BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

‘En güçlü stratejik koz ve son büyük rezerv’

Hürmüz’den sonra Babu’l Mendeb: Topyekün savaşa dönüş mü?

‘En güçlü stratejik koz ve son büyük rezerv’

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

ABD ile İran arasında tırmanan gerilimin odağında Hürmüz Boğazı var. İran artan gerilimle birlikte bir diğer kozunu da açık ediyor: Babu’l Mendeb Boğazı. İran, hem Hürmüz Boğazı’na hem de Aden Körfezi ile Kızıldeniz’i bağlayan Babu’l Mendeb geçitine hükmedebilir mi ve tırmanan gerilim topyekün bir savaşa dönüşe yol açar mı? Detaylar haberde…

HABER MERKEZİ – ABD ile İran arasında, 28 Şubat’ta başlayan savaşı sonlandırmak ve olası bir kalıcı çözüm bulabilmek için 18 Haziran’da imzalanan mutabakat zaptına rağmen son bir haftadır gerilim yeniden tırmanmış durumda. Gerilimin odak noktasında ise Hürmüz Boğazı bulunuyor ve son bir haftadır ABD ile İran arasında çatışmalar yeniden tırmandı. Buna paralel olarak İran Arabistan yarım adasının öbür yakasındaki Babu’l Mendeb boğazını da bir koz olarak yeniden gündeme getiriyor.

İran, 28 Şubat’ta başlayan savaş, 8 Nisan’da duyurulan ateşkes ve ardından başlayan görüşme süreçlerinde Hürmüz Boğazı’nı en önemli kozu olarak sürekli şekilde öne sürdü.

Savaştan önce küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin beşte birini karşılayan Hürmüz Boğazı, savaşın başlamasıyla birlikte İran tarafından gemi geçişlerine kapatıldı. İran, 8 Nisan’daki ateşkesten sonra da boğazı açmaya yanaşmadı. 18 Haziran’da ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından resmen imzalanan mutabakat zaptının da önemli bir başlığı Hürmüz Boğazı.

14 madde ve 60 günlük müzakere | Trump ve Pezeşkiyan mutabakat zaptını imzaladı

İran’ın küresel ölçekte petrol maliyetlerinin artışını tetiklemek ve böylece ABD üzerinde baskı oluşturmak amacıyla önemli bir koz olarak kullandığı Hürmüz Boğazı, mutabakat zaptının öngördüğü 60 günlük müzakere sürecinde kritik bir başlık olarak görüşülmeyi bekliyor, ancak son haftada boğazın kontrolü nedeniyle çatışmalar yeniden baş gösterdi.

Hürmüz’de gerilim sürüyor | ABD-İran mutabakatı belirsizlikte: Tam teşekküllü savaşa dönüş olur mu?

İran, boğazda yeni bir statüko kurmak istiyor ve boğazdan geçişleri ücretli hale getirmek istiyor. Bu aynı zamanda İran’ın boğaz üzerindeki egemenliğinin tescillenmesi anlamına geliyor ve böylece İran ABD-İsrail ile savaştan kazançlı çıktığını göstermek istiyor.

Buna karşılık ABD boğazın savaştan önceki statükosunun korunmasını istiyor. Ancak son bir haftada yaşanan çatışmaların ardından ABD Başkanı Donald Trump da yeni bir durum ilan etti. Trump, boğazda geçişleri koruyacaklarını ve buna karşılık Körfez ülkelerinden geçen her geminin taşadığı yükün maliyetinin yüzde 20’si oranında vergi alacaklarını duyurdu.

Trump’tan yeni Hürmüz açıklamaları | ABD-İran geriliminde son durum

Hürmüz Boğazı ABD ile İran arasındaki mutabakat zaptını ciddi anlamda sarsarken ve savaşın yeniden bölgesel çapta tırmanma ihtimalini gündeme getirirken, öbür yandan İran, daha da önce de gündeme getirdiği üzere, Arabistan yarım adası ile Afrika arasında bulunan kritik Babu’l Mendeb boğazını da bir koz olarak ileri sürüyor.

