Şebnem Korur Fincancı
Sevgili Ayşegül Devecioğlu’nun “Gülün Hayaleti” romanını yeni bitirdim. Bir soru yankılandı zihnimde okurken. Bazı insanlar geçmişlerinden emekli olabilir mi? Üniformalarını çıkarır, görevlerinden ayrılır, bir sitenin sessiz sakin dairelerinden birine yerleşirler. Sabah yürüyüşüne çıkar, komşularıyla selamlaşır, aidat toplantılarında söz alırlar. Yıllar, yüzlerindeki sertliği azaltır belki. Fakat yaşlanmak masumiyet getirmez ki!
Mağdur için geçmiş hiç geçmezken fail için hayat devam edip gidiyor. Peki ya toplum, biz unutuyor muyuz, yoksa hatırlamanın bedelinden kaçmak için unutmuş gibi mi yapıyoruz? Cezasızlık yalnızca geçmişe ait değil; yeni kötülüklerin mümkün olmasını sağlayan düzenin kendisi.
Çalışma alanımda cezasızlık çok yaygın. Failin hiç yargılanmaması bir yana, bir tersine dönüş yaşanıyor: Failin değil mağdurun yargılandığına, faili görünür kılanın suçlandığına, hakikati arayanın susturulmak istendiğine tanık oluyorum. Sanki asıl suç, kötülüğü yapmak değil de onun üzerindeki örtüyü kaldırmaktır. Mağdurdan yaşadığını kanıtlaması, bunu yaparken kusursuz davranması, öfkelenmemesi, yorulmaması ve sözünün her ayrıntısını yıllar boyunca değişmeden koruması bekleniyor. Fail ise kurumların, zamanın ve unutmanın sağladığı geniş bir koruma alanında hayatına devam ediyor.






