İrfan Aktan
8 Temmuz sabahı Japonya’daki arkadaşımın ısrarla çalan telefonuna yanıt verir vermez, “olanları duydun mu” sorusuyla karşılaşıyorum. Karşımdaki ürkek ses yanıt vermemi beklemeden, “Japonya’dayken ev arkadaşlığı yaptığın Murat Çiçek, 25 Haziran günü Tokyo’ya yakın bir yerde küçük bir trafik kazası yapmış. Trafik polisi de alıp gözaltı merkezine götürmüş” diyor.
Son bir yıldır neredeyse her ay, Japonya’dan Türkiye’ye sınır dışı edilen Kürtlerin haberlerini aldığım için, “ve Murat da mı sınır dışı edildi” diye soruyorum ortak arkadaşımıza. Karşıdaki ses sorduğum sorunun basitliğine veya umursamaz gibi görünen tonlamama tepki gösterircesine yüksek sesle, “ölmüş Murat, öldürülmüş!” diye haykırıyor. Önce kulaklarıma inanamıyor, hayat dolu, heyecanlı, her şeyden keyif almaya çalışan bu adamla ölüm arasında hiçbir bağlantı kuramıyorum. O esnada yürüyüş yaptığım İstanbul sahil yolunda uçuşan martılar duruyor, İstanbul Boğazı’ndan geçen dev gemilerin sahile doğru ittiği dalgalar duruyor, hayat duruyor..






