Gökçer Tahincioğlu
İtinayla kutuplaştırılmış ve kutuplaşması için özel çaba harcanmış toplumlarda zıt kutuplar genellikle siyasi eğilimlerle açıklanır. Bunun yanına rejime özgü kimi sıfatlar da eklenebilir.
Türkiye’de bunun türevlerini geliştirmek de mümkün.
Misal “her koşulda dokunulabilir” olanlar ve “asla dokunulmayanlar.”
Yalan haberden yolsuzluğa, futboldan ihalelere, siyasetten mafyayla ilişkiye, yargıdan polise kadar hemen her alanda bunu görmek mümkün.
Bakmayın öyle, bir soruşturma üzerinden yapılan, “kim olursa olsun gittiği yere kadar gideceğiz” açıklamalarına…
Öyle olmadığını Yargıtay’dan, siyasetten, iş dünyasından görüyoruz. Dokunulmayana dokunulmuyor.
* * *
Bir de anayasaya rağmen, Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen dokunulanlar var.
Danıştay 5. Daire, yakın zamanda sadece bir bildiriye imza attıkları için ihraç edilen Barış Akademisyenleri ile ilgili kritik bir karara imza attı.
Aynı daire, geçen sene de benzer bir karar almış, Anayasa Mahkemesi’nin “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisini ifade özgürlüğü kapsamında saydığı için bildiriye imza atılmasının “ihraç nedeni olamayacağını” kararlaştırmıştı.
Ve yine aynı daire, bundan birkaç ay sonra, AYM kararlarına uyulmasının zorunluluk olmadığını belirterek tam aksi yönde karar vermişti.






