Bekir Ağırdır
Geçen haftaki yazıda, CHP kurultayına ilişkin mutlak butlan kararı, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar ve tutuklamalar ile bunların etrafında oluşan siyasi tartışmaların yalnızca CHP’nin iç meselesi olarak okunamayacağını savunmuştum.
Elbette işin bir katmanında CHP’nin kendi iç gerilimleri, liderlik mücadeleleri ve kurumsal sorunları var. Ama ikinci katmanda yerel seçimlerden sonra ortaya çıkan yeni siyasi denge ve muhalefetin ilk kez iktidar karşısında psikolojik üstünlük hissi yakalaması bulunuyor. Üçüncü ve daha derin katmanda ise yargı kararlarından kayyum uygulamalarına, medya alanındaki dönüşümlerden güçler ayrılığının aşınmasına kadar uzanan daha geniş bir devlet-toplum ilişkisine dair iktidarın tahayyülü ve bu çerçevede yaptıkları var.
Bu nedenle mesele yalnızca CHP’nin geleceği değil. Mesele Türkiye’de siyasal rekabetin hangi kurallarla işleyeceği, devlet ile toplum arasındaki ilişkinin nasıl şekilleneceği ve Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının hangi referanslar üzerine kurulacağı.






