Hakkari Barosu, İHD ve ÖHD’nin hazırladığı ön gözlem raporu, Rojhilatlı Salah Bimarî ile Resul Bimarî’nin gözaltı ve cezaevi sürecinde yaşandığı belirtilen işkence, cinsel saldırı ve kötü muamele iddialarını kamuoyuna taşıdı. Raporda, etkin soruşturma yürütülmesi ve mağdurların bağımsız sağlık incelemesinden geçirilmesi istendi.
HABER MERKEZİ – Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde 10 Haziran’da sınırı geçmeye çalışırken gözaltına alınan ve ardından tutuklanan Rojhilatlı Salah Bimarî ile Resul Bimarî’nin gözaltı ve cezaevi sürecinde maruz kaldıklarını beyan ettikleri uygulamalara ilişkin ön gözlem raporu yayımlandı.
Hakkari Barosu, İnsan Hakları Derneği (İHD) ile Özgürlük İçin Hukukçular Derneği’nin (ÖHD) Hakkari Şubesi tarafından hazırlanan 9 sayfalık raporda, fiziki işkence, cinsel işkence ve kötü muamele iddialarına yer verildi.
“ETKİLİ VE BAĞIMSIZ BİR SORUŞTURMA ZORUNLUDUR”
MA‘da yer alan habere göre, ÖHD Hakkari Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan avukat Ümit Savaşan, raporun kesin hüküm niteliği taşımadığını ancak iddiaların ağırlığı nedeniyle etkili ve bağımsız bir soruşturmanın zorunlu olduğunu söyledi.
Gözaltında ağır işkence ve cinsel şiddet Epikriz raporu: “Üç gün önce makatından şişe sokulmuş…”
Savaşan, başvurucuların sınır hattında kendilerini yakalayan askerler tarafından kötü muameleye uğramadıklarını ifade ettiklerini, buna karşın Şemdinli İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde kameranın bulunmadığını belirttikleri alt kattaki odalarda işkence gördüklerini ayrıntılı biçimde anlattıklarını belirterek, bu iddiaların yer, zaman ve sorumlular açısından titizlikle incelenmesi gerektiğini vurguladı.
RESUL BİMARİ’YE CİNSEL İŞKENCE
Raporda, Resul Bimarî’nin cinsel işkenceye maruz kaldığını, günlerce kanama yaşadığını ve büyük abdestini yapamadığını beyan ettiği aktarıldı. Salah Bimarî’nin de bu duruma tanıklık ettiğini ve kendisinin de işkence gördüğünü söylediği belirtilerek, iddiaların acilen tıbbi ve adli yönden araştırılması gerektiği ifade edildi.
Hazırlanan raporda, olayın yalnızca bireysel bir kötü muamele iddiası olarak değil, gözaltı, sağlık kontrolü, tutuklama ve cezaevi süreçlerini kapsayan çok yönlü bir işkence ve cezasızlık iddiası olarak değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.
ÇIPLAK BIRAKMA, DİŞ KIRILMASI, ŞOK CİHAZI, DEMİR COP…
Raporda, başvurucuların sağlık kuruluşuna götürüldüklerinde yanlarında tercüman bulunmadığını ifade ettikleri belirtildi. Bu nedenle doktorlara maruz kaldıkları şiddeti ayrıntılı biçimde aktaramadıkları, bunun da işkence iddialarının tıbbi ve adli olarak belgelendirilmesini güçleştirdiği vurgulandı.
Ayrıca başvurucuların ifadelerinde çıplak bırakma, darp, diş kırılması, cinsel saldırı niteliğinde işkence, şok cihazı kullanımı, demir coplarla şiddet, tehdit ve aşağılayıcı muamele gibi ağır hak ihlali iddialarının yer aldığı, bu iddiaların işkence yasağının mutlak niteliği gereği gecikmeksizin soruşturulması gerektiği ifade edildi.
Raporda, cezasızlık uygulamalarının hukuk devletine olan güveni zedelediğine dikkat çekildi. “Cezasızlık kültürü yerleştikçe hukuk, toplumsal açıdan koruyucu bir mekanizma olmaktan çıkarak sembolik bir söyleme dönüşür. Toplumsal barış ise farklı kimliklerin devlet karşısında eşit ve onurlu muamele görmesiyle mümkündür” değerlendirmesine yer verildi.
BAĞIMSIZ SORUŞTURMA VE DELİLLERİN KORUNMASI ÇAĞRISI
Raporda, Salah Bimarî ile Resul Bimarî’nin işkence ve kötü muamele iddialarının bağımsız, tarafsız ve etkili biçimde soruşturulması istendi. Olayın geçtiği öne sürülen alanlardaki kamera görüntülerinin, giriş-çıkış kayıtlarının ve görev listelerinin muhafaza altına alınması, başvurucuların İstanbul Protokolü’ne uygun şekilde bağımsız hekimler tarafından muayene edilmesi ve adı geçen görevliler hakkında gerekli idari ve adli işlemlerin başlatılması talepleri sıralandı.
Raporun sonuç bölümünde ayrıca başvurucuların güvenliğinin sağlanması, avukatlarıyla kesintisiz görüşebilmeleri ve işkence iddialarına ilişkin soruşturmanın cezasızlıkla sonuçlanmaması çağrısı yapıldı.







