Sevda Çetinkaya
Silahların susması, cenazelerin gelmemesi, çatışmaların durması…
Türkiye tam da böyle bir kapının önünde duruyor.
Yıllardır ilk kez silahların tamamen devreden çıktığı bir ihtimal konuşuluyor. PKK’nin silahlı mücadeleyi sona erdirmesi, örgütün feshi, Meclis’te kurulan komisyon, silah bırakanların toplumsal yaşama nasıl döneceği, yeni hukuki düzenlemeler, “çerçeve yasa” tartışmaları… Bunların her biri çok önemli başlıklar. Bütün bu tartışmaların üzerinde yükseldiği temel bir soru var aslında.
Gerçekten yeni bir döneme giriyorsak bu nasıl mümkün olacak?
Bu soruya siyasetin günlük diliyle cevap vermek kolay değil. Çünkü siyaset çoğu zaman kendi hakikatini ilan eder. O hakikatin toplumsal gerçekliğe dönüşüp dönüşmediği ise çok daha çetrefilli bir süreç olur.
Belki de bu yüzden bugünü anlamak için sizi Karl Marx’a döndürmek istiyorum.
Marx’ın en fazla tartışılan kavramları sermaye, emek, sınıf ya da artı değer oldu. Oysa daha geride kalan ama bugünü anlamak bakımından son derece güçlü iki felsefi kavramı var: Wahrheit ve Wirklichkeit.






