BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Hem ABD hem İran: Irak için zor denge

Zeydi, Washington'ın ardından Tahran'da: Pezeşkiyan ile görüştü

Hem ABD hem İran: Irak için zor denge

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Irak’ın yeni Başbakanı Ali El-Zeydi, Trump’ın övgüleriyle karşılandığı Washington ziyaretinden sonra İran’a gitti ve Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ile görüştü. ABD ile İran arasındaki savaşın sürdüğü bir dönemde Zeydi’nin iki ülke arasında nasıl bir denge kurabileceği merak konusu. 

HABER MERKEZİ – Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, resmi temaslarda bulunmak üzere bugün İran’ın başkenti Tahran’ı ziyaret edecek.

Zeydi, iki hafta önce de ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da görüştü. Zeydi’nin İran ziyareti, Bağdat’ın Washington ile Tahran arasında denge kurmaya çalıştığı dönemde gerçekleşiyor.

Zeydi, ziyaret öncesinde sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“Bugün, resmi bir ziyaret kapsamında Tahran’a gidiyoruz. İran İslam Cumhuriyeti’nin üst düzey yetkilileriyle ortak ilgi alanlarına giren konuları, ikili iş birliğini, bölgesel gelişmeleri ve bölgede güvenlik ile istikrarın pekiştirilmesine yönelik devam eden çabaları ele alacağız.

Irak ile İran; tarihi ve medeniyet bağları, ortak sınırları ve ortak çıkarlarıyla birbirine bağlı iki ülkedir. Bu kalıcı bağlar, her iki ülke halkının sürdürülebilir kalkınmasına ve refahına katkı sağlayacak; aynı zamanda bölgesel ve uluslararası düzeyde güvenlik ve istikrarı destekleyecek şekilde diyalog, iş birliği ve karşılıklı saygı temelinde ilişkilerin sürdürülmesini gerekli kılmaktadır.”

ZEYDİ, PEZEŞKİYAN İLE GÖRÜŞTÜ: STRATEJİK İŞBİRLİĞİ VURGULANDI

Zeydi, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile görüştü. Tesnim haber ajansının haberine göre, görüşmede, ikili ilişkilerin geliştirilmesi konusu ele alındı. Haberde, tarafların İran ile Irak arasındaki “derin tarihi, kültürel, dini ve halklar arası bağların stratejik işbirliklerinin genişletilmesi için bir dayanak olarak korunması ve güçlendirilmesinin gerekliliğini” dile getirildi.

Görüşmede, “iki ülke arasındaki mutabakatların tam olarak uygulanması ve siyasi, ekonomik, ticari, enerji ve bölgesel işbirlikleri alanlarındaki ortak kapasitelerin faal hale getirilmesinin gerekliliğinin kaydedildiği” belirtildi. Ayrıca iki tarafın “sürekli yakınlaşma ve eşgüdümün önemini” vurguladığı, “yeni işbirliği ufuklarının açılmasının Tahran-Bağdat ilişkilerinin geleceği için stratejik bir zorunluluk olarak değerlendirdiği” bildirildi.

×

HEM ABD HEM İRAN: ZEYDİ BİR DENGE KURABİLECEK Mİ?

Zeydi, 14 Temmuz’da ABD’nin başkenti Washington’da, Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya geldi. Trump, Zeydi’yi bol bol övdü ve birlikte çok miktarda petrol çıkaracaklarını söyledi. Zeydi de petrol dosyasıyla Washington’daydı.

‘İran yükü’ne rağmen mümkün mü? | Irak ile stratejik işbirliği: ABD ordusu çekiliyor, petrol şirketleri giriyor

Ancak basına karşı verilen olumlu mesajlara rağmen, İran, silahlı gruplar, yolsuzluk ve siyasi istikrarsızlık gibi sorun başlıklarının Zeydi’nin Washington hedeflerini zorlaştırdığına dikkat çekiliyor.

Petrol için hemfikirler, ama İran zor başlık | Trump Zeydi’yi övdü: Birlikte petrol çıkaracağız

Sardar Aziz, Nûmedya24’te yayımlanan “ABD ile Şii grupların farklı hesapları: Zeydi neden Washington’a gitti? başlıklı yazısında Zeydi’nin ABD ile İran konusunda üstlendiği zorlukları şöyle ifade etmişti:

“Irak’taki mevcut Şii iktidar elitleri olan Koordinasyon Çerçevesi, özellikle İran’ın bu grupların bazılarının arkasında açıkça yer aldığı göz önüne alındığında, özel silahlı gruplarını ve milislerini sona erdirmek veya entegre etmek için ABD’nin baskısı altında.

Bu tehdidin ciddiyeti bu grupların gözünden kaçmıyor. Bu gruplar, bu baskılara karşı koymak için üç aşamalı bir strateji benimsedi. Birincisi, Washington’ın kabul edebileceği bir başbakanı göreve getirmek. İkincisi, zaman kazanmak. Afganistan’daki Taliban gibi, Irak’taki Şii gruplar da Amerikalıların saate sahip olduğunu, ancak kendilerinin zamana sahip olduğunu varsayarak hareket ediyorlar.

