Ayaklarımızın altında, Dünya ile Güneş arasındaki mesafenin milyarlarca katı uzunluğunda bir yaşam ağı var ve bu ağ her yıl milyarlarca ton karbonu toprağa hapsediyor.
HABER MERKEZİ- Bir çay kaşığı toprağın içinde yaklaşık 10 metre uzunluğunda mantar ağı bulunabileceğini biliyor muydunuz?
Bilim insanlarının Science dergisinde yayımlanan yeni araştırması, yeryüzündeki yaşamın büyük bölümünün aslında gözle göremediğimiz bir yeraltı ağına bağlı olduğunu ortaya koyuyor.
Araştırma kapsamında ilk kez, bitki kökleriyle simbiyotik ilişki kuran mikorizal mantarların küresel ölçekte haritası çıkarıldı. Sonuçlar, gezegenin altında uzanan ve yaşamın devamında kritik rol oynayan devasa bir biyolojik altyapıya işaret ediyor.
BİTKİLER VE MANTARLAR ARASINDAKİ GİZLİ ORTAKLIK
Mediapart’ta yer alan habere göre, mikorizal mantarlar, bitki kökleriyle karşılıklı faydaya dayanan bir ilişki kuruyor.
Bitkiler fotosentez yoluyla ürettikleri karbonun bir bölümünü mantarlara aktarıyor. Mantarlar ise topraktaki suyu ve besin maddelerini köklere taşıyor.
Bu işbirliği, Dünya üzerindeki bitki türlerinin yaklaşık dörtte üçünün hayatta kalmasına yardımcı oluyor.
Araştırmaya göre mantar ağlarını oluşturan mikroskobik iplikçikler bir araya getirildiğinde toplam uzunlukları yaklaşık 110 katrilyon kilometreye ulaşıyor. Bu mesafe, Dünya ile Güneş arasındaki uzaklığın yaklaşık bir milyar katına denk geliyor.
İKLİM KRİZİNE KARŞI GÖRÜNMEZ MÜTTEFİK
Bilim insanlarının dikkat çektiği en önemli sonuçlardan biri, bu ağların karbon döngüsündeki rolü. Araştırmaya göre mikorizal mantarlar her yıl yaklaşık 4 milyar ton karbondioksiti toprağa taşıyor ve depoluyor.
Bu miktar, birçok ülkenin yıllık sera gazı salımından daha yüksek. Araştırmanın yazarlarından biyofizikçi Corentin Bisot, bu mantarları “gezegeni çalıştıran aktif pompalar” olarak tanımlıyor.
Uzmanlara göre karbon nötrlüğü ve iklim hedefleri üzerine yapılan hesaplamalarda bu yeraltı ağlarının etkisi bugüne kadar yeterince dikkate alınmadı.
EN GÜÇLÜ AĞLAR NEREDE?
Araştırma, yeraltındaki yaşamın dünyanın her yerinde aynı yoğunlukta olmadığını da gösteriyor.
En güçlü mantar ağları doğal çayırlarda, savanlarda ve sulak alanlarda görülüyor.
Güney Sudan’ın geniş taşkın ovaları, ABD’nin Florida eyaletindeki Everglades sulak alanları ve Tibet Platosu, mantar yoğunluğunun en yüksek olduğu bölgeler arasında yer alıyor.
Buna karşılık yoğun tarım yapılan alanlarda tablo farklı.
Araştırmacılar, büyük ölçekli tarım arazilerinde mantar ağlarının yoğunluğunun doğal ekosistemlere göre yaklaşık yarı yarıya daha düşük olduğunu belirtiyor.
Bilim insanlarına göre bunun başlıca nedeni yoğun gübre kullanımı.
Toprağa fazla miktarda azot ve fosfor eklendiğinde bitkiler besin maddelerine mantarların yardımı olmadan ulaşabiliyor. Bu da iki canlı arasındaki ortaklığı zayıflatıyor.
KORUNMAYAN EKOSİSTEMLERDE SAKLI HAZİNE
Mantar ağlarının en yoğun olduğu doğal çayırlar ve otlaklar, dünyanın en az korunan ekosistemleri arasında yer alıyor.
Bilim insanları, bu alanların tarım arazilerine dönüştürülme hızının birçok bölgede orman kaybından bile yüksek olduğuna dikkat çekiyor.
Bu durum, yalnızca bitki ve hayvan türlerinin değil, toprağın altında yaşayan ve iklim sisteminin işlemesine katkı sağlayan görünmez canlıların da risk altında olduğu anlamına geliyor.







