Hürmüz Boğazı’nda yaşanan son çatışmalar, ABD-İran mutabakat zaptının geleceğini belirsizliğe sürüklüyor. Tam ölçekli bir savaşa dönme ihtimali konuşulmakla birlikte, tarafların yeni gerilimlerle mutabakat zaptının öngördüğü müzakere sürecinde şartlarını kabul ettirmeye çalıştığına dikkat çekiliyor.
HABER MERKEZİ – ABD-İsrail ve İran arasında 28 Şubat’ta başlayan savaşın ve daha sonra 8 Nisan’da ilan edilen ateşkes sürecindeki görüşmelerin seyrini etkileyen Hürmüz Boğazı ile ilgili gerilim devam ediyor.
ABD’den İran’a yeni saldırı dalgası
Savaştan önce küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin beşte birini karşılayan Hürmüz Boğazı, savaşın başlamasıyla birlikte İran tarafından gemi geçişlerine kapatıldı. İran, 8 Nisan’daki ateşkesten sonra da boğazı açmaya yanaşmadı. 18 Haziran’da ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından resmen imzalanan mutabakat zaptının da önemli bir başlığı Hürmüz Boğazı.
14 madde ve 60 günlük müzakere | Trump ve Pezeşkiyan mutabakat zaptını imzaladı
İran’ın küresel ölçekte petrol maliyetlerinin artışını tetiklemek ve böylece ABD üzerinde baskı oluşturmak amacıyla önemli bir koz olarak kullandığı Hürmüz Boğazı, mutabakat zaptının öngördüğü 60 günlük müzakere sürecinde kritik bir başlık olarak masada yer alacak.
Mutabakat, İran ve ABD’nin, Hürmüz Boğazı’ndan gemi trafiğinin yeniden başlamasına izin vermesini öngörüyor. Trafik kısmen yeniden başlamış olsa da, stratejik su yolunun durumu hala belirsizliğini koruyor. ABD tarafı boğazın savaştan önce olduğu gibi gemi geçişlerine ücretsiz olmasını istiyor. İran ise, yeni dönemde boğaz üzerinde yeni bir statüko oluşturmak niyetinde ve buna göre gemilerden ücret alınacağını savunuyor.
ABD-İran mutabakatı | Doha’da teknik görüşmeler yapıldı: İran’ın şartları var
Mutabakat zaptına rağmen 27 ve 28 Haziran’da Hürmüz Boğazı’nda ABD ile İran karşılıklı saldırılar gerçekleştirdi. Bu saldırılar, mutabakat zaptında öngörülen 60 günlük müzakere sürecinin geleceğine ilişkin kuşkuları ve belirsizlikleri artırdı.
Belirsizliği artıran son gelişme ise önceki gün ve dün yaşandı. İran boğazdan geçen üç ticari gemiye yönelik saldırı gerçekleştirdi ve buna karşılık olarak ABD de dün ve bugün gece saatlerinde İran’daki çok sayıda hedefi vurdu.
NATO ZİRVESİ’NDE GÜNDEM İRAN VE HÜRMÜZ BOĞAZI’YDI
7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da toplanan NATO Zirvesi’nin önemli gündem başlıklarından biri de İran’daki gelişmelerdi. Liderler zirvesinin ardından açıklanan sonuç bildirisinde, NATO üyeleri toplu olarak, ilk kez ABD Başkanı Trump’ın görüşlerine yakın bir duruş sergiledi.
Bildiride İran’ın asla nükleer silahlara sahip olamayacağı ve Hürmüz Boğazı’nın şartsız olarak gemi geçişlerine serbest bırakılması gerektiği vurgulandı.
Trump ise dün Ankara’da İran’ın boğazdaki son saldırıları sonrasında “Bence ateşke bitti“ dedi ve İran ile artık müzakere yapmak istemediğini söyledi. Ancak ağır hakaret ifadeleriyle bu açıklamaları yapan Trump, daha sonra ABD’ye dönüşte uçakta İran’ın anlaşma yapmayı çok istediğini söyledi.
Trump’ın bu hızlı dönüşleri yeni değil; savaşın başladığı 28 Şubat’tan beri İran’ı yok etmekten savaşın yakında biteceğine, İran’ın kötü olduğundan anlaşmak için can attığına dair pek çok kere açıklama yaptı.
İran ile 18 Haziran’da resmen imzalanan mutabakat zaptının da Trump’ın son açıklamalarıyla tamamen ortadan kalkması beklenmiyor; ancak son gerilimin mutabakat zaptında öngörülen ve fakat henüz başlamamış olan müzakere sürecinde tarafların pozisyonlarını sağlamlaştırmaya yönelik olduğuna dikkat çekiliyor.
Bununla birlikte mutabakat zaptının üzerinden 3 hafta kadar süre geçmiş olmasına rağmen, henüz 60 günlük müzakere sürecinin başlamamış ve Hürmüz Boğazı ile İran’ın nükleer programı gibi kritik başlıklarda bir ilerleme kaydedilmemiş olması, süreci çok daha kırılgan hale getiriyor.
“Ateşkes bitti, müzakere etmek istemiyorum” | Trump: Bu akşam İran’ı çok sert şekilde vuracağız
×
TRUMP KENDİNİ ÇIKMAZA SOKTU
Son gelişmelere dair bir analiz yayımlayan Reuters haber ajansına göre, mutabakat zaptının üzerinden üç haftadan fazla bir süre geçtikten sonra yaşanan bu gerilim artışı, “Trump’ın kapsamlı bir barış anlaşması yapma ve savaştan onurlu bir şekilde çıkma konusunda karşılaştığı zorlukları“ ortaya koyuyor. Resuters’a konuşan analistlere göre, Trump’ın seçenekleri sınırlı ve çoğunlukla kötü.