Hürmüz’den sonra Babu’l Mendeb: Somaliland ve Eritre daha da ‘kıymetli’

×KIZILDENİZ, BABU’L MENDEB BOĞAZI VE HUSİLER: DEVAM EDEN GERİLİME İRAN ETKİSİ

Kızıldeniz ile Aden Körfezi’ni birbirine bağlayan Babu’l Mendeb Boğazı, Yemen ile Somaliland, Cibuti ve Eritre arasında yer alıyor. Basra Körfezi’nden çıkan petrol ve sıvılaştırılmış doğalgazın Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa’ya ulaştığı ana güzergâhlardan biri. Bu nedenle küresel enerji ticaretinde kritik bir geçiş noktası olarak görülüyor. Babu’l Mendeb, İran’ın doğrudan kontrol ettiği bir bölgede değil ve uluslararası deniz trafiği açısından yoğun askeri varlık bulunuyor. Ancak İran’ın Yemen’deki müttefikleri üzerinden dolaylı bir etki yaratabileceği değerlendiriliyor.

Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma yönündeki adımları, Kızıldeniz’e yönelik ABD politikasının önemini artırdı. Kızıldeniz, Ortadoğu’nun başlıca petrol ihracatçılarının Basra Körfezi’ni aşmak için kullandığı kritik bir geçiş noktası.

Hürmüz Boğazı, Arap Yarımadası’nın doğu tarafındaki geniş petrol rezervlerine açılan kapı niteliğinde. Kızıldeniz ise batı hattında yer alıyor ve Akdeniz ile Hint Okyanusu arasında askeri ve ticari deniz trafiği için hayati bir rota oluşturuyor.

Ancak Kızıldeniz rotasında daha önce zaten var olan gerilim, İran’daki savaşla birlikte yeni bir düzeye ulaştı. Yemen’deki Husiler, 2015’ten beri Kızıldeniz güzergahını etkiliyor, pek çok kere gemi geçişlerine engelledi, bazı gemilere el koydu. Ancak Husilerin İran ile ilişkisi durumu daha bölgesel ve karmaşık hale getiriyor. 

Husiler, 7 Ekim 2023’teki Hamas saldırısı sonrasında başlayan Gazze’deki savaş boyunca İsrail’e karşı füze saldırıları düzenledi ve Hamas’ı destekledi. Son olarak da Husiler, 28 Şubat’ta başlayan savaş sonrasında Tahran’a destek amacıyla Kızıldeniz’in girişindeki Babu‘l Mendeb Boğazı’nı kapatma tehdidini dile getirdi. Bu, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatarak oluşturduğu jeopolitik şartlardan ilham alındığını açıkça gösteren yeni bir durumu ifade ediyor.

ABD HUSİLERİ VURDU, ANLAŞMA İLAN ETTİ, AMA İRAN’DAN SONRA YENİ BİR DURUM VAR

ABD ve İsrail, ilk kez İran’daki savaş nedeniyle Husilerle karşı karşıya gelmiyor. 2023’ten sonra İsrail birçok kez Husileri bombaladı ve aralarında Husi hükümetinin başbakanı ve genelkurmay başkanının da olduğu çok sayıda üst düzey yetkilisini öldürdü. Coğrafi mesafe nedeniyle de Husilerin, Hizbullah veya Hamas kadar, İsrail’i tehdit edebilme kapasitesini engelliyor.

Başbakanları da vurulmuştu ­| Husiler: Genelkurmay Başkanımız öldürüldü

ABD de Husileri bombaladı. En şiddetli saldırılar ise Mayıs 2025’in başında görüldü. Ancak 6 Mayıs’ta ABD Başkanı Trump, Husiler ile ateşkes anlaşmasına varıldığını duyurdu. Trump, Yemen’deki Husilerin artık savaşmak istemediklerini kendilerine ilettiklerini belirterek “Biz de buna saygı duyacağız ve onları bombalamayı durduracağız. Teslim oldular, artık gemileri havaya uçurmayacaklarını söylüyorlar” ifadelerini kullanmıştı.

Husiler ise anlaşmanın “sadece Amerikan gemilerini ve diğer gemileri içerdiğini, İsrail’in anlaşmanın bir parçası olmadığını” duyurmuştu. Nitekim bu anlaşmadan sonra Husiler ile İsrail arasında karşılıklı saldırılar devam etmişti.

İran’daki savaş sonrasında ise Kızıldeniz cephesindeki gerilim yeniden yükseldi. Husilerin İsrail’e yönelik saldırılarının yeni gerekçesi İran oldu. Husiler de, Hamas ve Hizbullah gibi İran’ın bölgesel “vekil güçleri” arasında bulunuyor. Husiler, İsrail’e yönelik bir kez daha etkisiz füze saldırılarına başlamakla birlikte, esas olarak Babu’ul Mendeb Boğazı konusunda tehditte bulundu. Bu, İran’ın Hürmüz Boğazı ile ilgili siyasetinden Kızıldeniz’de de yürürlüğe girebileceğinin göstergesi oldu.

