BM Çevre Programı’nın bugün yayımlanan “Aşımı Sınırlamak” raporu, dünyanın birkaç yılda 1,5 derece küresel ısınma eşiğini aşacağına ancak geri dönüşün “aşım, zirve ve düşüş” politikasıyla hala mümkün olduğuna işaret ediyor.
HABER MERKEZİ – Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından bugün yayınlanan Aşımı Sınırlamak (Limiting Overshoot) raporuna göre dünya, muhtemelen önümüzdeki birkaç yıl içinde 1,5°C küresel ısınma eşiğini aşma yolunda ilerliyor.
Rapor, en iyimser senaryonun bile artık 1,8°C’lik sıcaklık artışına işaret ettiğini, diğer birçok projeksiyonun ise bundan daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Bununla birlikte rapor, hükümetlerin emisyonlar, metan gazı ve fosil yakıtların kademeli olarak terk edilmesi konusunda derhal harekete geçmesi halinde bir “aşım, zirve ve düşüş” patikasının dünyayı yeniden 1,5°C’nin altına çekebileceği sonucuna varıyor.
RAPOR HEM BİR UYARI HEM BİR EYLEM ÇAĞRISI
İklim değişikliğiyle mücadele için çeşitli kampanyalar düzenleyen 350.org, raporun hem bir uyarı hem de bir eylem çağrısı olduğunu belirtiyor. Kurumdan yapılan açıklamada sıcaklık aşımı kaçınılmaz olsa da bunun ne kadar derin ve ne kadar uzun süreceğinin bugün atılacak adımlarla ve siyasi tercihlerle şekilleneceği vurgulanıyor.
Kurum adına konuşan 350 Pasifik Direktörü Fenton Lutunatabua ve 350 Türkiye Direktörü Efe Baysal da konuyla ilgili BM İklim Zirvesi COP 31’de eşbaşkanlık yapacak Avustralya ve Türkiye’nin üzerine düşen sorumluluklarını hatırlattı.
“1,5°C’NİN ÜZERİNDEKİ HER GÜN, YOK OLAN TARIM ARAZİLERİ VE KIYI ŞERİTLERİ DEMEK”
Mümkün olan derecenin her bir kesrinin kesinlikle geri kazanılmak zorunda olunduğunu belirten 350 Pasifik’ten Fenton Lutunatabua, “Sıcaklıkların ne kadar yükseleceğini ve 1,5°C’nin üzerinde ne kadar süre kalacağını sınırlamak hâlâ bizim elimizde. Zira 1,5°C’nin üzerinde geçen her gün; yutulan başka bir kıyı şeridi, sular altında kalan başka bir tarım alanı, yok olan başka bir mercan resifi demek” dedi.
“Durumumuzu net bir şekilde ortaya koyan bilimsel verilere ve çözümlere sahibiz; ihtiyacımız olan şey bunları hayata geçirecek siyasi iradedir” diyen Lutunatabua şunları dile getirdi:
“COP31 TÜRKİYE’YE CİDDİ BİR SORUMLULUK YÜKLÜYOR”
350 Türkiye’den Efe Baysal ise UNEP raporunun ortaya koyduğu tablonun, Akdeniz havzasında aşırı sıcaklar, kuraklık ve orman yangınlarıyla yüzleşen Türkiye için de çok net bir uyarı niteliğinde olduğunun altını çizdi. Baysal Türkiye’nin sorumluluğuna işaret etti:
“Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31 İklim Zirvesi, Türkiye’ye yalnızca küresel iklim diplomasisine yön verme fırsatı sunmuyor; aynı zamanda çok ciddi bir sorumluluk yüklüyor. Ev sahibi bir ülke olarak samimi bir iklim liderliği sergilemek; kömürden çıkış için bağlayıcı bir takvim belirlemekten, yeni fosil yakıt yatırımlarını durdurmaktan ve ulusal katkı beyanımızı 1,5°C hedefiyle uyumlu hale getirmekten geçiyor.”
RAPOR UYARIYOR: KIRILMA NOKTALARINI TETİKLEYEBİLİR
UNEP’in raporu, 1,5°C’nin üzerine çıkılmasının; büyük buz katmanlarının dengesizleşmesi, Amazon yağmur ormanlarının tahrip olması ve Atlantik Meridyenel Devir Daim Dolaşımı’nın (AMOC) bozulması da dahil olmak üzere geri döndürülemez kırılma noktalarını tetikleme anlamına geldiği konusunda uyarıyor.
Rapor ayrıca iklim risklerinin, eklenen her bir derece birim ile şiddetlendiğinin altını çiziyor. Rapor, karbondioksit tutma teknolojilerinin, ancak fosil yakıt kaynaklı emisyonlarda acil ve kalıcı kesintilerle birlikte uygulanması halinde 1,5°C eşiğinin yeniden altına inilmesine bir katkı sağlayabileceğini vurguluyor. Ayrıca, iklim krizindeki tarihsel sorumluluğu en büyük olan ülkelerin en hızlı şekilde ve en yüksek iddia düzeyiyle harekete geçmesi gerektiğinin altını çiziyor.







