Ayşen Şahin
Yoksulluk, yoksunluk insanın metrekaresini de daraltıyor. Evden işe, işten eve, ekmek parasından kalan zaman ancak televizyon karşısında uyuyakalmaya yetince dayatılanın genel kanaat olduğuna ikna olmak kolay oluyor.
Ekranlarda yalılar villalar, sosyal medyada varaklı tabaklarda sunumlar, çay partileri, evi kaça aldık kaça yaptırdık videoları derken yoksulun yoksulluğu kendi başarısızlığı gibi bir algı dayatılıyor. Eee yapan nasıl yapıyor?
Çocukluğumun bir dönemi memur lojmanında geçmişti. En güzel yanı çocukların akşam yemeğine çağrılana kadar bahçede birlikte oynamasıydı. Bir kadın vardı. Her akşam oğlunu balkondan “Baban muz almış eve gel, baban çikolata getirmiş haydi gel, fıstıklı baklava var koş…” diye seslenerek eve çağırırdı. Onların evine misafirliğe gitmezdik. Su istemek için zillerine basmazdık. Çünkü bizlerin terbiyesinden farklıydı onlar. İçten içe herkes de farkındaydı, rüşvetçi olabilirler. Zira hepimiz aynı memuriyetin lojmanındayız ve bizim evlere öyle muz, çikolata girmiyor. Girse de ses edilmez, olan var olmayan var.






