Metin Yeğin
Dünya Kupası’nın kaçınılmaz “büyük coşkusunu” yaşadığımız bu günlerde; gördüğünüz statların, otellerin ve mesela alışveriş merkezlerinin altında kimlerin kaldığını ve hemen sonrasında, o beton cesetlerinin altında kefensiz yatan şehirlerin durumunu anlatmak istiyordum. Brezilya’da, 2014 Dünya Kupası öncesinde, bu kentsel sürgüne karşı örgütlenmesine dahil olduğum mahalle direnişlerinden söz edecektim mesela. Ama bu şampiyonadan hemen önce, Zapatistaların, “Capitán Marcos”un aynı başlıklı bildirisinden parçalar koymanın daha iyi olacağını düşündüm. Yazacaklarım başka zamana kalsın.
Ve neden bu yazının imzasının “Subcomandante Marcos” değil de “Capitán Marcos” olduğunun hikâyesini de bir başka zaman anlatırım; güzel hikâye…
‘…Dünya Kupası ve bütün o tantanayla birlikte futbola gelelim —ki bu tantana, laf aramızda, FIFA’nın, futbol topunun etrafında dönen bütün ticaretle ittifakı sonucu dayatılıyor—; “turistleri memnun etmek” için yaratılan ve sosyal sınıfına bakmaksızın kent nüfusu arasından kurbanlar alan kentsel yıkıma; soylulaştırmaya; işportacıları ve Dünya Kupası hatıralarını, ayrıca “Vatan”ın görüntüsünü bozan başka varlıkları — (grevdeki) öğretmenleri, kayıp annelerini, köylüleri, Politeknik öğrencilerini, hamalları— kaldırmaya ya da “saklamaya” dönük estetik —ve etnik— temizliğe; ve gerçeği makyajlama yönündeki nafile çabalara.






