Hicri İzgören
Toplumun barışa, adalete ve ortak geleceğe olan özlemi, tarih boyunca farklı zamanlarda sivil inisiyatiflerin çabalarıyla ses bulmuştur. Türkiye tarihinin önemli sivil çağrılarından biri olan Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza bildirisi de bu arayışın, toplumsal uzlaşı talebinin ve demokratikleşme iradesinin somut bir yansımasıdır. Bu tür metinleri yalnızca kaleme alındığı dönemin konjonktürüyle değerlendirmek eksik kalır. Asıl mesele, bildirinin arkasındaki temel felsefenin ve topluma sunduğu vizyonun evrensel değerler açısından ne anlam ifade ettiğidir. Bu imza metnin dikte ettiği ;şiddetin, çatışmanın ve kutuplaşmanın panzehiri; yurttaşlık hukukunu, eşitliği ve hukukun üstünlüğünü temel alan bir demokratik cumhuriyet anlayışıdır. Çatışmalı süreçlerin getirdiği insani ve sosyal tahribatı bitirmenin yolu; siyasetin, diyaloğun ve sivil toplumun sorumluluk almasından geçer. Farklı siyasi, kültürel ve düşünsel arka planlardan gelen 1001 insanın aynı metnin altına imza atması, ortak geleceği inşa etme arzusunun tek bir kesime değil, toplumun geneline ait olduğunu gösteriyor. Bir çağrı çerçevesinden bakıldığında, “1001 İmza” veya benzeri sivil barış girişimleri bize ;sürdürülebilir bir barış, ancak güçlü bir demokrasiyle mümkündür gerçeğini hatırlatır.






