Türkiye, ABD’den F-35’leri almak istiyor, ancak CAATSA yaptırımlarını aşması lazım ve bunun için de Rus S-400’leri üçüncü bir ülkeye satacağı ileri sürülüyor. Erdoğan umutlu, Trump ise Ankara’dan çelişkili açıklamalarla ayrıldı. Peki, Türkiye’ye en az 10 milyar dolara mal olan bu karmaşık sürecin zorlukları ne ve çözümü mümkün mü? Tüm detaylar haberde…
HABER MERKEZİ – Türkiye ile ABD arasında 2019’dan beri sorun olan F-35 savaş uçaklarıyla ilgili dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor. Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenen NATO Zirvesi’ne katılan ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptıkları görüşmelerde F-35 uçakları gündemin ilk sıralarında yer aldı.
Trump, 7 Temmuz’da Ankara’ya geldiğinde Erdoğan tarafından havaalanında karşılandı ve ardından ikili Beştepe Külliyesi’nde ortak basın açıklaması yaptı. Trump, F-35’lerle ilgili olarak, “Bu bizim vereceğimiz karar. Çok iyi ilişkimiz var. Çoğu ülkeden de sadık aynı zamanda Türkiye. Üzerine düşündüğümüz konu. Dünyanın en iyi uçağı F-35 ve bunu düşüneceğiz” dedi.
Erdoğan ise “F-35 bizim için yeni bir konu değil. Biz 5 uçağın da sözünü aldık ve Sayın Trump’ın bu konuda bize ayrıca sözü var. Sayın Trump her zaman sözünün arkasındadır ve bu zirveden hayırlı bir karar çıkacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.
Erdoğan’dan F-35 mesajı: 5 uçak sözü aldık | Trump: CAATSA yaptırımlarını kaldıracağız
Ancak Trump, ertesi gün (8 Temmuz’da) Türkiye’den ayrıldıktan sonra uçakta gazetecilerin yeniden F-35 konusun sorması üzerine, Türkiye’ye F-35 satışı konusunda henüz karar vermediğini, F-35’lerin hangi ülkelere verileceğine ilişkin karar vereceklerini söyledi.
Aynı gün Trump’ın bu çelişkileri ifadelerinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, “Bizi izleyin” yanıtını vermekle yetindi.
Maliyeti 700 milyon dolardan fazla | Trump’ın ‘hediyesi’ jet motorları, F-35’ler ise hala belirsiz
F-35’LERLE İLGİLİ SORUN NE?
F-35’lerin Türkiye’ye satışına yönelik zorluklar, 2019’da yaşanan gelişmelerle ilgili.
Türkiye, 2002’den 2019’a kadar F-35 projesinde hem alıcı hem de ortak üretici olarak yer alıyordu. Türkiye’nin ABD ile F-35 modeli uçaklar konusundaki ihtilafı 2019’da başladı. Türkiye Rusya’dan S-400 hava savunma sistemini alınca, ABD 2020’de CAATSA yaptırımlarını devreye koydu ve 2021’de de Türkiye’yi resmen F-35 programından çıkardı.
Türkiye’nin yeniden F-35 programına alınması veya bu uçaklardan alabilmesi ancak CAATSA (ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası) yaptırımlarının kaldırılmasına bağlı. ABD Kongresi, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 satın almasının CAATSA’nın 231’inci maddesini ihlal edeceğini ve yaptırımların gündeme gelmesi gerektiğini belirtmişti.
2,5 milyar dolara satın aldığı S-400’leri elinde tutan ve fakat kullanamayan Türkiye, F-35 uçakları için de ayrıca 1,4 milyar dolar ödemişti. Bu paranın karşılığını alamadığı gibi Türkiye aynı zamanda CAATSA yaptırımları nedeniyle F-35 programındaki yaklaşık 9 milyar dolarlık üretim iş payını da kaybetti.
CAATSA yaptırımları, Türkiye’ye sadece F-35 uçakları nedeniyle maliyet çıkarmadı, aynı zamanda Türkiye’nin modernize etmek istediği F-16 savaş uçakları ve “yerli üretim” denilen savaş uçağı KAAN için gerekli motorların alımını da etkiliyor ve bu başlıklar da ayrıca Türkiye ile ABD arasında son yıllarda önemli krizlere yol açtı.
