Fikri Sağlar
ABD’de son günlerde Trump’ın yaptığı İran açıklamaları, klasik bir askeri strateji anlatımından çok, psikolojik baskı kurmaya dayalı bir liderlik tarzını yansıtıyor…
Söylemlerinde iki temel eğilim öne çıkıyor: Birincisi maksimum tehdit, ikincisi anlaşma kapısını açık tutan pazarlık dili.
Bu ikili yapı, onun savaştan kaçmaya çalışan ya da barışı isteyen biri değil, savaşı bir müzakere aracı olarak büyüten ve devlet adamlığı yerine basiretsiz bir tüccar gibi görünmesine neden oluyor…
Trump’ın “bir medeniyet yok olabilir”, “köprüleri ve enerji santrallerini vururuz” gibi ifadeleri, askeri hedeflerden ziyade psikolojik çöküş yaratmayı amaçlayan bir retoriktir!
Bu söylemler genellikle ya hızlı bir anlaşma koparmak isteyen ya da iç kamuoyuna güçlü lider imajı vermek isteyen zayıf yönetimlerde görülür…
Yani Trump aklınca, hem İran’ı korkutarak masaya zorlamak istiyor hem de ABD kamuoyuna kararlı ve geri adım atmayan lider görüntüsü vermeye çalışıyor…