“Karşılıklı saldırıların ötesinde herhangi bir ağır tırmanışın, tam teşekküllü bir savaşa geri dönme riskini taşıyabileceğine“ dikkat çekilen analizde, Trump’ın İran’ın meydan okuması karşısında geri adım atmasının, Tahran’ın dünyanın en önemli petrol taşıma kanalında istediği zaman nüfuz kurabileceği hissini pekiştirebileceği kaydedildi.
Reuters’ın analizinde devamla şöyle deniliyor:
Trump, İran’ı nükleer programının kaderi hakkında müzakere masasına geri döndürmeyi umuyor olabilir; zira nükleer programı ana savaş hedefi olarak belirlemişti. Ancak çoğu uzman, Tahran’ın onun aradığı türden derin tavizler vereceğine dair pek bir işaret görmüyor.
Demokrat ve Cumhuriyetçi yönetimlerde Ortadoğu müzakerecisi olarak görev yapmış olan Aaron David Miller, “Trump kendini bir çıkmaza soktu. İster askeri ister diplomatik yollarla olsun, İran’dan fazla bir şey kazanması pek olası görünmüyor” diyor.
TRUMP BASKI ALTINDA
Trump’ın bir çıkış planı arayışı, binlerce insanın ölümüne, ülke içinde ekonomik sıkıntılara yol açan ve Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sadece birkaç ay önce onay oranlarını düşüren bir savaşı kalıcı olarak sona erdirme baskısıyla karşı karşıya kaldığı bir dönemde gerçekleşti.
Trump’ın bu hafta Türkiye’de katıldığı NATO zirvesini gölgede bırakan son saldırılar, 17 Haziran’da imzalanan mutabakat zaptının, 28 Şubat’ta ABD-İsrail hava saldırılarıyla başlayan savaşı sona erdirecek nihai bir barış anlaşmasına dönüşmesi umutlarını zedeledi.
Çoğu analist, iki tarafın belgede belirtilen 60 günlük müzakere süresi içinde kapsamlı bir anlaşmaya varabileceğinden şüphe duyuyor. En zorlu konularda sürekli kesintiye uğrayan ve neredeyse hiç ilerleme kaydedilmeyen görüşmeler ertelendi ve bir sonraki görüşme turunun ne zaman olacağı belirsizliğini koruyor.
Ekonomisi ve askeri kapasitesi ağır hasar gören İran, Washington’ın Tahran’ın uluslararası pazarlarda petrol satmasına izin veren muafiyeti iptal etmesinin ardından artan baskıyla karşı karşıya kaldı; bu karar, geçici anlaşma kapsamında elde ettiği en büyük kazanımlardan birini ortadan kaldırdı.
Bununla birlikte, sertlik yanlısı yöneticileri daha fazla darbeye dayanmaya istekli görünüyor ve bazı analistler, her iki tarafın da bu hafta gerçekleştirdiği saldırıların gelecekteki müzakereler için pozisyon belirleme amacı taşıdığını öne sürdü.
Eski ABD Ulusal İstihbarat Teşkilatı Ortadoğu Başkan Yardımcısı Jonathan Panikoff, bu eğilimin öngörülebilir gelecekte de devam etmesinin muhtemel olduğunu söyledi.
Washington’daki Atlantic Council düşünce kuruluşunda çalışan Panikoff, “Durum tam ölçekli bir savaşa geri dönmeyecek. Ancak varsayılan ayar artık yönetilen istikrarsızlık – kalıcı bir çıkış yolu olmayan tekrarlayan şiddet…”
İkinci dönem için yürüttüğü seçim kampanyasında yabancı müdahalelerden kaçınma ve Amerikalıların ekonomik kaygılarına odaklanma vaatlerinde bulunan Trump, İran’ın da benzer iddialarda bulunmasına rağmen, geçici anlaşmayı ABD’nin ezici bir zaferi olarak nitelendirdi.
Yine de çoğu analist, bir zamanlar İran’ın “koşulsuz teslimiyetini” talep eden Trump’ın, savaşla ilgili sık sık değişen hedeflerinin çoğunda engellendiği konusunda hemfikir.
HÜRMÜZ BOĞAZI: İRANLILARIN BİR TAHMİNİ VAR
Son çatışmaların temelinde, İran’ın savaş sırasında dünyanın petrol sevkiyatının beşte birini kesme yeteneğini gösterdiği boğazın kontrolü açısından ön anlaşmanın ne anlama geldiğine dair farklı yorumlar yatıyor.
İran, su yolunun yönetiminde gelecekte bir rol üstlenmeyi, hatta ücret veya geçiş ücreti almayı öngörürken, Trump ve ABD’nin Körfez müttefikleri serbest ve güvenli geçişe geri dönülmesinde ısrar ediyor.
Washington’daki Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi düşünce kuruluşundan Jon Alterman, “İranlılar, Trump’ın ucu açık bir savaşa sürüklenmek istemediğine ve Körfez’in normalleşmeye çok ihtiyaç duyduğuna karar verdiler. Tahminleri, Trump’ın birkaç gün savaşacağı ve Körfez Arap devletlerinin onu durdurmaya zorlayacağı yönünde” diyor.