BEYAZ SARAY’DA ÇÖZÜMSÜZ KALMIŞTI: F-35, F-16 VE EUROFIGHTER
F-35 KRİZİ NASIL AŞILIR, CASTSA YAPTIRIMLARI NE OLACAK?
Trump, F-35’lerle ilgili Erdoğan’a taahhütte bulunduğu 7 Temmuz’daki görüşmesinde, F-35 savaş uçaklarının alımının önündeki en önemli engel olarak işaret edilen CAATSA yaptırımlarına da değindi. Trump, “Yaptırımları iptal edeceğiz. Bu yaptırımları kaldıracağız. Zamanı geldi. Biz dostlarımıza yaptırım uygulamak istemiyoruz” dedi.
Ancak konu Trump’ın ifade ettiği kadar basit görünmüyor. CAATSA yaptırımlarının şartı açık: Türkiye S-400 sistemini elinden çıkarmalı.
Bugün, Türkiye’nin 2,5 milyar dolara Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemini üçüncü bir ülkeye satacağına ilişkin iddialar gündeme geldi. İddia, hükümete yakın Hürriyet gazetesine ait. Abdülkadir Selvi, Hürriyet’teki köşesinde, hükümetin S-400’leri Körfez ülkelerinden birine (Birleşik Arap Emirlikleri veya Katar’a) satacağını ve bunun da bugün duyurulabileceğini yazdı.
Selvi, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması için Trump’ın Kongre’ye bir mektupla bildirimlerde bulunmasının yeterli olduğuna ilişkin iddiayı da gündeme getirdi. Buna göre, “Trump’ın Kongre’ye bir mektupla bildirimlerde bulunması yeterli” ve “Trump, mektubunda 3 soruya yanıt verecek.
1-S400’lerin çalışmaz durumda olması
2-S400’lere sahip olunmaması gerektiği
3- Rusya ile benzer ilişkiler geliştirilmeyeceğinin taahhüt edilmesi”
S-400’LERİN ÜÇÜNCÜ ÜLKEYE SATIŞI İÇİN RUSYA’NIN ONAYI LAZIM: MOSKOVA’DAN AÇIKLAMA VAR
Hükümet kanadına yakın kaynakların CAATSA yaptırımlarından kurtulmak ve böylece F-35’lere ulaşmak için Rus yapımı S-400’lerin üçüncü bir ülkeye devredilmesine yönelik iddiaları son haftalarda sık sık gündeme gelmişti ve AKP’ye yakın gazeteci Abdülkadir Selvi, bunun için Körfez ülkelerini işaret etti.
Bu durumda Rusya’nın tavrı önem kazınıyor; zira Türkiye’nin S-400’leri üçüncü ülkeye satması yetmiyor, bunun için Rusya’nın da onay vermesi gerekiyor.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov bugün konuyla ilgili yaptığı açıklamada, S-400 füze sistemlerinin akıbeti konusunda Rusya’nın Türkiye ile temas halinde olduğunu söyledi. Peskov, Türkiye’nin iddia edilen anlaşmayı gerçekleştirmek için Rusya’dan izin isteyip istemediği sorusuna şu yanıtı verdi:
“Burada tek bir şey söyleyebilirim: Bu son derece hassas bir konu. Ancak bu konuda Türk tarafıyla temas halindeyiz ve bu konuda onlarla temasımızı sürdüreceğiz.”
SADECE CAATSA DEĞİL, NDAA DE VAR: SORUN, S-400’LERİN ÜÇÜNCÜ ÜLKEYE SATIŞIYLA ÇÖZÜLÜR MÜ?
Ekonomi ve Dış Politika Çalışmaları Merkezi (EDAM) Direktörü eski diplomat Sinan Ülgen, sosyel medya hesabından konuyla ilgili dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Ülgen, Trump’ın F-35’lerin Türkiye’ye verilmesiyle ilgili çelişki (“ikircikli”) söyleminin, “işin o kadar kolay olmayacağını” anlamasıyla ilgili olduğunu belirtiyor ve bunu şöyle açıklıyor:
“Zira Trump, CAATSA engelini (Waiver – Feragat*) yetkisiyle 180 günlüğüne aşabilir. O süre de, o 6 uçağın (Erdoğan 5 F-35 uçağı demişti) Türkiye’ye teslim edilmesi için yeterli olur. Ama mesele CAATSA ile bitmiyor. Bu teslimata engel olan bir de Ulusal Savunma Yetkinlendirme Yasası – NDAA var.
