Ayşen Şahin
Bir yere köklenmiş olsa da farklı coğrafyalara sürüklenmişlerin hislerini bu durumu yaşayanlar bilir. Şu İstanbul’un her yaşta hafızamıza bıraktığı anıları, tatları, kokuları içinde yaşayanlar bilir. Muktedirin dayattığı yaşam şeklinin toplumsal bir ahlaka ve baskıya dönüştüğü şu dönemde, kendini aramak gibi zorlu bir yolculuğun ne kadar çok şeye rağmen olduğunu da hepimiz biliriz. Yasemin Özek bir roman yazmış: İstanbul Limonatası. İstanbul’un bir zamanlar Şişli’sinde, Rumeli Caddesi, Teşvikiyesi’nde elimizden tutup gezdiriyor Dario’nun çocukluğuyla bir Adalar’a götürüyor, Beyoğlu’nu hatırlatıyor, 70’lerden bu yana anlatımıyla bir daha aşık ettiriyor, Dario’nun kendini yeniden inşa çabasında. Yapay zekâ yapamazdı çünkü rendelenen limon kabuğunun kimi insana İstanbul kokacağını bilemez. Kitap “Sevgili Moshe Aelyon’un hayata dair anlattıklarından esinlenilmiştir.” diye başlıyor. İnsandan insana geçen duygudan ortaya çıkan roman ile yapay zekadan alabildiğimiz yanıt kıyaslanamaz. Ve bir kadın yazıyor Dario’yu. İnsanın algısının, yeteneğinin büyüklüğünü ortaya koyuyor. Kitaplığıma elle tutulur bir İstanbul kent hafızası atlası daha yerleşince içime huzur doldu.






