Hicri İzgören
Meclis Genel Kurulu’nda süren tartışmaların ve mesainin ardından kabul edilen, kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak adlandırılan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” hakkındaki kanun resmiyet kazandı. Yasanın adında yer alan ‘dayanışma’ ve ‘bütünleşme’ kavramları Türkiye’nin son yıllarda en çok ihtiyaç duyduğu toplumsal iklime işaret etmesi bakımından şüphesiz kıymetli bir niyet beyanı niteliğinde.
Ancak Meclis sıralarından geçen her yasa gibi, bu metnin de gerçek hayatta karşılık bulup bulmayacağı, kâğıt üzerindeki maddelerden ziyade Türkiye’nin genel demokratik mimarisiyle ne kadar uyumlu olduğuna bağlı. Tam da bu noktada temel bir soruyu sormak zorundayız: Kapsamlı bir genel demokratikleşme iradesi sergilenmeden, yalnızca belirli bir çerçeve yasayla toplumsal bütünleşme sağlanabilir mi?






