Türkiye’de gündemin üst sıralarında yer alan fon kriziyle ilgili şimdiye kadar 51 kişi tutuklandı, ancak krizin siyasi boyutu ve yol açtığı mali kaybın büyüklüğüne dair tartışmalar sürüyor. DEM Parti ise Meclis’te araştırma komisyonu kurulması çağrısı yaptı.
HABER MERKEZİ – Türkiye’de sermaye piyasalarında yaşanan fon krizine yönelik soruşturmalar sürüyor. Yüzbinlerce kişinin mağdur olduğu fon krizinde manipülasyon iddiaları gündemdeki yerini korurken, gelişmelerin siyasi boyutu da eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya ile tartışmalara konu oldu.
455 bin 758 TEKİL YATIRIMCI ETKİLENDİ
Türkiye’de 17 Eylül’de yatırım fonları üzerinden ortaya çıkan finansal kriz, 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyeye alınmasıyla yeni bir aşamaya taşındı. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) açıklamasına göre tasfiye kapsamındaki fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor.
Tekil yatırımcıların mağduriyetinin nasıl giderileceği konusunda henüz net bir yol haritası ortaya konulmuş değil, ancak hükümet çevrelerinden gelen açıklamalara bakılırsa, yatırımcıların ana paralarının el konulan fonlardan elde edilecek parayla ödenmesi gündemde. Ancak ortaya çıkan tablo sadece tekil yatırımcılarla sınırlı değil, manipülasyon iddialarıyla gündeme gelen büyük bir zarardan söz ediliyor.
ORTAYA ÇIKAN ZARAR MİLYAR DOLARLARLA İFADE EDİLİYOR
Tasfiye edilen fonların toplam varlığının 18 milyar dolara yaklaştığı kaydediliyor. Yeni Parti Ankara Milletvekili Umut Akdoğan ise, borsadaki fon krizinin boyutuna dikkat çekerek 22 milyar dolarlık bir kayıptan söz edildiğini belirtti. Akdoğan, “Bu para bu kadar büyük bir para. Bu vurgun bu kadar büyük bir vurgun” dedi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası eski Başekonomisti Prof. Dr. Ali Hakan Kara da kaybın çok büyük olduğuna dikkat çekiyor. Kara’ya göre, fon krizinde işleme kapatılan fonlarda yaklaşık 850 milyar TL’lik varlık öne çıkıyor, ancak sermaye piyasalarındaki toplam kayıp bunun çok üzerinde ve fon krizinde borsadaki toplam piyasa değeri kaybı 2,7 trilyon TL.
51 KİŞİ TUTUKLANDI
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şu ana kadar 51 kişi tutuklandı. Tutuklananlar arasında tasfiyesi kararlaştırılan fonların yöneticileri de var ve bunlardan bazılarının hükümete yakın oldukları belirtiliyor.
Bu arada daha önce tasfiyeye konu fonlara ilişkin bazı alım ve satım talimatlarının iptal edildiği, bu talimatların sahiplerine tasfiye bakiyesinden fondaki katılma payı sahipliği oranında ödeme yapılacağı belirtildi. Bu adım, sermaye piyasalarındaki fon krizine karşı atılacak siyasi adımlara dair şüphelere yol açtı.
FATMA BETÜL SAYAN KAYA İSTİFA ETTİ
Fon krizinde adı ilk ortaya çıkan siyasetçi ise AKP Genel Başkan Yardımcısı ve eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya oldu. Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre, Kaya’nın Nisan 2026’da Özata Denizcilik hisselerine yaklaşık 63,4 milyon lira yatırdığını, Eylül ayında ise yaklaşık 1,34 milyar lira çektiğini açıkladı. Emre’ye göre, eski Bakan’ın eşi İlyas Kaya da yaklaşık 99,7 milyon liralık işlem yaptı ve sonunda 826 milyon lira çekti.
Bu bilgilerin ardından Kaya milletvekilliği hariç bulunduğu tüm görevlerden istifa ettiğini duyurdu. Hükümet kanadında Kaya’nın istifası olumlu karşılandı, ancak iddialar için inceleme sürecine işaret edildi. Kaya hakkında herhangi bir soruşturmanın açılıp açılmayacağı henüz belirsiz.
DEM PARTİ’DEN AÇIKLAMA: MECLİS’TE ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMALI
DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), fon krizine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, olayın tüm boyutlarıyla araştırılması ve TBMM açılır açılmaz araştırma komisyonu kurulması çağrısı yapıldı.
DEM Parti MYK’nın yazılı açıklamasında, “Fon Krizi”nin ülke tarihinin en büyük vurgunlarından ve yolsuzluklarından biri olduğu kaydedilerek “Fon Krizi teknik bir finansal sorun değildir. İktidarın ekonomi politik tercihleri nedeniyle büyüyen kontrolsüz sermaye ve finans piyasalarının işleyişinin doğrudan bir sonucudur” denildi.
Finansal piyasaların, “belli odakların spekülasyon, yolsuzluk ve manipülasyonlar yoluyla büyük paralar elde ettiği vurgun alanlarına dönüştüğü” belirtilen açıklamada, “Öyle anlaşılıyor ki yurttaşların birikimleri, sermaye piyasalarının karanlık ve denetimsiz alanlarına sürüklenmiş; iktidarın ve ekonomi yönetiminin kimi aktörlerinin gözleri önünde belirli kişi ve çevrelerce iç edilmiştir” ifadelerine yer verildi.
Yaşananların münferit bir olay olarak değerlendirilemeyeceği kaydedilen açıklamada, “Bu talan ve sömürü düzeni kabul edilemez. Mesele, münferit değil, sistemseldir. Mesele, bir eski bakanın istifasıyla, birkaç fon yöneticisinin sorumlu tutulmasıyla asla geçiştirilemez. Bu eski bakanın yaptıkları buzdağının sadece görünen kısmıdır” denildi.







