ABD Senatörü Lindsey Graham, Ortadoğu politikasında sert çizgisiyle tanınan en etkili Cumhuriyetçi isimlerden biriydi. Suriye’de Kürt güçlerinin korunmasını savunan Graham, “Kürtleri Koruma Yasası” tasarısıyla ABD’nin DSG ile ittifakını sürdürmesi gerektiğini savundu.
HABER MERKEZİ- ABD Senatosu’nun dış politika alanındaki en etkili Cumhuriyetçi isimlerinden Lindsey Graham, 71 yaşında hayatını kaybetti. Yaklaşık çeyrek asırlık Senato kariyeri boyunca Graham, Washington’da askeri müdahaleyi savunan “şahin” kanadın en görünür temsilcilerinden biri olarak öne çıktı. Irak Savaşı’ndan İran’a yönelik yaptırım politikalarına, İsrail’e verdiği güçlü destekten Ukrayna’ya askeri yardımlara kadar birçok başlıkta sert dış politika çizgisini savundu.
Son yıllarda ise özellikle Kuzey ve Doğu Suriye halkları, Özerk yönetim ve DSG için çarpıcı başlıklar açtı.
There is strong and growing bipartisan interest in the U.S. Senate regarding the deteriorating situation in Syria. There is strong consensus that we must protect the Kurds who were there for us in destroying the ISIS caliphate, as well as many other groups.
The powers of the…
— Lindsey Graham (@LindseyGrahamSC) January 23, 2026
Graham’ın Ortadoğu yaklaşımı üç temel eksen üzerine kuruluydu: ABD’nin bölgedeki askeri varlığının sürdürülmesi, İran’ın nüfuzunun sınırlandırılması ve Washington’un müttefiklerine bağlılığını koruması.
Bu çerçevede, Demokratik Suriye Güçleri’ni (DSG) ve ABD’nin IŞİD’e karşı birlikte mücadele ettiği Kürt güçlerini yalnızca taktik ortak değil, Amerikan ulusal güvenliğinin önemli bir parçası olarak tanımlıyordu.
“KÜRTLERİ TERK ETMEK AMERİKA İÇİN FELAKET OLUR”
You cannot unite Syria by the use of military force as Syrian government leader Ahmed Al-Sharaa is trying to do.
This move by Syrian government forces against SDF members is fraught with peril. I would expect Congress would want to have hearings and briefings ASAP. I believe…
— Lindsey Graham (@LindseyGrahamSC) January 19, 2026
Graham’ın özellikle Donald Trump’ın 2019’da ABD askerlerini Suriye’nin kuzeyinden çekme kararı sonrasında aldığı tutum, siyasi kariyerinin en belirgin kırılma noktalarından biri oldu.
Trump’ın yakın müttefiklerinden biri olmasına rağmen bu kararı açık biçimde eleştirdi; çekilmeyi “stratejik hata” olarak nitelendirdi ve bunun hem IŞİD’in yeniden güçlenmesine hem de ABD’nin Kürt müttefiklerini yüzüstü bırakmasına yol açacağını savundu.
Reuters’ın aktardığına göre Graham, Washington’un hem Türkiye’nin güvenlik kaygılarını hem de Kürt ortaklarının güvenliğini birlikte garanti altına alması gerektiğini dile getirdi.
Türkiye’nin 2019 yılında Suriye’nin kuzeyine yönelik “Barış Pınarı Harekâtı” öncesinde ise Graham, Kongre’de Ankara’ya yönelik en sert çıkışları yapan Cumhuriyetçilerden biri oldu.
Türkiye’nin operasyona başlaması halinde iki partinin desteğiyle ağır ekonomik yaptırımlar uygulanmasını savundu, hatta Türkiye’nin NATO üyeliğinin askıya alınmasının dahi tartışılması gerektiğini söyledi. Bu süreçte Demokrat Senatör Chris Van Hollen ile birlikte yaptırım tasarılarının hazırlanmasına öncülük etti.
SON DÖNEMDE ODAĞINDA YİNE KÜRTLER VARDI
Esad yönetiminin devrilmesinin ardından Suriye’de değişen dengeler de Graham’ın gündeminin üst sıralarında yer aldı. 2026 yılının başında, geçici Suriye yönetimi ile DSG arasında yaşanan çatışmalar üzerine Washington’da en sert tepkiyi veren isimlerden biri oldu.
Graham, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamalarda Suriye’deki Kürtlerin “Türkiye ile uyumlu hareket eden yeni yönetim tarafından tehdit edildiğini” savundu. Kürtlerin IŞİD’in toprak hakimiyetinin sona erdirilmesinde ABD’nin “en önemli müttefiki” olduğunu belirterek, “Kürtleri terk etmek Amerika’nın itibarı ve ulusal güvenliği açısından felaket olur” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyetçi Graham ve Demokrat Blumenthal imzasıyla | “Kürtleri Koruma Yasası” ABD Kongresi’ne sunuldu
Bu açıklamaların ardından Graham, “Save the Kurds Act” (Kürtleri Koruma Yasası) adını verdiği yeni bir yasa tasarısı hazırlayacağını duyurdu. Tasarıyla, Suriye’deki Kürt güçlerine yönelik askeri operasyonlara katılan hükümetler veya silahlı gruplara ağır yaptırımlar uygulanmasını hedeflediğini açıkladı. Ayrıca, Kürt güçlerinin kontrolünde bulunan ve yaklaşık 9 bin IŞİD mensubunun tutulduğu cezaevlerinin güvenliğinin bozulmasının yalnızca bölge için değil, ABD’nin ulusal güvenliği açısından da ciddi risk oluşturacağını savundu.
