OECD, Türkiye’nin yabancı rüşvetle mücadelede uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmede ciddi eksiklikler bulunduğunu belirterek, uygulama sicilini “berbat” olarak niteledi.
HABER MERKEZİ- Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Türkiye’nin Uluslararası Ticari İşlemlerde Yabancı Kamu Görevlilerine Rüşvetin Önlenmesi Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini izleyen dördüncü faz raporunu yayımladı. 9 Temmuz’da yayımlanan rapora göre Türkiye, daha önce yöneltilen 71 tavsiyeden yalnızca 10’unu tam olarak yerine getirirken, 49 tavsiye konusunda hiçbir ilerleme sağlamadı. OECD Çalışma Grubu, çok sayıda tavsiyenin uygulanmamış olmasından dolayı “yeniden hayal kırıklığına uğradığını” bildirdi.
T24 yazarı Çiğdem Toker’in bugün köşesine taşıdığı rapora göre, OECD bünyesindeki Uluslararası İşlemlerde Rüşvetin Önlenmesi Çalışma Grubu, Türkiye’nin yabancı rüşvetle mücadele performansını tanımlarken raporda dikkat çekici biçimde “abysmal” (berbat) ifadesini kullandı. Değerlendirmede, Türkiye’nin yabancı rüşvet suçlarının soruşturulması ve yaptırıma bağlanması konusundaki uygulama sicilinin yıllardır iyileştirilemediği vurgulandı.
Rapora göre Türkiye, 71 tavsiyenin 10’unu tamamen, 12’sini ise kısmen uyguladı. Geriye kalan 49 tavsiye ise hiç hayata geçirilmedi. OECD ayrıca bazı başlıklarda yaklaşık 20 yıldır yinelenen tavsiyelere rağmen kayda değer bir ilerleme görülmediğine dikkat çekti.
“RÜŞVET ÇOK MAHKUMİYET YOK”
OECD’nin en sert eleştirileri yabancı rüşvet suçlarının soruşturulmasına ilişkin oldu. Rapora göre Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme’nin yürürlüğe girdiği 2000 yılından bu yana Türk kişi ve şirketleriyle bağlantılı 23 yabancı rüşvet iddiası tespit edildi. Bunların 15’i hiç soruşturulmazken, altısı iddianame düzenlenmeden kapandı, iki dosya ise beraatle sonuçlandı. Raporda, bugüne kadar yabancı rüşvet suçundan verilmiş tek bir mahkûmiyet kararının bulunmadığı kaydedildi.
Çalışma Grubu ayrıca son dönemde ortaya çıkan üç yeni yabancı rüşvet iddiasına rağmen herhangi bir yeni soruşturma veya kovuşturma başlatılmadığını belirterek, Türkiye’nin bu alanda yeterli iradeyi ortaya koyamadığı değerlendirmesinde bulundu.
Rapor, yabancı rüşvet suçlarının soruşturulmasına ilişkin kurumsal altyapıda da önemli eksiklikler bulunduğunu ortaya koydu. Savcılara yabancı rüşvet iddialarının derhal iletilmesini sağlayacak bir mekanizmanın hala kurulmadığı, bu suçlardan birincil derecede sorumlu olacak uzmanlaşmış bir savcılık biriminin bulunmadığı belirtildi.
Şirketlerin muhasebe suçlarından sorumluluğunu güçlendirecek yasal düzenlemelerin hazırlanmadığına işaret edilen raporda, kamu ve özel sektörde ihbarcıları koruyan kapsamlı bir sistemin de oluşturulmadığı ifade edildi.
OECD, önceki raporlarda olduğu gibi basın özgürlüğünün fiilen güvence altına alınmasının yabancı rüşvet iddialarının ortaya çıkarılması açısından kritik önem taşıdığını vurguladı. Türkiye’nin bu tavsiye doğrultusunda herhangi bir adım atmadığı belirtildi.
RÜŞVETE DAİR EĞİTİM FAALİYETLERİ ‘TAKDİRE ŞAYAN’
OECD, raporda Türkiye’nin bazı alanlardaki çalışmalarını ise olumlu değerlendirdi. Kamu görevlilerine yönelik yabancı rüşvetin önlenmesi ve tespitine ilişkin eğitim faaliyetleri ile Dışişleri Bakanlığı’nın hazırladığı uygulama kılavuzu “takdire şayan” bulundu.
Ancak aynı kılavuzun yabancı rüşvet iddialarının doğrudan savcılıklara değil yalnızca Adalet Bakanlığı’na bildirilmesini öngördüğü, bu nedenle etkin soruşturma mekanizması açısından önemli bir eksiklik barındırdığı ifade edildi.
Türkiye, OECD Çalışma Grubu’nun talebi doğrultusunda iki yıl sonra yayımlanacak bir sonraki izleme sürecinde, yabancı rüşvetle mücadele alanında attığı adımlara ilişkin yeniden değerlendirmeye tabi tutulacak.