Hesaplamalarına göre, Trump yönetimi ara seçimlerden sonra zayıflayacak ve muhtemelen 2028’de görevden ayrılacak. Bu doğrultuda, Amerikan birliklerinin ayrılma sürecinin başlamasının planlandığı Eylül ayı sonuna kadar tüm eylemleri ertelemek, bu stratejinin taktiksel bir bileşenini oluşturuyor.

Üçüncü strateji ise hafifletme stratejisidir; yani ABD’den Şii iktidar grubuna yönelik tehditleri azaltmanın yollarını bulmaktır. Bu hafifletme stratejisiyle Şii grup, mevcut başbakanın Amerikan yanlısı bir söylem oluşturmasına ve Amerikan petrol şirketleriyle sözleşme imzalamak, ABD’den silah satın almak ve Halk Seferberlik Güçlerinin silahsızlanmaya istekli olduğunu göstermek de dahil olmak üzere mevcut yönetimi memnun etmek için çeşitli adımlar atmasına izin vermektedir.

Bu stratejiler uygulanırken, başbakanın manevra alanını belirleyen net bir çizgi bulunmuyor. Bazı milis üyeleri, başbakanın sınırlarını aştığını düşünerek, [Federe Kürdistan Bölgesi başkenti] Erbil’e sekiz adet patlayıcı yüklü insansız hava aracıyla saldırarak net bir mesaj vermeye karar verdiler.

Trump yönetiminin stratejisi artık gizli değil. Bu durum, [eski IŞİD-El Kaide üyesi olarak Muhammed bin] Colani’den [Suriye geçici hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmed] El-Şara’nın yaratılmasıyla ortaya çıktı. Bu süreç, Graham Greene’in 1958 tarihli “Havana’daki Adamımız” romanından esinlenerek “Bağdat’taki Adamımızı Yaratmak” olarak adlandırılabilir.

Bunun arkasındaki adam, Trump’ın Ortadoğu’daki gözü ve aklı olan Tom Barrack. Düşünce şu şekilde: Eğer biz [Amerikalılar] bu yeni liderleri kamuoyunda destekler ve översek, kendilerini kabul ettirmelerine yardımcı oluruz. Daha da önemlisi, onları bize bağımlı hale getiririz. Bu sayede bir dizi hedef gerçekleştirilir: Birincisi, Irak Başbakanı örneğinde olduğu gibi, hiç kimseden birini yaratmak; ikincisi, onu Bağdat’taki adamımız yapmak; ve üçüncüsü, onu geleneksel normları ve kurumları yıkabilecek, yarı otokratik yöntemlere ve kişisel karizmasına dayanarak ortak hedeflere ulaşabilecek güçlü bir adama dönüştürmek.

İronik bir şekilde, bu durum Şii grubun bakış açısıyla bir nebze örtüşüyor. Şiiler onun tehditleri azaltmasını istiyorlarsa, ona manevra alanı tanımaları gerekiyor. Bu durum, Amerikalı yetkililer tarafından, özellikle İran etkisini azaltma ve Amerikan petrol şirketlerinin Irak pazarına girişini kolaylaştırma konusunda, hedeflerine ulaşabileceğinin bir göstergesi olarak görülebilir.

Buna rağmen, iki projenin özünde temel bir çatışma yatıyor. Şiiler, zaman kazanarak ve gerilimi azaltarak Amerikalıların hedeflerine ulaşmasını engellemek isterken, Amerikalılar ise İran yanlısı grupları zayıflatmayı ve Irak’ı farklı bir yöne yönlendirmeyi amaçlıyor.

El-Zeydi yeni bir başlangıç ​​vaat edebilir, ancak yapabilecekleri nihayetinde sınırlıdır. Arkasındaki iki güç birbirine düşmandır. Daha geniş bir bağlamda ele alındığında, El-Zeydi Irak’taki ve daha geniş bölgedeki İran-ABD çatışmasının merkezindedir. Hareket alanı ve yeteneği doğrudan iki taraf arasındaki ilişkiye bağlıdır. İran, 2003’ten beri Irak’ta ABD’ye karşı kazanıyor. Bu durum şimdi sorgulanabilir; ancak, bunun önemli ölçüde değiştiğine dair hiçbir işaret yok.”

Benzer Haberler

‘Kadın sünneti’ paylaşımı yapan hekime tepki

‘Kadın beden bütünlüğü pazarlık konusu değildir’

‘Yaşam hakkının usul boyutu ihlal edildi’

AYM’den 12 yıl sonra Madımak Katliamı kararı

Kurtulmuş grup koordinatörleriyle toplanacak

Çerçeve yasa: 'Kanun teklifi'nin yazımı görüşülecek

75 cinayetten sorumlu tutuluyorlardı

Hizbullahçıların kararını temyize hazırlanan savcı görevden alındı

Devlet Bahçeli’den ‘yeni parti’ çıkışı:

Ayrılan vekil oranında pay aktarılması etik olandır

Adalet Bakanlığının ‘terör bürosu’ kararı

DEM Partili Eren sordu: Hangi ihtiyaçla kuruluyor?

Son kapalı grup toplantısı

Özel CHP'li vekillerle görüştü: Toplu istifa gündemdeydi

DEM Parti Grup Başkanvekili Temelli açıkladı

Öcalan: Yasanın bir an önce çıkması ve kapsayıcı olması gerek