MÜNİH KONFERANSI’NDA ABDİ VE AHMED İLE BULUŞTU
62’inci Münih Güvenlik Konferansı’na davet edilen Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Abdi ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed Graham ile biraraya gelmişti.
Abdi, görüşme sonrası X hesabından iu paylaşımı yaptı:
“Geçtiğimiz dönem boyunca, Senatör Graham’ın liderliğindeki bu saygıdeğer üyeler, halkımızın ve güçlerimizin hakları için en önde gelen savunucular arasında yer aldılar. Bizimle sürekli iletişim halinde oldular, çağrılarımızı dinlediler ve sahadaki gelişen duruma ilişkin bilgi sahibi oldular. Davamızı desteklemede çok önemli bir rol oynadılar ve ‘Kürtleri Koruma Yasası’ da dahil olmak üzere çeşitli girişimler ve yasa tasarıları aracılığıyla somut destek sağladılar; bu, bizim için çok değerli bir adımdı.
Bölgesel istikrara verdikleri sarsılmaz destek ve bu kritik dönemde Suriye’ye ve halkına sağladıkları paha biçilmez yardımlar için hepsine en içten şükranlarımızı sunuyoruz. Bu saygıdeğer üyeler, halkımız için adalet ve özgürlüğün sağlanmasında kilit ortaklar olarak hizmet vermeye devam etmektedirler,”
DESTEKLEYENLER VE ELEŞTİRENLER
Destekçileri Graham’ı, ABD’nin küresel liderliğini ve müttefiklerine verdiği taahhütleri savunan deneyimli bir dış politika aktörü olarak tanımlıyordu.
Eleştirenler ise Graham’ı, askeri müdahaleyi diplomasiye tercih eden ve Ortadoğu’daki uzun süreli Amerikan angajmanlarının en güçlü savunucularından biri olmakla suçladı. Irak Savaşı’ndan Suriye’ye kadar uzanan çizgide, Washington’un müdahaleci dış politika geleneğinin sembol isimlerinden biri olarak görüldü.
Ölümüyle birlikte ABD Senatosu, Cumhuriyetçi Parti’nin dış politika alanındaki en etkili ve en müdahaleci figürlerinden birini kaybetmiş oldu.
×
“SAVE THE KURDS ACT (KÜRTLERİ KORUMA YASASI)
Lindsey Graham’ın Suriye’deki Kürt güçlerine ilişkin en somut siyasi hamlesi, Demokrat Senatör Richard Blumenthal ile birlikte sunduğu “Save the Kurds Act” (Kürtleri Koruma Yasası) oldu.
Tasarı, Suriye hükümetinin ve onu destekleyen aktörlerin Demokratik Suriye Güçleri’ne (DSG) yönelik saldırılarına karşı kapsamlı yaptırımlar öngören bir düzenleme olarak Kongre’ye sunuldu. Tasarı, 29 Ocak 2026’da Senato’ya sunuldu ve ilgili komiteye gönderildi. Henüz yasalaşmış değil.
Graham ve Blumenthal’ın gerekçesi, ABD’nin IŞİD’e karşı savaşta en önemli kara ortaklarından biri olarak gördüğü DSG’nin korunması gerektiği yönündeydi. Tasarı metninde DSG’nin IŞİD’İn toprak hAkimiyetinin sona erdirilmesinde oynadığı rol vurgulanıyor ve Washington’un bu ortaklığı koruma sorumluluğu olduğu savunuluyor.
Tasarının temel maddeleri
- Suriye hükümetine ve destekçilerine yaptırım
Tasarı, Suriye hükümetinin yetkilileri, finans kuruluşları ve hükümete askeri ya da mali destek sağlayan yabancı kişi ve kurumlara yaptırım uygulanmasını öngörüyor.
Bu yaptırımların hedefinde:
- Suriye hükümetiyle finansal işlem yapan aktörler,
- hükümete askeri destek sağlayan kişi veya kuruluşlar,
- DsG’ye yönelik operasyonlara katkı sağlayan dış aktörler yer alıyor.
- DSG’nin ABD müttefiki olarak tanınması
Tasarı, Demokratik Suriye Güçleri’nin IŞİD’E karşı mücadelede ABD’nin ortağı olduğunu Kongre düzeyinde kayıt altına almayı amaçlıyor.
- HTŞ’nin yeniden terör örgütü olarak tanımlanması talebi
Tasarı, Hayat Tahrir el-Şam’ın (HTŞ) yeniden “Yabancı Terör Örgütü” (Foreign Terrorist Organization – FTO) olarak sınıflandırılmasını talep ediyor.
Graham ve destekçileri, Suriye’deki siyasi dönüşüm sürecinde eski cihatçı yapıların meşruiyet kazanmasına karşı çıkıyor ve bunun azınlıkların, özellikle Kürtlerin güvenliği açısından risk oluşturduğunu savunuyor.
- Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırılmasına şart
Tasarı, ABD Başkanı’na Suriye’ye yönelik bazı yaptırımları askıya alma yetkisi verirken bunu belirli koşullara bağlıyor.
Bu koşullar arasında:
- DSG’ye yönelik saldırıların sona ermesi,
- Kürt güçleriyle güvenlik iş birliği yapılması,
- IŞİD karşıtı mücadelede devamlılık,
- insan hakları ihlallerinden kaçınılması gibi kriterler bulunuyor.
Eğer Suriye hükümetinin yeniden saldırılara başladığı tespit edilirse yaptırımların otomatik olarak geri getirilmesini öngören “snapback” mekanizması da tasarının önemli unsurlarından biri.







