlanmalı, ailelerin okul başlangıç masrafları kamusal olarak karşılanmalıdır.
- Kayıt parası, zorunlu bağış ve benzeri uygulamalara son verilmesinin koşulları yaratılmalı, kamu okullarının temel giderleri bütçeden karşılanmalıdır.
- Okul servis ve ulaşım giderleri kamusal olarak desteklenmeli, yardımcı eğitim materyalleri ücretsiz kamu kaynaklarıyla karşılanmalıdır.
- “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” başta olmak üzere bilimsel ve laik eğitim ilkeleriyle çelişen müfredat uygulamalarına son verilmelidir.
- Eğitim programları bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi, kapsayıcı ve anadilinde eğitim hakkını esas alan bir anlayışla düzenlenmelidir.
- Öğretmenlerin mesleki özerkliğine yönelik önlük, kılık-kıyafet, resen görevlendirme ve irade dışı alan değişikliği gibi müdahalelere son verilmelidir.
- Eğitime ayrılan kamu kaynakları artırılmalı, eğitimin finansmanı velilerin omuzlarına bırakılmamalıdır.
DEM Parti’den anadilde eğitim çağrısı: “Toplumsal barışın temel unsurlarından biri”
×DEPREM BÖLGESİNDE SON DURUM
Öte yandan deprem güvenliği yeni eğitim döneminin önemli başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı, deprem bölgesinde yürütülen çalışmalar kapsamında yeni okul ve dersliklerin yapıldığını, hasarlı okulların onarıldığını ve eğitim kapasitesinin artırıldığını açıkladı.
Ancak Eğitim Sen, eğitim ortamlarının yalnızca yeni binalarla değerlendirilemeyeceğine dikkat çekerek devam eden başlıca sorunları şöyle sıraladı:
- kalabalık sınıflar,
- temizlik personeli eksikliği,
- güvenlik sorunları,
- okul binalarının bakım ihtiyacı.
İLK ARA TATİL 16-20 KASIM’DA
Yeni eğitim ve öğretim yılında birinci dönem ara tatili 16 Kasım Pazartesi başlayacak ve 20 Kasım Cuma günü sona erecek.
Yarıyıl tatili 25 Ocak 2027 Pazartesi günü başlayıp 5 Şubat Cuma günü tamamlanacak. İkinci dönemin ilk zili ise 8 Şubat Pazartesi çalacak.
İkinci dönemin ara tatili 8 Mart Pazartesi günü başlayacak ve 12 Mart Cuma günü sona erecek.
2026-2027 eğitim ve öğretim yılı, 25 Haziran Cuma günü tamamlanacak.