S400 adlı baş ağrısından, sistemi bir üçüncü ülkeye satmak suretiyle kurtulmak açıkçası pek gerçekçi değil. Rusya’nın onayı lazım. Rusya da bir yandan Türk-Amerikan ilişkisine diğer yandan da NATO’ya zarar veren bu sorundan niye bizi kurtarsın?
O nedenle çözüm bir taraftan ABD Hükümetinin Kongreyi NDAA yasasında yer alan ‘sistemin mülkiyetine son verilmesi’ şartını gözden geçirmeye ikna etmesini gerekli kılıyor. Bunu da Türkiye ile hükümetlerarası düzeyde sağlanacak bir mutabakat temelinde yapabilir.
O mutabakat ne? İşte burada da Türkiye’nin yerleşik pozisyonundan geri adım atması lazım. Özünde S400’ün operasyonel hale getirilmeyeceğini taahhüt etmesi gerekecek. Ve de bu taahhüdün bir denetim boyutu olacak. Bu şartla NDAA’de revizyona gidilebilir, bir ihtimal.
Bu çözümü de ABD’deki Kasım’daki ara seçimlerden önce hayata geçirmek gerekecek. Sonra fırsat penceresi kapanacak. Ama gerek CAATSA gerek NDAA engellerinden kalıcı olarak kurtulmanın formülü de bu. ‘Waiver’ yara bandıdır. Savunma sanayiinde kalıcı işbirliğinin kapısını açmaz.”
×* Waiver yetkisi: Trump’ın “Feragat” (Muafiyet) yetkisi, ABD Başkanı’nın ulusal güvenlik çıkarlarını gerekçe göstererek Kongre tarafından yasalaştırılmış olan belirli yaptırımları, ambargoları veya yasal kısıtlamaları geçici bir süreliğine askıya alınmasına veya atılmasına izin verilmesine olanak sağlayan özel bir yetkidir.
“YERLİ VE MİLLİ” KAAN’IN MOTORLARI İÇİN İLERLEME VAR
Türkiye ile ABD arasında F-35 savaş uçaklarının satışının yanı sıra kamuoyuna “yerli ve milli” olduğu söylenen savaş uçağı KAAN için gerekli jet motorlarının temin edilmesiyle ilgili de görüşmeler devam ediyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı, 24 Haziran’da yabancı ülkelere askeri ekipman satışına ilişkin Kongre’ye bildirimde bulundu. Söz konusu satış bildirimi, KAAN savaş uçağında kullanılacak F110-GE-129E/F motorlarının entegrasyonu, montajı, dış modifikasyonu, sertifikasyonu, test edilmesi ile buna ilişkin savunma hizmetleri ve teknik veri paylaşımını kapsadı. Kongreye sunulan bu bildirim-tasarı sonrasında 15 günlük inceleme süresi içinde bazı temsilciler Kongre’ye ortak bir tasarı ile karşı çıktı. Ancak ortak tasarı inceleme süresi içinde Temsilciler Meclisi veya Senato’nun gündemine alınmadı.
Türkiye’ye F110 motorlarının satış süreci Kongre’de herhangi bir engelle karşılaşmadan ilerleyeceği kaydediliyor.
General Electric (GE) tarafından üretilen motorların, NATO üyesi Türkiye’nin 2016’da başlatılan ilk “yerli” savaş uçağı KAAN’a güç sağlayabileceği belirtiliyor. Konuyla ilgili 25 Haziran’da haber yapan Reuters’a konuşan bir kaynağa göre, jet motorlarının Ankara’ya maliyeti 700 milyon dolardan fazla olacak.
Maliyeti 700 milyon dolardan fazla | Trump’ın ‘hediyesi’ jet motorları, F-35’ler ise hala belirsiz







