Ecehan Balta
Ankara’daki NATO Zirvesi’nin ağırlık merkezi Donald Trump’ın yıllardır ısrarla dayattığı savunma harcaması hedefiydi: NATO üyelerinin gayrisafi yurtiçi hasılalarının yüzde 5’ini savunma ve güvenlik harcamalarına ayırması.
Bu oran, teknik bir bütçe hedefi gibi sunuluyor. Oysa yüzde 5, devletlerin toplumsal kaynaklarını savaş ekonomisine bağlayan yeni bir siyasal eşik anlamına geliyor. NATO’nun 2025 Lahey Zirvesi’nde kabul ettiği plana göre üyeler 2035’e kadar GSYH’nin yüzde 5’ini savunmaya ayıracak; bunun yüzde 3,5’i doğrudan askeri harcamalara, yüzde 1,5’i ise altyapı, siber güvenlik, lojistik, tedarik zinciri ve benzeri “savunma ve güvenlikle ilişkili” alanlara gidecek.
Trump, Ankara’ya bu hedefin muhasebecisi gibi geldi. NATO’nun geleceğini, müttefiklerin ne kadar silah aldığına, ne kadar savunma sanayii yatırımı yaptığına, ne kadar askeri altyapı kurduğuna bağladı. AP’nin aktardığına göre Trump’ın Ankara’daki temel amacı, geçen yıl kabul ettirdiği yüzde 5 taahhüdünün uygulanmasını zorlamaktı. Bu yüzden zirvede verilen “birlik” görüntüsünün altında çok daha çıplak bir pazarlık vardı: Daha fazla silah alın, daha fazla üretin, daha fazla harcayın, aksi halde güvenlik şemsiyesinin altında kalmanız garanti değil.