Nitekim 5 Nisan’da İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney’in danışmanı Ali Ekber Velayeti’nin Babu’l Mendeb Boğazı’nın da Hürmüz gibi kapatılabileceğine ilişkin mesajı dikkat çekiciydi. Velayeti, “Direniş Cephesi’nin komuta merkezi, Babu’l Mendeb’i Hürmüz Boğazı gibi görüyor. Beyaz Saray aptalca hatalarını tekrarlamayı planlıyorsa, enerji akışının ve küresel ticaretin tek bir hareketle sekteye uğratılabileceğini yakında anlayacaktır” ifadelerini kullandı.

Trump tehdit etmişti | İran’dan yanıt: Babu’l Mendeb Boğazı resti

HUSİLER YENİDEN TEHDİT ETTİ: BABU’L MENDEB’İ KAPATMAKLA TEHDİT EDİYOR

Aden Körfezi ve Babu’l Mendeb cehpesinde hem İran ile doğrudan bağlantılı hem de daha dolaylı olarak yine İran ile bağlantılı iki gelişme yaşanıyor. Yemen’deki Husiler İran’a yönelik saldırılarda taraf olduklarını zaten duyurmuşlardı ve haliyle devam eden gerilim ve çatışmalarda bu pozisyonlarını koruyorlar. Bununla birlikte dün Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon Husilerin kontrolünde bulunan Yemen’in başkenti Sanaa’daki havaalanını bombaladı. İran’da dini lider Ali Hamaney’in cenaze töreninden dönen Husi yetkililerini taşıyan uçak bu yüzden iniş yapamadı. Ardından bölgede tansiyon yükseldi ve dünden beri Suudi Arabistan ve desteklediği Yemen hükümeti ile Husiler arasında çatışmalar baş gösterdi. Bu arada Suudi Arabistan’ın doğrudan dahil olduğu Yemen’deki gerilim ve çatışmaların geçmişi 2014’e kadar gidiyor.

İran ve desteklediği Husiler, Suudi Arabistan’ın son saldırılarının arkasında ABD’nin olduğunu iddia ediyor ve bu nedenle Hürmüz Boğazı gibi Babu’l Menbeb Boğazı’nı da yeniden bir koz olarak gündeme taşıyor.

İran’ın Press TV internet sitesinde yer alan bir habere göre, Husi hareketi Ensarullah’ın siyasi büro üyesi Muhammed el-Farah, Washington’ın Suudi Arabistan’ı Yemen’e saldırmaya kışkırttığını ve böyle bir provokasyonun asla Amerika Birleşik Devletleri’nin çıkarına olmayacağını söyledi. El-Farah, “Mevcut durum daha da kötüleşirse, Babu’le Mendeb Boğazı ve Hürmüz Boğazı operasyonel bir ittifakla kapatılacak. O zaman petrol fiyatları korkunç bir şokla varil başına 200 dolara fırlayacak” diye uyardı.

TOPYEKÜN SAVAŞA DÖNÜŞ OLUR MU?

Reuters haber ajansına konuşan analistlere göre, Hürmüz Boğazı Tahran’ın en güçlü stratejik kozuysa, Babu’l Menbeb Boğazı da son büyük rezervi olabilir.

Ortadoğu uzmanı Fawaz Gerges, Reuters’e verdiği demeçte, “İran her şeyi göze almaya hazır” dedi. Gerges, Tahran’ın Washington’a her iki boğazı da aynı anda tehdit edebileceğini gösterdiğini ve çatışmayı ikili bir çekişmeden küresel enerji ticaretinin temelini oluşturan deniz yollarına yönelik bir meydan okumaya dönüştürdüğünü söyledi.

Gerges’e göre, “Şimdi (Tahran) hem yakın hem de geniş çaplı bir gerilim yaratıyor. Verilen mesaj şu ki, sadece Hürmüz değil, Babu’l Mendeb de risk altında.”

Analistlere göre, topyekün bir savaşa hemen geri dönülmesi beklenmiyor, ancak esas tehlike, her iki tarafın da doğrudan çatışmaya girmeden riskleri artırdığı yavaş ama amansız bir “görev genişlemesi.”

Çatışma Körfez’den Kızıldeniz’e doğru yayılırken, ticaret ve enerji arzına yönelik artan tehdit, dünyanın en önemli iki petrol geçiş noktasının çatışmanın belirleyici savaş alanı haline gelmeden önce Washington ve Tahran’ı müzakerelere geri dönmeye zorlayabilir.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz