Tuğçe Tatari
Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” gösterisinin kitlelerce izlenmesi ve ardından hakkında soruşturma başlatılmasına uzanan süreci değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.
Göktaş’ın gösterisini izlenmeye açmasıyla başlayan büyük ilgi ve “kesin tutuklanacak” yorumları bir süre sonra meseleden haberdar olan rejime yakın isimlerce “kesinlikle tutuklanmalı” noktasına taşındı.
Adeta bir sosyal medya kampanyası gibi herkes tutuklanır mı tutuklanmaz mı sorusunun peşine düşmüştü.Bu noktada devreye yine aynı rejimin, Gezi Parkı süreciyle başlattığı ve sonrasında da her önemli siyasi kırılma döneminde muhalefete yönelik şekilde topluma “komşunuzu ihbar etmek bir vatandaşlık görevidir” mesajının da hedefine ulaştığını gözlemledik. O sebeple Deniz Göktaş örneği önemli. Üzerinde durmak, konuşmak gerekir.
Elbette tek örnek, politik mizah yapan Deniz Göktaş değil, hepimiz, tüm muhalif düşünce insanları bazen bilerek veya bilmeyerek, severek veya nefret ederek icra edilen bu “ihbar kültürü”nün öznesi hâline gelmekte.






